• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sami Bayram Dörtbudak
Kültür ve sanata gönül vermek...
29 Haziran 2015 Pazartesi
Sami Bayram Dörtbudak | sami@34sanathaber.com

İstanbul, şehir olarak sadece Türkiye’de değil dünya ülkelerinde de benzerine az rastlanır bir nüfus yoğunluğa sahip. Şehir, ekonomik büyüklük açısından dünyada 34’üncü, nüfus açısından Avrupa'da 1’inci, dünyada ise Şangay'dan sonra 2’nci sırada yer almakta. Kentte barınan insan sayısına her geçen gün yenileri eklendikçe üzerinde yaşayanları taşıması, aktarması, ağırlaması ve kendisinden memnun etmesi de giderek zorlaşmakta.

Kent kıtalararası konumu, turizm potansiyeli, kongre şehri kimliği, uluslararası hava, kara ve deniz trafiğinin merkezinde olması açısından dünyanın göz bebeği durumunda. Ulaşım, sağlık, eğitim gibi öncelikli meselelerin yanı sıra sosyal hayat ve kültürel faaliyetler de doyurulmayı bekleyen ihtiyaçlar arasında.

Görünen o ki şehrin yönetimindeki kurum ve kişiler kendilerine yüklenen bu büyük sorumluluğu gidebilmek için seferber olmuş durumdalar. Tüm gayretleri ile ekip çalışmaları yaparak, İstanbul’a hak ettiği değeri veren hizmetleri yerine getirmenin, ortaya çıkan ihtiyaçlara çözüm bulmanın arayışına, sadece görevleri icabı değil İstanbul tutkuları ile de giriyorlar.

Düşünün İstanbul’da dünya başkentlerinden birisindesiniz. Tarihi geçmişi, seyretmeye doyamadığınız Boğaz’ı, dillere destan Haliç’i, surları, kemerleri, kapıları, kuleleri, kaleleri, mahzenleri, köprüleri, camileri, müzeleri, sarayları, hanları, hamamları, denizle buluşan yokuşları, bilinen-bilinmeyen sokaklarında yaşayan kültür ve sanata susamış gençleri, orta yaşlıları, belki de memnun etmenin en güç olduğu kesimdeki yaşlıları ile birlikte yaşıyorsunuz. Siz istemeseniz de şehir size kültürünü bulaştırıyor, kanınıza işliyor, temposuna kapılıp sizi harekete geçiriyor.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi “Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.”
Şehrin nüfusu sürekli artmakta, buna paralel olarak şehir yapısı ve şekli de sürekli değişmektedir. İstanbul'da ikamet edenlerin yalnızca yüzde 15,38'inin nüfusu İstanbul’a kayıtlıdır. Bu kayıtlı olanların arasında da şehre farklı yörelerden geldiklerinden gönül rahatlığı ile “Ben İstanbulluyum” diyebilenlerin sayısı çok azdır. İstanbul’da yaşayan farklı kültür, farklı geçmiş ve farklı beklenti ile koşuşturan insanlarına binbir renk ve ahenkle, bin festival, bin tiyatro, bin sinema, bin bineal, bin konser düzenleseniz de az kalır.
Az kalarak yetmeyecek olsa da tüm kültür sanat kuruluşları, bu işe gönül veren insanlar hiç durmadan bu sorumluluğu yerine getirmek için uğraşılarını sürdürmeye devam edeceklerdir. Çünkü kültür ve sanat kar amacı güdülerek yapılan ticari bir mesele değil gönüllülük esasına dayanan yüksek bir ruhun ürünüdür. İstanbul, bu ruhun en çok yakıştığı kenttir.

İstanbul’da yaşayan ve İstanbul’la mutlu olan bir kuruluş olarak biz de kendimizce kentin kültürüne katkı sunmayı görev bildik. İstanbul’daki kültür ve sanat kurumlarının, merkezlerinin, salonlarının adreslerini toplu olarak paylaşan, etkinlikleri İstanbullularla buluşturan, özel röportajlarla içeriğini sürekli zenginleştiren bu web sitesini oluşturarak beğeninize sunduk.
Bizimle aynı duyguları paylaşarak çağrımıza kayıtsız kalmayıp, İstanbul’la ilgili yazıları derleyerek 34sanathaber’e katkı sunan bütün makale sahiplerine de yine sitemiz vasıtasıyla huzurlarınızda teşekkür ederiz.

Sevgi ve saygılarımla

İstanbullu
06 Kasım 2014 - 15:39
tebrikler çok güzel bir çalışma olmuş..
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı