• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Tuğba Görgülü
Komedi Toplumun Sigortasıdır
26 Kasım 2014 Çarşamba
Tuğba Görgülü | tubagorgulu1@gmail.com

 

‘Yalan Dünya’nın Nurhayat’ı Gupse Özay, belki de risk alarak sinemaya adım attı. Gupse, oynadığı rollerle yetinmeyip senaryosunu kendi yazdığı ve başrolünü de yine kendi oynadığı ‘Deliha’ filmiyle belki de ‘Recep İvedik’e rakip olarak ya da Recep İvedik’in kadın versiyonu ile karşımıza çıktı. 10 günde 700.856 kişi tarafından izlenen film, ikinci haftasını da haftanın en çok izlenen filmi olarak tamamladı. ‘Deliha’ filmi ile Gupse Özay, senaryosunu kendi yazdığı ve oynadığı kadın karakteri beyazperdeye taşıyan ‘İlk Kadın Komedi Oyuncusu’ oldu. Böylece artık Cem Yılmaz’ın, Ata Demirel’in, Şahan Gökbakar’ın bir kadın rakibi oldu. Bence bu oldukça cesur bir girişim olmakla birlikte Türk Sineması’nda komedi açısından da oldukça önemli bir gelişmedir. Çünkü bu zamana kadar, Türk Sineması’nda başrolde bir kadın oyuncunun olduğu komedi filmi görmüyorduk ve bu yüzden bu filmin izleyici açısından değişik olduğunu söyleyebilirim.

 

Bir hatırlatma yapmak gerekirse, Türk Sineması’nda ilk komedi filmi serisi 1917 yılında başladı. Yönetmenliğini Hüseyin Şadi Karagözoğlu'nun yaptığı ‘Bican Efendi Vekilharç’ isimli 1917 yapımı Türk komedi filmi büyük ilgi görünce, 1921 yılında ‘Bican Efendi Mektep Hocası’ ve aynı yıl içerisinde ‘Bican Efendi’nin Rüyası’ isimli Türk komedi filmleri gösterime girdi.

 

‘Deliha’, yani Zeliha biraz deli dolu, matrak ve sahiden temiz kalpli bir genç kadının aşkı bulmaya çalışırken başından geçen komik olayların anlatıldığı bir film. Deli kız Zeliha’nın hikayesi arkadaşlarıyla falcıya gitmesiyle başlıyor. Şirinceli olan Yakışıklı Cemil ve erkek kardeşi Cemal o mahalleye bir fotoğrafçı dükkanı açıyor ve o günden sonra işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Tam da bu nokta da seyirciyi gülme krizine sokan Zeliha, komedi yeteneğini de gözler önüne seriyor ve komedinin asıl amacı olan komik unsurları ortaya çıkartıp insanları eğlendirerek ders vermeye çalışıyor. İç güzelliğin dış güzellikten daha önemli ve daha değerli olduğunu kendince farklı olan yorumuyla oynayıp seyirciyi eğlendirirken güldürüyor, güldürürken de düşündürüyor. Zaten komedi filmleri mizah anlayışı içermesi ve günlük yaşantılardaki değişiklikleri farklı bir yorumla anlatmasıyla eğlenceli ve komik bir hale getirerek izlenir. İnsanlar bu konularda daha önce görmediklerini görür, duymadıklarını duyar, bilmediklerini bilir. Toplumsal olayların aksayan kısımlarına gönderme yaparak dikkat çekmeye çalışır. Şayet film tutarsa ‘Deliha’nın da serileriyle karşılaşmamız mümkün olabilir.

 

‘Deliha’yı izlediğimde aklıma bu yıl 18’incisi düzenlenen ‘Afife Jale Tiyatro Ödülleri'nde komedi kategorisi kaldırıldığı geldi. Bence bu olay karşısında büyük bir şok yaşayan komedyenlerin hepsi kırgınlıklarını dile getirdiği şu dönemde ‘Deliha’ filmiyle Gupse Özay komedi sevenlere tekrar ışık oldu.

 

Aslına bakarsanız sinema ya da tiyatro sadece dramdan ibaret değildir. İnsanlar film izlerken ille ağlamak ya da aşk acısını hissetmek zorunda değildir. Yeni bir keşif yapan mucidin keşfini de hayranlıkla seyretmek zorunda değildir. Sadece gülmek için bile film izleyen insanlar var. Komedi dalını kaldırarak, bizim ustalarımıza da haksızlık etmiş olma ihtimalleri aklıma geliyor. Hatta bu haksızlık Nejat Uygur, Erol Günaydın, İsmail Dümbüllü ve daha nicelerine kadar gider.

 

Zaten bir ülkede komediye müsaade ediliyor, hicivden muhatap taraf bile eğleniyor ve insanlar bunu izleyerek deşarj oluyorsa o ülke hala yaşanabilecek kıvamda huzurlu bir ülkedir. Ama eğer komedi önemsenmeyip, hiciv bir tarafı mutlak rahatsız ediyorsa işte o ülke despot bir ülkedir ve o ülkede komediden uzak yaşayan insanlar huzursuz ve mutsuz bireylere dönüşürler.

 

Aydın Karaya
07 Ocak 2015 - 21:29
Kalemıne saglık. cok doğru bır tespit
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı