• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Akkoyun Özbay
ADALAR’ da hayat var…
29 Eylül 2015 Salı
Sema Akkoyun Özbay | semaakkoyunozbay@gmail.com

Bizans Dönemi’nde manastırların kurulduğu, saray mensuplarına yazlık ve sürgün yeri olan Adalar, yabancılar tarafından ‘Prens Adaları’ olarak biliniyor. Tarihte sürgün ve işkencelere sahne olmuş balıkçı köyleri, korsanlar tarafından yağmalanmış. Osmanlı Dönemi’nde boşaltılıp kendi haline bırakılmış. Tanzimat’la birlikte canlanarak, şehrin bir parçası olarak yerleşime açılmış.

Marmara Denizi’ndeki volkanik olmayan kıtadan ayrılan adalar,  Büyükada, Heybeliada, Burgaz Ada, Kınalı Ada, Sivri Ada, Yassı Ada, Sedef Adası, Tavşan Adası ve Kaşık Adası. Dragos Tepesi ise bu oluşum sırasında karadan kopamadığından karşısındaki takımadalara yıllar yılı kavuşma umuduyla bakar bakar durur…

İstanbul’un doğal güzelliklerinin başında,

Marmara’da hayat var dedirten adalar…

Şehirden uzaklaşmak istemeyenlerin tercihi,

Simit, çay eşliğinde yandan çarklı ada vapuruyla,

Martıların çığlıkları ve denizin güzelliğini takip ederek,

Şehirden kaçarcasına Adalar’a ulaşmak.

Güzelliğine doyum olmayan,

İskeleye adım atınca başka bir dünyaya geçiş yapılan,

İstanbul’a en yakın cennet köşesi,

Tam tadında, kıvamında,

Çamlıkları, mehtapları ile şairlere ilham veren,

Sokaklarında gezmek çok güzel,

Yürürken içinize huzur ve mutluluğu dolduracağınız yer,

Mimozalar, akasyalar, erguvanlar, kocayemiş,

Sahilleri, çamları, zarif köşkleri, güzel yalıları,

Plajları, camileri, kiliseleri, manastırları,

Balıkçıları, kayıkçıları, faytoncuları, bahçıvanları,

Tok evin aç çocuğu martıları, tembel kedileri, sadık köpekleri,

Romantizm, yeşillik, güzel hava ve huzuru ile Prens Adaları…


BÜYÜKADA

Eski adı ‘Prinkipo’ Rumca Prens anlamına gelen Büyükada,

Adaların şahı,  huzur içinde kozmopolit bir yaşam sunan,

Geçen yüzyıldan kalan Rum evleri, ahşap ve kuleli köşkleri,

Süslü balkonları, Neo-Barok tarzı yapıları,

Ve tarihi iskelesi ile seçkin sayfiye yeri.

1911 yılında açılan Atatürk’ün konaklama yeri,

Meşhur Tarihi Splendid Palas ve Anadolu Kulübü.

Rosola Köşkü’nde yazlarını geçiren Halikarnas Balıkçısı,

Sessizliği seven ve Büyükada’ya yerleşen Reşat Nuri Güntekin’i

Ruhani tepe noktası Aya Yorgi Kilisesi,

Muhteşem manzarası ile çam ağaçlarının arasına gizlenen,

Masum ve herkese adada olduğunu hissettiren yer,

200 metreye yürüyerek çıkmak istemezseniz,

Eşeklerle de çıkabilirsiniz, dua edip niyet tutmaya,

Şifa umuduyla siyah cüppeli bir Ortodoks papazdan dua dilenmeye.

İsa Tepesi’ndeki heybetli mimarisiyle zamana meydan okuyan,

Yaklaşık yarım asırdır boş olan Rum Yetimhanesi.

Sultan II. Abdülhamit zamanında yapılmış Hamidiye Camii,

Lev Troçki’nin Sovyet Lider Stalin tarafından sürgün edildiği,

Büyükada, yürümeye, faytonla gezmeye doyulamayacak tek yer…


HEYBELİADA

‘Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık’

Şarkı sözlerine göre, mehtabın en güzel izlendiği yer.

Diğerlerine göre daha düzenli bir yapıda olan,

Doğal bitki örtüsü bakımından daha şanslı,

Adını heybeye benzeyen şeklinden alan Heybeliada.

Kamariotissa, Adalar’daki tek Bizans Kilisesi,

Dört yapraklı yonca modeline göre yapılan.

Kraliçe I. Elizabeth’in elçisi Edward Barton’un mezar taşı,

Rum Kilisesi Aya Nikola, Beth Yaakov Sinagogu,

Adanın en büyük plajı ise Değirmen Burnu’nda.

İsmet İnönü’nün 1934 yılında aldığı ev, bugün İnönü Müzesi,

Sait Halim’in kardeşi Abbas Halim Paşa’nın Konağı,

Ünlü yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yaşadığı yer,  

Heybeliada’daki evinde hayata gözlerini yuman yazar Ahmet Rasim,

Öykülerinde adadaki yaşantısını dile getiren Heybeliada doğumlu Aziz Nesin.

130 bin kitabın yer aldığı kütüphanesi, turistlerin yoğunlukla ziyaret ettiği,

Heybeliada’nın dünyada tanınmasında ayrı bir önem taşıyan Eski Ruhban Okulu,

Bahriyesi, sanatoryumu ve temiz havası ile İstanbul adalarının orta yerindeki Heybeliada…


BURGAZADA

Sakin, küçük, şirin ada, etrafı yürüyerek turlanan.

Sahil boyunca Kınalı’dan daha büyük yeşil alanı olan,

Manzarası ile ünlü piknik alanı Kalpazan Kaya’yla…

Sait Faik’in Adayla bütünleşmiş yazılarıyla,

‘Hişt, Hişt’ diye vapurdan inenleri karşılayan heykeliyle,

Adanın tek müzesi ünlü öykü yazarı Sait Faik’in annesiyle yaşadığı köşküyle,

Hemen yanı başındaki Aziz Methodios’un hapsedildiği zindanla,

Hz. İsa, Hz. Meryem ve çeşitli Azizlerin ikonalarla süslü kilisesi,

Christos Manastırı ve Aya Yorgi Manastırı,

Çiçekli caddeleri, alçak evleri, küçük camii,

Yokuşlarından Kaşık Adası ve Heybeliada’yı gören, güzel manzarasıyla,

Bakımlı şık sokaklarının yanı sıra tüm adaların en şık yapısı Aya Yani Kilisesiyle,

Ve kendine has güzelliği ile Burgazada…


KINALI ADA

Eski adı Proti olan ada, yeni adını kızıl renkli toprağından alan,

Bizans Dönemi’nde, ada sürgünlerinin çoğunun buraya getirildiği,

Romen Diyojen, Kınalı Ada’daki  ‘Hıristos Manastırı’na sürülüp buraya gömülen.

İstanbul’a en yakın, yeşili az, iklimi sert, kayalık ve en az ağaç olan ada.

Üç ibadethanesi olan yer, fütüristik mimarisiyle Kınalıada Camii,

Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi ve Rum Ortodoks Hıristos Manastırı,

İkiz Sirakyan Evleri, adanın mimari özellik ve güzellikteki tek yapısı,

Kınalı ada’nın simgesi mizah ağırlıklı şiirleriyle ünlü yazar Fazıl Ahmet Aykaç,

Ve grafiker, ressam arkadaşı İhap Hulusi Görey ile ünlü Kulüp Rakısı etiketindeki,

İçki içen çok şık, yakışıklı ve Kınalı ada sevdalısı iki beyefendi…


KAŞIKADASI

Eski adı Pita olan Burgaz Ada’nın doğusundaki küçük ada,

Yüzüstü yatırılmış kaşığa benzediği için bu adı almış.

Basit iskelesi, iki küçük evi olan adada hiçbir tarihi eser yok…


SEDEF ADASI

1850’de II. Mahmut’un damadı Ahmet Fethi Paşa’ya hediye ettiği,

Bugün özel şahıslara ait ve bu yüzden daha az binaya sahip olan ada.

Bitki örtüsü sedefe benzetildiğinden bu ismi alan,

Yaz aylarında bile bol rüzgarlı, denizi temiz,

İstanbul’a en uzak, en tenha, en sakin yer.

Büyükada’ya bakan tarafta Bizans batığı olduğundan dalmaya izin verilmeyen,

Bizans döneminin sürgün adası, Patrik Ignatios’un 10 yıl adada işkencelere maruz kaldığı ada…


TAVŞANADASI

Bizans zamanında taşocağı ve bir adet manastır harabesi olan,

Ağaçsız, çıplak kara parçası, hem küçük hem çorak,

Hem de elverişli plajı da olmayan,

Adını adadaki tavşanların çokluğundan alan Tavşan Adası...


SİVRİADA

Bizans döneminde sürgün yeri olan ada, denizin içinden yükselen bir tepenin uzantısı,

İnzivaya çekilmek isteyen keşişlerin rağbet ettiği yer.

Adaların en küçüğü, küçük bir limanı ve tatlı su kuyusu olan,

Bu gün sadece 10’cu yüzyılda yapılan manastırın kalıntısının olduğu,

Haydarpaşa rıhtım ve limanındaki mendireklerin, bu adadan getirilen taşlarla yapıldığı ada.

 

YASSI ADA

Demokrasi ve Özgürlük Adası olarak bilinen Yassı Ada,

27 Mayıs Darbesi döneminde burada gerçekleştirilen,

Demokrat Partililerin yargılandığı ‘Yassı ada Yargılamaları’ ile tanınır.

Ünlü yazar Faruk Nafiz Çamlıbel, Demokrat Parti İstanbul milletvekili olduğundan,

27 Mayıs Darbesi sonrası orada tutuklu iken duygularını şu dizelerle dile getirmiş.

‘Bilmiyor gülmeyi sakinlerin binde biri,

Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada

Kuşu hicran getirir, dalgası hüsran götürür,

Mavi bir gölde elem katrasıdır Yassı Ada…’

Sivri Ada, Yassı Ada ile birlikte İstanbullular tarafından Hayırsız Ada olarak adlandırılır.

Asırlardır acı, tatlı, hüzün, neşe ve coşkunun yaşandığı, şairlere ilham kaynağı olan Prens Adaları, güzel evleri, bakımlı bahçeleri, eşsiz manzaraları ile adaları gezenlerde unutulmaz anılar bırakmaya devam ediyor…
 

ADALAR

Arıyorum Prenses Adaları’nı

Dalıyor gözlerim mavinin derinliklerine

Aç gözlü çığırtkan martılara

Lalelere, akasya, mimoza, erguvanlara

Arsız, ürkek tekir ve sarman kedilere

Romantik, yeşil, güzel, zarif Adalar’ı arıyorum…

 

 

Yücel Gürdağ Kaya
24 Şubat 2015 - 15:36
On üç ya da on dört yaşlarındaydım , Aya Yorgi kilisesine yürüyerek çıkmıştık Arnavut taşları ile kaplıydı o zaman yanılmıyorsam ve kilisede mum yakıp dilek dilemiştim. Ne dilemiştin dersen, onu hatırlamıyorum ama kilisenin mistik atmosferini, yorucu ama zevkle ve neşeyle tırmandığımız yokuşu yolunu dün gibi hatırlıyorum. İstanbul'u İstanbul yapan, tarih ve yaşanmışlık kokan, sanata ilham olmuş bu doğa harikalarına sahip olduğumuz için şanslıyız.
Semra Pekşen
23 Şubat 2015 - 19:02
Her Yazında olduğu gibi ,Adalarıda çok güzel anlatmışsın.Okurken Aklımda çok şey canlandı. Teşekkürler.
Semra Pekşen
23 Şubat 2015 - 19:02
Her Yazında olduğu gibi ,Adalarıda çok güzel anlatmışsın.Okurken Aklımda çok şey canlandı. Teşekkürler.
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı