• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Akkoyun Özbay
Pera’dan Beyoğlu’na…
29 Eylül 2015 Salı
Sema Akkoyun Özbay | semaakkoyunozbay@gmail.com

Görkemli ve coşkulu dönemin izlerini taşıyan Pera…

Her binasının bir hikayesi,  bir tarihi olan,

Sokaklarında kravatsız erkek, şapkasız kadının görülmediği,

Zenginlerin Paris modasını taklit ederek yaşadıkları,

Şık insanları ile hatıralarda kalan,

Galata Kulesi’nden Galatasaray’a kadar uzanan 

Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Levantenler…

Ata’nın kahve içtiği Markiz, gittiği Elhamra Sineması…

Jön Türklerin buluşma yeri ‘Hacupulo Pasajı’

Mehmet Akif Ersoy’un son nefesini verdiği ‘Mısır Apartmanı’

Orhan Veli’nin ‘Canan ki Degütasyon’a gelmez,

                             Balık pazarına hiç gelmez’

dizelerine konu olan Çiçek Pasajındaki Degütasyon Lokantası,

Heybetli Galata Kulesi, Mevlevihane, Divan Edebiyatı Müzesi,

Paris’in en ünlü sahne oyunlarını aynı anda gösteren üç tiyatrosu,

İstanbul’un ilk gece kulüplerinden ‘Serkldoryan’

Yazarların uğrak yeri Lebon ve Markiz Pastanesi,

Neşeli Çiçek Pasajı, Coşkulu Balık Pazarı,

                           ‘Gittim baktım şıkır şıkır Balık Pazarı

                            Üç tek attım sarhoş oldum ayaküzeri…

Dizelerinde Oktay Rıfat’ın Pera sevgisi…

Ve arka sokaklarının hazin hikayesi ile PERA…

 

Bizans döneminde ‘karşı yaka’ anlamına gelen Pera daha sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada oturan Venedik Elçisi’ne yazışmalarda Beyoğlu dendiği için semt bu adı almış.

Batı ve Osmanlı etkisi görülen Beyoğlu’ndaki yapılar,  Fransız Mimar Eugene Henri Gavand tarafından 1875’de yapılan tünel ve aynı yılların eseri Asmalı Mescit Pasajı. Bir zamanlar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın oturduğu en güzel eserlerini yazdığı, Bedri Rahmi’nin ve Aliye Berger’in atölyelerinin bulunduğu güzel Narmanlı Han’ı, Suriye, Elhamra Pasajları, Saint Antoine Kilisesi, Rusya’dan getirilen toprağın kullanılarak yapıldığı Rus Konsolosluğu. Bu güzel yapılar arasında ulaşımı sağlayan ilk elektrikli tramvay ile 1913’te en kolay ulaşılır en gözde yer oldu…

Vazgeçilmez uğrak yeri İstiklal Caddesi’ne sık sık gelen, dönemin yazarları, sanatçıları önde gelen siyasetçileri ve bürokratları arasında Yahya Kemal, Ahmet Haşim, İbrahim Çallı, Abidin Dino… Lebon‘un müdavimleri  ise Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa, Yunus Nadi, Serveti Fünuncular, Fecri Aticiler ve Çağdaş Edebiyatçılar… Markiz ise Atatürk’ten Orhan Veli’ye Abdulhak Şinasi Hisar’dan Van der Goltz Paşa’ya kadar dönemin aydınlarına ev sahipliği yapmış.  Aynı zamanda sinema, tiyatro ve gösteri merkezleriyle Beyoğlu bir kültür merkezi olmuş.  Cumhuriyet Dönemi’nde ise yabancılardan boşalan yerlere Aydın Türkler ilgi göstermiş…

İstanbul’un başkenti, en İstanbul kokan merkezi,

24 saat uyumayan, eğlencenin en yoğun yaşandığı

İstiklal, insan seli, adım atmak gerçekten zor.

Caddeler erkek, kadın, genç, yaşlı, çoluk çocuk.

Kollarında dövmeli, ıslak jöleli saçları,

Yırtık pırtık jeanleri, kulaklarında küpeleri

Mini etekli, yüksek topuklu, salaş tişörtlü gençleri…

Gıcır gıcır Taksim Tünel tramvayı yine hınca hınç dolu,

Yara yara kalabalığın ortasından süzülüyor.

Bir yandan yemek kokuları, bir yandan müzik sesleri

Her yerden insan sesleri,

Bir köşede yorgun bir sokak çalgıcısı,

Mutlu adımlarla yürüyen,

Ellerinde Beyoğlu çikolatasıyla gülüşen çocuklar…

Karanlık köhne ara sokaklarından süzülerek caddeye geçen,

El ele tutuşan, koklaşan sevgililer…

Nice sevdalara ev sahipliği yapan,

Yorgun, hüzünlü, vefasızlıktan nasibini alan,

Her şeye rağmen eski duruşundan bir şeyler kaybetmeyen

Güzel anıların hatırına dimdik ayakta kalmaya çalışan BEYOĞLU…
 

BEYOĞLU

Bakıyorum şöyle bir İstiklal Caddesi’ne

Ellerinde Beyoğlu Çikolatasıyla sevinen çocuklar

Yırtık pırtık jeanleri ile gülüşen gençler

Ortasında, tam ortasında caddenin

Gıcır gıcır, hınca hınç dolu Taksim Tünel tramvayı

Lebon ve Markiz pastanelerinin arasından

Umursamadan kalabalığı arşınlıyor İstiklal’i…

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

ilhami uluç
19 Şubat 2015 - 23:24
Ah Beyoğlu ah yazınızı okuyunca hatıralarım canlandı, gençliğimizde sinema ve tiyatrolardan çıkmazdık.Bu günkü lüks ve para yoktu ama kültür saygı ve kibarlık vardı. İyi ve özlemini duyduğum şeyleri hatırladım.
Semra Pekşen
13 Şubat 2015 - 11:21
Tebrikler,yazın çok güzel olmuş.Keşke Beyoğlu eskisi gibi kalsaymış.
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı