• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Safiye Çakır
Seyircilik ciddi iştir, takip yeteneği ister
28 Eylül 2015 Pazartesi
Safiye Çakır | seyirci@34sanathaber.com

 

Ben profesyonel bir kültür sanat etkinliği takipçisiyim. Bu tür etkinliklerden haz alıyorum. Etkinliği üretenlere, sergileyenlere, duyuranlara, hatta kapısında bilet satanlarla, yer gösterenlere kadar tüm katmanlarına sevgi ve saygı duyuyorum.


Bana göre tiyatroya, sinemaya gitmek kim istemez ki… Özenle hazırlanmış, emek verilerek planlanmış bir sergiye, bir gösteriye hiç kayıtsız kalınabilinir mi? Yaşadığınız keşmekeşten ya da durağanlıktan çıkarak farklı duygular yüklenilecek, ruhunuzu doyuracak tüm kültür ve sanat aktiviteleri her daim çekicidir.


Peki ya bunlara ulaşmak… Bizi kendine çeken, içinde mutlu olduğumuz bu aktivitelere ulaşmak düşündüğümüz kadar kolay değil. Etkinliği tespit etmek, saatini ayarlamak, biletini bulmak, bütçesini denkleştirmek… İlgi, emek ve zaman gerektiriyor.


Hele Devlet Tiyatroları’nın anlatıla anlatıla bitirilemeyen oyunlarına bilet bulamamanın derin üzüntüsünden başlı başına bir film konusu çıkar diye tahmin ediyorum.


Evet ben bir sanat severim. Her etkinliğe gitmek, gündemi takip etmek, dostların gittikleri bir oyunu anlatırken onlara dahil olmak, anlattıklarını anlamak, fikrimi belirtmek istiyorum. Kültürün içinde kalmak istiyorum. Kültür ve sanat etkinlikleri bende tedavi edici, sakinleştirici, iyileştirici bir etki bırakıyor. Bir ödül seçiminde gittiğim oyunun adı geçince heyecanlanıyorum. Ben gittim izledim ve beğendim ya ödülü ona versinler istiyorum. O ödül töreninde adayların birden çoğunu izledi isem ne mutlu bana. Geçen yılki Afife Jale Yılın En Başarılı Kadın Oyuncu Ödülü “Sumru”nun olmalı bence demiştim. Ki laf aramızda öyle de oldu. Hakkıydı ama sonuna kadar. Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi oyununda Sumru Yavrucuk’u izlerken sadece oyunculuğunu değil, gösterdiği performans karşısında oturduğum sandalye ile savaşımı bile hatırlıyorum. Altıdan Sonra Tiyatro Sahnesi’nde izledim oyunu. Sandalyeyi hatırlamam da gayet doğal, çünkü biliyorsunuz artık yeni türeyen tiyatro salonlarında küçük alanlarda değişebilen oturma düzenlerinde seyirci pek de rahat edemiyor.


Ama geçenlerde son matinesine gittiğim Unutursam Fısılda filmini izlediğim Profilo Alışveriş Merkezi’ndeki sinema salonunda oturduğum koltuk o tiyatro salonlarına kıyasla kral koltuğu gibiydi. Hatta sanırım çiftler için düşünülmüş arada kolçak olmayan iki kişilik koltuklar bile bulunuyordu.


Burada sözü sergilenen eser mi yoksa izlerken duyulan rahatlık mı kıyaslamasına getirmeyeceğim. Çünkü kültür sanat yapıtını ona olan saygımdan taşa oturarak da seyrederim. Ben kendimi sergilenen eserin içinde hissettiğim sürece oturduğum yerin önemi yok ki.
Yazımın başında profesyonel bir izleyici olduğumu söylemiştim ama bunları yazıya dökmek konusunda şimdilik daha acemiyim. Sizlere gezdikçe, gördükçe anlatmak üzere bana iyi

seyirler dilerim.

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı