• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Akkoyun Özbay
Eyüp, Uhrevi belde…
26 Şubat 2015 Perşembe
Sema Akkoyun Özbay | semaakkoyunozbay@gmail.com

Eyüp ismini Hazreti Muhammed’in

yoldaşı ve sancaktarı, Ebu Eyyub

Haliç...

el-Ensari’den almış.

Sevgili Peygamberimizi, Medine’ye hicret ettiğinde

Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri, evinde yedi ay misafir etmiş.

Efendimizi uzun süre evinde misafir etme şerefine erişen

Eyüp Sultan Hazretlerini ise yüzyıllardan beri İstanbul sinesinde barındırıyor.  

Bizans döneminde hürmet edilen yer Eyüp. Yedi yüzyıl sonra,

Fatih Sultan Mehmet’in hocası şeyh Akşemsettin tarafından yeniden keşfedilen

Eyüp’e İstanbul’un ilk büyük cami inşa edilmiş ve Türbenin tek kubbesi,  

dönemin diğer eserlerinin aksine, sekiz köşeli inşası ile tarihçilerde şaşkınlığa sebep olmuş.

Eyüp Sultan Hazretlerini yüzyıllardan beri sinesinde barındıran

İstanbul,  böyle bir şerefe nail olduğu için ikinci bir ‘Peygamber Şehri.’ 

Yüzyıllar boyu Osmanlı padişahlarının kılıç kuşandığı Cami,

İstanbul’un ilk Sultan Camisi, birçok kabir, türbe ve lahiti olan,

16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan, Cafer Paşa Medresesi,

 Zal Paşa Camii yine bir Mimar Sinan eseri, buram buram tarih kokan,

Ebu Suud  Efendi ve bir çok Osmanlı vezirini kucaklayan

Osmanlı Dönemi’nin pek çok önemli Asker, Devlet Adamı ve Alimleri

Ebu Eyyub El-Ensari’nin yakınına gömülmeye sevdalıymış.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme döneminde Eyüp’e

Altın Boynuz boyunca fabrikalar inşa edilmiş,

İlki Osmanlı ordusuna fes üreten Feshane’ymiş.

III. Selim’in annesi Mihrişah Valide Sultan’ın inşa ettirdiği

İmaret ise 200 yıldan buyana faaliyetini günde 500 muhtaç aileye sıcak yemek dağıtarak sürdürüyor.

1700’lü yıllarda kurulan Piyerloti’deki Karyağdıalibaba Bektaşi Tekkesi,

Yukarı tepelerinde ağaçlıkların bulunduğu ruhsal sakinlik ve rahatlama yeri olan

Ve adını Fransız yazar Pierre Loti’den alan, geniş alana yayılmış Eyüp’ün simgesi olan kahve,

Haliç üzerinde şahane bir manzarayla dünyanın en güzel şehirlerinden birini izliyor.

Yıllar boyu bu isimle anılan, adını İstanbul aşığı şair ve yazardan alan bu tepede

Ağaçların altında çayınızı yudumlarken, derin bir barış duygusu hissedersiniz.

Fabrikaların kapatılmasıyla artık kokmayan Haliç,                    

Su kenarında oturmanın mümkün olduğu,

Sandalların insanları karşı sahillere taşıdığı,

Atmosferinin barış dolu olduğu, camilerin ve tarihin semte hala hakim olduğu,

Uhrevi belde Eyüp, dünyevi sıkıntıların giderildiği bir cazibe Merkezi,

Birçok Türk şair ve yazarı gibi Yahya Kemal de bu cazibeye kapılıp

“Bir rüyada gördüğümüz Eyüp’ü” şair hassasiyetiyle anlatmış.

Eyüp Sultan Hazretlerini ve Eyüp semtini en etkileyici üslupla kaleme almış.

Ve Eyüp’ü yüzyıllardır İstanbullulara manevi hazların en ulvisini yaşatan,

Muhteşem manzarasıyla derin bir nefes aldıran mukaddes şehirlerden biri olarak tarif etmiş.

Ne vakit Eyüp’e gitsek huzura eriyoruz. Yahya Kemal’in ifadesiyle,

“İslam cennetinin yeşil bir bahçesi gibi arz-ı endam eden bu ölüm şehri kendini ziyaret eden herkesi etkiliyor. Ölü kalpleri diriltiyor. Tarihi mezar taşları, taş kalpleri yumuşatıyor. Haliç kenarındaki bu yeşil şehir, Eyüp. İstanbul’u fethetmeye gelen Türk ordularının hicretin 857. senesi baharında, surlara karşı gördükleri bir rüya idi… Bizi de içine aldığı zaman fazla düşündürmüyor, orada ahiret havasını teneffüs ederken müsterih oluyoruz, zihnimizi yormuyoruz.’’

Yahya Kemal’e katılmamak mümkün değil. Çünkü Eyüp’ü gezerken,

Asırlık servilerin altında dinlenip, kabir taşlarına bakarken

Fatiha okuyunca büyük bir ferahlık duyarız.

Kabirlerin arasındaki dar yollardan yürürken

Kendimizi cennet bahçesinde hissederiz.

 

Nice Şehit, Alim, Veli ve Gönül Sultanlarını sinesinde barındıran Eyüp,

Yerli ziyaretçileri ve yabancı seyyahları da manevi atmosferi ile

sarıp sarmalarken tesiri altına almış.

‘‘İstanbul,  Müminlerin o kadar çok sevdiği Eyüp servilerinin altında, kendimi senin ölülerinle kardeş hissettim’’ Bir Katolik olan Şair Henri de Regnier’e bunları söyleten yine Eyüp.

Yetmez mi bu şehrin halkına bu nimet-i Bari

Habib-i Ekrem’in yari Eyyüb el-Ensari

                                                     La Edri,

‘La Edri’ Arapçada ‘bilinmeyen’ yazarı belli olmayan edebi eserlerden birinde

Şair duygusunu böyle dile getirmiş.

Şu anda Haliç kıyısındaki Feshane ise İstanbulluların akın ettiği

bir şenlik yeri, fuar, kongre ve  kültür merkezi.

2007’de kurulan Santral İstanbul çok boyutlu sanat kültür platformu.

Pek çok medrese, türbe, cami, kilise, külliye ve hamam gibi tarihi yapıların görüldüğü,

Ziyaretçiler in huşu içinde huzurla namazlarını kılarak,  insanı etkileyen

O hoş atmosferde ibadetlerini yapmaya devam ettikleri yer.

Camisi her zaman dolup taşan Ramazan günleri, kandil ve kadir geceleri

İstanbul’un huzur Mekanı, kiminle giderseniz gidin Mabedin avlusuna,

Girdiğiniz andan itibaren insanı büyüleyen manevi havayı solursunuz.

Güzel sesli hafızların Yasin’i sayfa sayfa okudukları,

Namazın ardından Avluda yapılan dualara

Hep birlikte Amin demekten keyif alıp maneviyatı içinde yaşatanlar.

Sünnet edilecek çocukların kaçınılmaz ziyaret yeri,

Civardaki simitçilerden simit alıp, avluda yiyenler,

Bahçesinde Kuşlara buğday atanlar,

Caminin etrafındaki kitapçıları ve hediyelik eşya satan dükkanları gezen,

Avluda oturup o mistik havayı soluyan, kuşlara bakarak özgürlüğü yaşayanların

Uğrak yeri ve bu güzel duyguların vazgeçilmez mekanı Eyüp…


Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı