• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Tuğba Görgülü
HAFIZAMIZDAKİ YEŞİLÇAM
04 Mayıs 2015 Pazartesi
Tuğba Görgülü | tubagorgulu1@gmail.com



Yeşilçam filmlerindeki repliklerin mizahi yönü ve anlamlı sözlerin ifade edilmesi toplumumuz tarafından çok beğenildi. Yazımın bu ilk bölümünde Türk Sineması’nın geçmişinden bugüne kadar izleyiciyi en çok güldüren, hüzünlendiren, hafızalara kazınan repliklerinin adeta nesilden nesile aktarılarak dilimize nasıl pelesenk olduğuna hep birlikte tanık olalım.



Sanatçılar Sinema İçin Ne Dediler

Sadece gönülden bağlı olarak sanata dair emek veren insanlar için sinema bir aşk, bir tutkudur. Yazımın bu bölümünde değerli sanatçılarımızın sinema için verdiği değerli emeğe ve Türk Sineması’nın, hala Yeşilçam filmlerinin üzerine nasıl inşa edildiğine tanık olacağız.

Zorluklara Rağmen Sinema İçin Güldüler
 



Yeşilçam'ın önemli yıldızları belki de tırnaklarıyla kazıyarak, çok zor şartlar altında çalışarak Türk Sineması'nın temellerini attı. Onlar bütün özlemlerine, yokluklarına ve imkansızlıklarına rağmen gülmeyi ve güldürmeyi seçtiler. Yazımızın bu bölümünde de bu yıldızlarımızın zaman tünelini inceleyerek verdikleri mücadeleyi ve bu mücadele sonucunda Türk Sineması’nda gelinen son noktayı görelim…

Ülkü ERAKALIN: “Sadece senaryonun dili ona layık olsun diye ‘Zeki Müren Türkçe’sine 6 ay çalıştım.”

Ferdi TAYFUR: “Kilyos'ta ‘Derbeder'in çöl sahnesini çekiyorduk. Çocuklarla birlikte kamera akülerini taşıdığımı çok iyi hatırlıyorum. Herkes bir işe sarılmıştı. Bu neyi gösterir? Bir samimiyet olduğunu. O işi çok sevmemizden kaynaklanıyor. İşi çok seveceksin, ben bunu bilirim.”

Türkan ŞORAY: “Sinemada eğitimli olsanız hiç de fena olmaz. Ben bugüne kadar içgüdülerimi kullanarak oyunculuğu keşfetmeye çalıştım. Ama o yıllarda zaten, sinema oyunculuğu eğitimi yoktu. Sırf eğitim yeterli değil; eğitim yetenekle birleştiği zaman süper oluyor. Ben hala, oyuncuyum diyemiyorum. Çünkü istediğiniz kadar eğitim alın oyunculuk sonsuz.”

Türker İNANOĞLU: “10. Kendi kendimin sansürünü yapan bir insanım. Başarılarımdan biri de aileye hitap eden filmler yapmam. Erotik filmler furyası başladığında sinemadan çekildim. Vurdulu kırdılı karate filmleri yapıldı, yine aynı şekilde... Aile komedisi, dramları, kahramanlık filmleri yaptım.”

Bahar ÖZTAN: “O kadar film çekmeme rağmen sinemadan para kazanamadım. Sahneye çıktığım zaman çok güzel paralar kazandım.”

Sibel TURNAGÖL: “Sinema bir dönem müthiş kötü bir durumdaydı. Filmler yapılamıyordu. Eh tabi ki o zaman televizyonun içerisinde olmak durumundaydık. Sonuçta mesleğinle birlikte hayatını da devam ettiriyorsun.”

Adile NAŞİT: “ Evde ekmek olmazdı. “Çocuk köfte istiyor biraz bayat ekmek varsa alabilir miyim?” diye komşuya giderdim. Halbuki evde yiyeceğimiz bir lokma ekmeğimiz olmazdı.”

Hüseyin PEYDA: “ ‘Rabia Hatun’ filminde tek gözümü kaybettim. Sigorta veya herhangi bir güvencem olmadığı için iş kazası deyip geçtim. “

Tamer YİĞİT: “Sinemamız sansür kıskacından geçti. Her film çeken fikrini, hayalini çekemedi. Söyleyeceği sözü söyleyemedi.”

Hulusi KENTMEN: “Yıllarca hep zengin, fabrikatör baba rolünü oynadım. İşin en acıklı kısmı ise bütün gün zengin baba rolünü oynayıp çekim bitiminde eve gitmek için soğukta, köşedeki durakta dolmuş beklemem olmuştur.”
 

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı