• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Yunus Yaşar
TUZ İLE EKMEK HAKKI
08 Ocak 2015 Perşembe
Yunus Yaşar | yunus@bayikram.com

 

Deyimler ve atasözleri atalarımızdan bizlere kalan en değerli yol göstericilerdir. Sofralarımızdan ısrarla eksik etmek istemediğimiz ‘tuz’, bereketi ve geleceği ifade eden baştacımız ‘ekmek’ kelimesiyle birleşerek Türk misafirperverliğinin sembolü haline gelmiştir.

Birbirini tanımayan iki kişi bir münasebetle birbirlerinin yemeklerini yerler. Aynı sofradan alınan nasip ile ikram edilen minnet onlara bütün bir ömür unutulmayacak samimiyetin ve dostluğun kapılarını açar. Karşılıklı itimadın ve mertliğin asil bir örneği olan bu ruh ve fikir birliği bir ‘yemin’ hükmü ve değerindeki kimliği ile kültür dilimizde yüceleşmiştir.

Dinimize göre tuzu, Halil İbrahim peygamber bulmuştur. Kabe’yi yaptıktan  sonra Allah’ın rahmetini diler. Allah (c.c.) “Yoksulları giydir, açları doyur” diye buyurur. O da bunu nasıl yapacağını sorar. Kabe’nin yapısından geri kalan toprakları dört bir yana savurmasını emreder. O da öyle yapar. Düşen topraklar tuz olur. O günden sonra bütün yaratıklar o tuzdan yemeye başlar. 

Ekmek özellikle türkler için çok aziz bir gıdadır. Öyle ki nankör kelimesi ‘nan’ ve ‘kör’ kelimelerinden türemiştir. Ve ‘yediği ekmeği görmeyen’ anlamına gelir.

Anadolu’da evine misafir gelen ev sahibi, misafirine evinde bulunan her şeyi ikram etmekten mutlu olur. Misafire hemen bir sofra açılır ve evdeki bütün nimetler özenle sunulur. Bu candan, samimi, cömert ikrama ‘Halil İbrahim Sofrası’ adı verilmiştir. Halil İbrahim Sofrası çok çeşitli bir sofrayı temsil etmez. “Neyim varsa seninle paylaşıyorum” ahlâkının ürünlerinin sunulduğu sofrayı ifade eder. Böylece tuz ve ekmek deyişi, Hz. İbrahim ile dini bir kaynağa götürülür.

İslamiyet dairesine giren Türklerde ‘tuz hakkı’, ‘ekmek hakkı’ ile birlikte anılacaktır. Halk arasında ekmek Kur’an ile birlikte ele alınır. Yemin edilirken, ‘Ekmek Kur’an çarpsın’ denir.

Ayrıca yemeğe tuz ile başlayıp tuz ile bitirmek sünnettir. Tıbben de çok faydalı olduğu bildirilmektedir. Sadece tuz ile çıkan salgı olduğu, yemeğe tuz ile başlayıp bitirilince yemeğin bu iki salgı arasında kalıp daha kolay hazmedildiği belirtilir.

Bu konu ile ilgili iki hadis-i şerif meali şöyledir:

"Ya Ali, yemeğe tuz ile başla!" (Şir’atü'l-İslam)

"Yemeğe tuzla başlamak ve bitirmek 70 hastalığa şifadır." (Riyadu'n-Nasıhin)

Tuz ekmek hakkı birçok tarihi eserde, tasavvufi metinlerde, halk edebiyatı türlerinde atasözü ve manilerde karşımıza çıkmaktadır.

Anadolu’da Aşık Paşa: “Ne tuz-ekmek bilir, ne karşılık; tamamında yoktur hiç doğruluk” der. Aşık Kerem, “Tuz ekmek yediğim kavim gardaşlar, nedir bu feleğin ettiği işler” demektedir.

Evliya Çelebi, izlediği bir geçit töreni sırasında, tuzcu esnafının “tuz-ekmek hakkı” bağlığı için: “Bunlar dahi pürsilah olup tahtırevanlar üzere tuz dükkanlarında tuz tartarak,(tuz-ekmek hakkı için) ubur ederler” demektedir.

Ünlü destan kahramanlarımızdan Battal Gazi yaşlanınca, tuz-ekmek yedikleri kimselerle helalleşir. “Sizinle çok tuz ekmek yedik. Büyüğümüz, küçüğümüz hakkınızı helal edin” der.

Karacaoğlan bir şiirinde tuz ekmek hakkının helal edilmesini şu şekilde ister:

“Yeni geldi Arap atın sökünü

Seyir eyle sağa sola bükeni

Helal edin tuz ekmeğin hakkını

Varamıyom beni burda eyler var” der.

Tuz ve ekmek üzerine pek çok adetler de yapıla gelmiştir.

-Maddi durumu iyi olmayıp da hayır yapmak isteyen kişi, tuz alarak ihtiyacı olanlara dağıtır.

-Çocuğu olmayan kadın için tül­bent içine tuz koyarak sıkılır, sert şekil verilir. Bu tülbentte sıkılı tuz, ispirtoya batırılarak yakılır ve kadının beline sarılır. Böylece kadının çocuğunun olacağına inanılır.

-Evlenme çağına gelmiş delikanlı evlenmek istediğinde babasının ayakkabısının içine tuz koyarak bu isteğini dile getirir.

-Yılan ve akrep sokmasını engel­lemesi için okutulan tuz ev halkına yalatılır.

- Urfa yöresinde cenazesi olan evin mensupları komşulara helva ve tuz dağıtır.

- Diyarbakır, Erzincan yöresinde nazar değdiğine inanılan kişi için ateşe tuz atılır.

- Karadeniz Bölgesi’nde kız istemeye gidilen evden gizlice tuz çalınırsa, kızın alınmasının kolay olacağına inanılır.

- Doğu Anadolu Bölgesi’nde, özellikle Kars yöresinde, yeni doğan bebekler kırk banyolarında tuzlanırdı.

- İç Anadolu’da gelin oturacağı eve geldiğinde, gelinin sağ koltukaltına Kur’an; sol koltukaltına ise ekmek konur.

Sonra bunlar alınır ve ekmekten birer lokma kopartılarak “darısı sizin başınıza” diyerek kızlara dağıtılır; kızlar da utana sıkıla ekmekleri yerlerdi.

Ama yinede son söz olarak ne diyelim;

- Tatsız aşa tuz neylesin,akılsız başa söz neylesin.

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı