• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Yunus Yaşar
İstanbul'un Yemek Kültürü
21 Kasım 2014 Cuma
Yunus Yaşar | yunus@bayikram.com

 

12 saattir açım...

 

Karnımda kelebekler uçuşurken bu yazıyı kaleme almak, zaten açık olan iştahıma biraz daha iştah katacak gibi görünse de, yazıyı okurken keyif vereceğini umuyorum. Sebebim bu… Tek avazda anlatamayacağımı düşündüğüm için, kelime-kelime ele almak istiyorum.

 

İstanbul ile başlayalım: Medeniyetlerin baş tacı olmuş ve daha nice güzelliklere ev sahipliği yapacağını ümit ettiğim şehir… Ermeni’si, Rum’u, Yahudi’si, Müslüman’ı... Bu güzellikle her çarpılan, kendi mutfağından da bir hediye bırakmak istemiş sanki. Ve hediyelerini bozmadan yüzyıllarca tel dolabında biriktirmiş İstanbul... Topik, kaşkarikas, bağırsak sarması, börekitas..

 

Benim asıl merak ettiğim ise; unutulmaya yüz tutan İstanbul’un yöresel mutfağı diyorsanız, işte size İstanbul semtlerinin meşhur yiyecek ve içecekleri;

 

- Moda Fenerinde Pavurya

- Vefa'da Boza

- Çamlıca'da Sütlü Simit

- Bebek'te Badem Ezmesi

- Sirkeci'de Demirhindi

- Eminönü'nde Balık Ekmek

- Alibeyköy'de Tulumba Tatlısı

- Kanlıca'da Yoğurt

- Beykoz'da Paça

- Süleymaniye'de Kurufasülye

- Fatih'de Fatih Sarma

- Sultanahmet'de Köfte

- Sarıyer'de Kabak Böreği

- Kavak'ta Midye

- Kasımpaşa'da Kelle

- Büyük Postane'de Kokoreç

- Sütlüce'de Uykuluk

- Eyüp Sultan'da Halka

- Üsküdar'da Su Muhallebisi

- Dolapdere'de İşkembe

- Karaköy'de Baklava

- Yeniköy'de Tavuk Göğsü

 

Semtlerdeki mahalle lokantaları, seyyar satıcıları, sahil balıkçıları, şerbetcileri, macuncuları, bozacıları, halkacıları, mısırcıları, simitçileri, pamuk şekercileri…

 

Yemekle devam edelim; Bu beş harfli kelime çok daha fazla sorumluluk taşımıyor mu sizce de? her bir lokmasının, gözbebeğimle flört ederek mideme inmesi gerekiyor en başta. Sevdiğim bir arkadaşım üzüm yerken her taneyi, önce uzunca bir seyredip, sonra bir öpücük kondurup atıveriyordu ağzına. Aşka bakın! Evet, vazgeçemediğimiz tatlarla bir hayat birlikteliği de yaşıyoruz. İyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta. Hayat bizi ayırana dek birlikte olacağımız hayat arkadaşlarımız… İyi seçmek gerekiyor dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız…

 

Kültür ile koyalım noktamızı; Bu geniş kültür mozaiğinin hakkını veriyor gerçekten İstanbul… Çünkü yüz ölçümü küçük olsa da yüreği büyük kentimin... Bizans, Roma, Latin imparatorluklarının başkenti olmuş bu güzel, jübile içinse yine kendi gibi güzel bir seçim yapmış Osmanlı İmparatorluğu ile…

 

Osmanlı mutfağı, padişahından en alt rütbede çalışanına kadar hizmet veren hoşafçı başı, sebzeci başı, kebapçı başı ve daha sayamadığım yüzlerce çalışanı, tarihle silinen daha nice lezzetleri ile kocaman bir dünya… Şimdi ise tabelasının sol alt köşesinde "Osmanlı Mutfağı" yazan onlarca restoran var. İyi ki Osmanlı varmış demeden geçemiyor insan. Bize bıraktığı lezzet mirası bile, yüz yıllarca yetecek sanırım.

 

Ben karnımı doyursam diyorum artık.

Arpa egdim daşlığa

Güneş çığdı guşluğa

Buyurun eğmek yeylim

Dayanılmaz açlığa

 

Afiyetle…

Arzu Ünal
11 Ocak 2015 - 21:25
Yazilarinizi keyifle okuyup takip ediyorum.
Bahar Yurtbaşı
28 Kasım 2014 - 19:46
Çok beğenerek okudum.tebrikler
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı