• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Mehmet Fatih Fidanboy
Taverna Spilia
11 Aralık 2014 Perşembe
Mehmet Fatih Fidanboy | fatihfidanboy@outlook.com

 

İstanbul'da pek çok Yunan Tavernası var. Bir kaçına da gitmişliğim var hani. Çoğu güzel yemekler, mezeler sunuyorlar müşterilerine. Yaptıkları müzikler de hiç fena değil aslında… Tavernadan çıktığında her yönüyle hafiflemiş gibi oluyor insan. Çünkü biraz pahalılar... ‘Taverna’ kelime anlamı aslında ‘lokanta’ ama biz hep bunu müzikli-yemekli yer olarak düşünüyoruz. Yunanistan'daki tavernaların çoğunda müzik yok mesela. Olanlarda yalnızca cumartesi akşamları hizmet veriyorlar müşterilerine.

Tavernanın gerçek ülkesinde durumlar nasıl acaba? İnsanlar nasıl eğleniyorlar, neler yiyorlar, neler yapıyorlar ve en önemlisi ne kadar ödüyorlar? Bizim İstanbul'daki tavernalara benziyor mu oradakiler? İnsan merak ediyor doğrusu. Biz de daha fazla merak etmeyelim ve İstanbul'a yakın bir Yunan şehrinde tavernaya gidelim dedik.

Komotini; Türkçe adıyla ‘Gümülcine’ İstanbul'a yaklaşık 6 saat uzaklıkta bir Yunan şehri. Nüfusunun yarısına yakını Türklerden oluşuyor. Hem Türk asıllı dostlarımızı görmek hem de Yunan tavernası merakımızı gidermek için bir hafta sonumuzu Gümülcine'ye ayırmaya karar veriyoruz. Gümülcineli dostumuz Ali, bizim için bir tavernadan yer ayırıyor akşam için.  Saat kaçta orada olmamız gerektiğini bilmediğimizden akşam 8 gibi bize tarif edilen mekana gidiyoruz ama programın saat 10'da başlayacağını öğrenip yakındaki bir cafe'de oturup zaman öldürüyoruz. Saat 9.30'da Taverna Spilia’dayız. Spilia, Yunancada mağara anlamına geliyormuş zaten mekan da aynı mağaraya benziyor zaten. Bize ayrılan masaya oturuyoruz. Masamız tam sahne önünde, kendimizi biraz torpilli hissediyoruz. Çok aç değiliz, birkaç Yunan mezesi söylüyoruz ki hepsi Türk mezesi aslında yalnızca sonuna ‘i’ takısı alıp Yunanlaşmışlar. Cacıki, Yunan salatası (bizim çoban salatası ama üzerinde kocaman bir beyaz peynir eşliğinde) ve Sucuki (bizim köfteye benzer bir şey) sipariş veriyoruz.

Ve şov başlıyor... Alexander; buzukide, George Sergkenlidis; piyano ve klavyede, Angela Feuga ve George Sakellariou vokallerde muhteşem bir gece yaşatmaya başlıyor bize. Her şey çok güzel, ortam çok sıcak. Bildiğimiz melodiler bilmediğimiz bir dilde bize ulaşıyor. Sahnede göbek atanlar, sirtaki ve zeybetiko yapanlar ve hatta horon tepenler var. Kimse yerinde duramıyor. Öyle bizdeki gibi tabak kırma falan adetleri de yok, mütevazı bir şekilde eğleniyor insanlar. Eğlence yaklaşık sabah 3'e kadar sürüyor. 2 şarkıcı hiç durmadan şarkı söyleseler de birbirleriyle paslaşıp dinlenebiliyorlar ama buzuki çalan Alexander 5 saat hiç durmadan çalıp sanatını konuşturuyor. Gecenin sonunda, sıra hesabı istemeye geliyor. İstanbul'da böyle bir mekanda olsak muhtemelen bir sürprizle karşılaşacağımızı düşünüyoruz. Evet, Taverna Spilia'da da bir sürprizle karşılıyoruz hesap gelince. Kişi başı 15 Euro sürpriziyle... Yiyorsun, içiyorsun ve sabaha kadar canlı müzikle eğleniyorsun ve 15 Euro ödeyip kalkıyorsun...

Taverna Spilia'ya gitmeyi düşünenler için birkaç bilgi de vermek istiyorum. Önceden rezervasyon yapmazsanız yer bulmanız çok zor. Çünkü çok popüler bir taverna ve yerel halk burayı tıklım tıklım dolduruyor. Nasıl bulurum, nerededir burası diye soracak olursanız, Gümülcine otogarına (KTEL) çok yakın, kime sorsanız gösterir. Kim bilir belki de bir cumartesi akşamı Taverna Spilia'da karşılaşırız...

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı