• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Çağrı Beşli
Milletçe Alkışlamıyoruz
20 Nisan 2015 Pazartesi
Çağrı Beşli | cagrıbesli@gmail.com

Değerli 34sanathaber takipçileri sizlere bu yazıda günlük hayatımızın parçası haline gelen sanat ve siyaset ilişkisinden biraz bahsetmek istiyorum.

İnsanoğlunun belki de bu dünya üzerinde yapmaya çalıştığı en güzel şeydir sanat.

Sanat; ruh dünyamızı maddeler ile bu dünyaya aktarma biçimlerinden biridir.

Siyaset ise ruhların kayboluşudur…

Son dönemlerde sanatçıların siyaset içine girmesi siyasetçilerin sanatçıları ile ilişki kurma çabaları gerçek sanatseverleri derinden etkilemektedir. İnsan sanat ile ruhunun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkmak istiyor ve arkasında var olan gücün nereden geldiğini gerçek sanatseverler biliyor. Sanatın tüm inceliklerine karşı yapılan en küçük bir siyasi hareket bile toplumun sanat algısına büyük zararlar vermektedir… Ne yazık ki bunun farkına varamayacak kadar gözleri körelmiş insanlar ile yaşamak zorunda bırakılıyoruz.

“Milletçe Alkışlamıyoruz” başlığını yazının başlığı yapmamın sebebi, geçen akşam sinema dünyasının en büyük firmalarından birinin sinema salonunda büyük bir heyecan ile filmin başlamasını beklerken karşıma çıkan bu siyasi reklamdı… İnanın bütün heyecanımı öldürdü. Hâlbuki sinema salonları, tiyatro sahneleri, konser salonları insanların biraz da olsa huzur bulduğu heyecanlandığı yerler diye biliyorum ben. Bir başka akşam İstanbul’un en önemli konser salonlarından birinde gerçekleşen sinema ödül töreninde sanattan uzak, siyasi fikirlerin baskısı altında bir yerlere yaranmaya çalışan insanları görmüştük. Sürekli olarak bir tarafın gönlüne girme, onunla birlikte olma isteği sanat üreticilerinin neden aklını bu kadar karıştırıyor. Neden siyaset ile bu kadar iç içe olmak istiyorsunuz inanın anlamıyorum ve anlamak istemiyorum. Tiyatro oyuncuları oyun sergilemek yerine sağ da sol da siyaset peşindeler… Müzisyenler, şarkıcılar ruh beslemek yerine siyasi partilerin propagandaların bir parçası haline geldiler. Ruhlarımız inceliğini, derinliğini saflığını kaybetmeye mahkûm ediliyor bu anlayış yüzünden. 

Unutulmamalıdır ki siyasi düşünceler dünya tarihinde yok olmaya mahkûmdur. Ama sanat öyle değildir. Üretilen eserler yüz yıllar boyu farklı düşlerin gerçekleşmesine yardım eder.

Belki bir fırça darbesi, bir nota, bir ses, belki bir fotoğraf geleceği aydınlatacaktır.

Aydınlık geleceğimiz için… Kültür ve sanatla dolu günler dilerim…

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı