• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Tuğba Görgülü
Hey Yavrum Hey! Bugün Efkarlıyız Abiler!!!
24 Mart 2015 Salı
Tuğba Görgülü | tubagorgulu1@gmail.com


 

Bundan tam 20 yıl evvel 18 Mart 1995 yılında aramızdan ayrılan usta sanatçı Sadri Alışık’ı ölümünün 20. yılında özlem ve saygıyla anıyoruz.Gerçek adı Mehmet Sadrettin olan Sadri Alışık 5 Nisan 1925 günü İstanbul Paşabahçe’de dünyaya gözlerini açtı. Kendisi Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli ve en değerli komedyenlerindendi. 2014 yılında yitirdiğimiz sanatçı Çolpan İlhan’ın eşi, sanatçı Kerem Alışık’ın babası, gazeteci, yazar ve şair Atilla İlhan’ın kayınbiraderi ve Türkiye’nin kendisi gibi gurur duyduğu bir başka aramızdan ayrılan sanatçı Ayhan Işık’ın en kadim dostuydu.
Sinema hayatına 1944 yılında Faruk Kenç’in yönettiği ‘Günahsızlar’ filmiyle adım atan Alışık, daha sonra 1964 yılından başlayarak hayat verdiği ‘‘Turist Ömer’ ’ karakteriyle hafızalara kazındı. Sanatçının anısına, eşi Çolpan İlhan tarafından kurulan ‘Sadri Alışık Kültür Merkezi'nce her yıl ‘Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Ödülleri’ verilmektedir. 1970’li yıllarda sanatçılar arasında yaygınlaşan plak yapma furyasına Sadri Alışık da katıldı ve birkaç 45'lik plak da o doldurdu.
‘Turist Ömer’  karakteri biraz anarşist bir o kadar vurdumduymaz bir karakterdir, ona gezmeyi çok sevdiği için arkadaşları Turist adını takmışlardır... Turist, tıraş olmaz, gri pantolon, yakası bağrına kadar açık ekose gömlek, delik fötr şapka ve ökçesi basık ayakkabı giyen bir adamdır. Espri yapar, karşısına çıkanları, sözle, nükteyle yola getirir.  ‘Turist Ömer’  iyiliksever, yaşadığı andan ilerisini düşünmez, çalışmaz, karnı acıkınca doyurmak aklına gelir, beceriksizdir ve belki de bu yüzden sevimli ve cana yakındır...
Türk Sineması’nın en belirgin karakterlerinden bir diğeri de yine Sadri Alışık tarafından canlandırılmış olan ‘Ofsayt Osman’dır.  ‘Ofsayt Osman’ ‘Turist Ömer’e nazaran daha melankolik, hayatı ve yaşamayı bir futbol sanıp hiç gol atamamış, hep ofsayt pozisyonunda kalmış mazbut bir adamdır... Tıpkı ‘Turist Ömer’  gibi ‘Ofsayt Osman’da beceriksiz, asi fakat çok temiz kalplidir. Çizgili beyaz gömlek, kahverengi yelek giyer. ‘Turist Ömer’den farkı, o birçok şey yapmak ister ama kaderi ve kötü talihi peşini bırakmaz.

Bütün bu rollerin öz yaşamında tek bileşkesi olan sanatçı Sadri Alışık, kendi makamında ve kendi tarzında şarkıyı söylerken en duygusuz insanı bile kederlendirip iç çektirtir ve öyle güzel nameler yapar ki, insanı alıp götürür. Alışık’ın sigara içişi, duruşu, bakışı, hepsi başkadır ve bir o kadar gerçektir.  Her duyguyu verebilen bir aktördür.
Hüznü ve yalnızlığı en güzel anlatan adam belki de Sadri Alışık’tı. Kötü örnek olabileceğini bildiğim halde dile getireceğim ama evrende en güzel sigara içen adam da belki oydu. Kendi yarattığı selamını hala ölümünün üzerinden geçen 20 yıla rağmen bile taklit eden insanlar varken, beynimize mıhlanan sureti aklımızdan hiç silinmeyecek; bana Türk tipi Şarlo’yu anımsatan ender bir kişilik.
Bence Türk Sineması’nda kendi şahsına münhasır oyuncuların en başında gelir kendisi. Onun kadar kendine has, kendini kabullendiren ve sevdiren bir dili kim yaratabilirdi ki… Öyle ki 1966 yapımı ‘Şoför Deyip Geçmeyin’ filminde söylediği bir söz de bunu kanıtlamaya yetmez mi?  "Biz içi dışı bir insanlarız, cam gibi. Yüzüme bak, ensemden içimi gör."
Benim gibi kim bilir kaç kişi ‘bizden’ biri gibi gördüğü usta sanatçıyı alıp karşısına saatlerce konuşası, eski aşkları hatırlayıp efkârlanası gelen biriydi o. O’nun filmleriyle eski İstanbul sokaklarını arşınlamış ve salaş meyhanelerinde günü sonlandırmış ama yine de yüzünden tebessümü eksik etmemiş kişiler "hey yavrum hey" lafını çok kullandı.  Çünkü o filmlerinde hem çok efkârlandığında, hem de çok mutlu olduğunda "hey yavrum hey" lafını çok kullanırdı. Tek farkı söyleyişteki tonlamaydı. Tıpkı hüzünlü şarkılarda güldürüp, hareketli şarkılarda ağlatabilmesi gibi…
İstanbul Beyefendisi denince akla gelen isim Sadri babayla karşılıklı salaş bir meyhanede oturup, Müjgan’ın haline ağlamamış olsak ve o hicaz makamına eşlik edip efkarlanamamış olsak da biz o kulaklarımızda çınlayan efsane replikleriyle onu hep tebessümle hatırlayacağız. Şimdi bir kez daha o replikleri hatırlayıp mekânını ışıtalım üstadın.

Sadri Alışık’tan Hafızalara Kazınan Bazı Replikler…
"Balıklar ağlıyor gene, gariban balıklar be! Balık ağlaması değil bu denizkızı galiba..."
“Bir daha mahalleye gelmedi Müjgân, gelemedi. Bizim dar ve eski sokaklara sığmıyormuş otomobili dediler.”
“Adresi kim kaybetti de biz bulacağız ya! Turist milletinin adresi mi olur! İkametgâhımız gök kubbe, muhtarlıkta da kaydımız yok ama evelallah hangi karakola sorsan tescilimiz bulunur... Milli Âdem babalardan Turist Ömer dedin mi tamamdır…”
"Öyle sevdim ki Müjgân'ı dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim. Evleniriz gibi geldi bana..."
"Söyle be sevdiğini, yalanda olsa hoşuma gidiyor"
"Efkâr iyi bir şey olsaydı zaten zenginler onu bizden alırdı"
“Sonra döndüm sordum kendime... Ölmek için doğmamış mıydık?”
“Seni öyle bir severim ki, dengeni kaybedersin. Kiliseye gider selamünaleyküm dersin...”
“Bu akşam affınıza mağruren biraz şeyim. Efkârlıyım abiler, efkârlı...”
“Sokak köpeklerine selam vermek, adam olmaya çeyrek var demektir.”
“Bu ağzımdaki izmarit yok mu be kız, işte onun gibi benimsin!"
“Bir plakta çal da, gönlümüz pansuman olsun."

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı