• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Aysun Paşahan
Bir zamanlar İstanbul’da çocuklar için yapılan faaliyetler
18 Mayıs 2016 Çarşamba
Aysun Paşahan | aysun@34sanathaber.com

“Süt Damlası”, “Anneler Birliği”, “Ödünç Kundak, Sepet, Beşik”,

“Can Ana-Can Baba- Can Evlat” ve “Kalender Öksüzler Yurdu”…


Bir milletin istikbalinin çocuklarına verdiği değer ve önemin derecesiyle ölçüleceği fikriyle yola çıkan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sosyal hizmet kurumu Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti (THEC) İstanbul merkezi, o dönem çocuğun doğumundan sağlıklı ve çalışma hayatında etkin, güçlü bir birey oluncaya dek himayesine yönelik hedeflerini bünyesindeki müesseseler ve kurumsal yayın hizmetleri ile hayata geçilir. İşte hem dönemin çocuk meselesine hem de kurumun tarihçesine kaynaklık eden 1927 öncesi çocuk himayesine yönelik İstanbul’da yürütülen sosyal hizmet faaliyetleri …

Süt Damlası


Cemiyetin aktif çalışan müesseselerinden biri olan Süt Damlaları, bebek ölümlerinin önüne geçmeyi, yeni kurulan Cumhuriyet’in çocuk nüfusunu sağlıklı bir şekilde çoğaltmayı hedefler. THEC’nin İstanbul’daki Süt Damlası, Temmuz 1924 tarihinden itibaren İstanbul Vezneciler’de bu amaca hizmet eder.

İstanbul Süt Damlası’nda, sütü gelmeyen annelerin bebeklerine yahut anneleri vefat eden fakir çocuklara yaşlarına ve midelerinin hazım kuvvetine uygun olarak her gün mikropları öldürülmüş süt verilir. Haftada bir gün müesseseye kayıtlı bütün çocuklar muayene edilip tartılarak gelişimlerinin takip edilmesiyle birlikte dışarıdan müesseseye getirilen çocuklar da muayene ve tedavi hizmetinden yararlanır.



Müessesede zayıf ve kansız çocuklar için Florya’dan “Çocuk Bahçesi”ne getirilen temiz bir kum tabakası üzerinde tabii güneş banyosu; kemik hastalığı, deri veremi ve zayıf olan çocuklar için de suni güneş (Ultraviyole ışın) tedavisi uygulanır.

Bu sağlık hizmetlerin haricinde sağlık eğitimine de önem veren Süt Damlası, gerek müesseseye gelen annelere gerekse ziyaretçi hastabakıcıların çocukların sağlık ve gelişimini takip etmek amacıyla gittikleri evlerdeki ebeveynlere çocuk bakımı ve gelişimi hakkında sağlık bilgileri aşılar. İlâveten Süt Damlası’nda, “annesinin birdenbire hastaneye nakli ile evde yalnızlıktan bakılamayan, aile arasında ve bilhassa annesinde verem zuhûr eden veya büsbütün yetim kalan veyahut banyo ve tenkiye etmek gibi küçük bazı tedbirlerin icrasına gayri müsait mahallerde yaşayan küçük çocukları muvakkaten kabul eylemek üzere son zamanlarda on yataklık bir ‘Çocuk Yuvası’ tesis olunmuştur.”

İstanbul’daki Süt Damlası, Temmuz 1924 yılında faaliyete başladığında otuz ila kırk çocuğa süt verirken bu sayı zamanla artarak kayıtlı çocuk sayısı yüzü, bir ayda müessesede muayene ve tedavi edilen çocuk sayısı ise 1926 yılı sonunda altı yüzü geçmiştir. 1926 senesine ait faaliyet raporuna göre toplamda 15.316 kıyye taze süt, 158.401 şişe süt; 580 kutu mikrobu öldürülmüş süt, çocuklara verilmiş; 3.989 paket pirinç unu dağıtılmış; 4.302 çocuğun gelişimleri takip edilmiş; 6.675 çocuk muayene, 4.[2]92 çocuk tedavi edilmiş; 2.343 suni güneş-ultraviyole görmüş; 975 çocuk tabii güneş altında kum banyosu yapmış ve müessesenin dışında ise 387 çocuk evlerine ziyaretle takip edilmiş ve 41 çocuk tedavi edilmiş ve 1926 yılında toplam 30.358 çocuk müessesenin bu hizmetlerinden faydalanmıştır.

Dinî ve millî günlerde çocuklara kıyafet, bebeklere kundak, fakir validelere ise erzak yardımının ötesinde bakıma muhtaç çocukların sağlıklarını düzenli bir şekilde himaye eden Süt Damlası, yeni neslin sağlıklı olması için anneleri bilgilendirerek eğitmesi bakımından da bir nevi “hem bir hayrathane hem de ilmî bir dershane”dir.

Anneler Birliği


Dönemin kimsesiz çocukların himayesi ve yeni bir neslin sağlıklı bir şekilde inşası konusunda yardıma muhtaç çocuk, anne ve gebelere ulaşmak, hayırsever hanımlar ile aralarında yardımlaşmayı sağlamak amacıyla THEC’nin İstanbul merkezine bağlı bir “Anneler Birliği” heyeti oluşturulur. Anneler Birliği”nin hedefi “Gebelik zamanında, doğururken ve doğurduktan sonra annelerin birbirine, hususuyla zenginlerin fakirlere sıhhî ve ictimâî muavenetini temin ve bu suretle Himâye-i Etfâl mefkuresine tevfikan çocukların doğmadan evvel, doğarken ve doğduktan sonra ahvâl-i sıhhiyesiyle iştigal eylemek, çocuklar arasında kesret-i vefeyâta mâni olmak ve memleketimize lâyık “Türk gibi kavî ” gürbüz yetiştirmek”tir.

Haftada bir gün Süt Damlası’nda yahut merkezin dairesinde toplanan Anneler Birliği idari heyetinde, Fethiye Reşid Hanımefendi (Reis), Kerime Hamid Hanımefendi (Muhasebeci), Lamia Refik Hanımefendi (Katip), Doktor Safiye Ali Hanımefendi (Aza), Fatma Fehmi Hanımefendi (Aza) ve aza-i fahriyeler olarak ise İsveç Sefiresi Madam Valenberg, Miss Ravonteri, İsveç Müsteşarı Madam Kolmodin, Matmazel Estez, Madam Labaron Ravans yer almaktadır.

İlk toplantısını hayırsever hanımlarla 13 Ocak 1925 tarihinde Süt Damlası’nda gerçekleştiren Anneler Birliği, akabinde Mart 1925 cemiyetin İstanbul merkezindeki çay ziyafetinde ve Haziran 1926 tarihinde ise yine Süt Damlası’nda yardımsever hanımları, anneler arasında yardımlaşma ve dayanışmanın sağlanması gayesiyle ağırlamıştır.

Fakir gebelere sepet beşik, kundak yardımında bulunmak, sütten kesilen çocuklara taze sebze ve bazı unlu gıdalar vermek, yetim ve fakir çocuklar için “Can Ana”, “Can Baba” uygulaması Anneler Birliği’nin sağladığı imkânlar arasındadır.

Ödünç Kundak, Sepet, Beşik


Anneler Birliği, merkezi Cenevre’de bulunan “Etfale Muavenet Beynelmilel İttihadı”nı örnek alarak yoksulluk içinde doğan bebekler için emaneten verilmek üzere “ödünç kundak, sepet, beşik” uygulamasını başlatır. Anneler Birliği yönetim idaresince (Hemşire Leman Hanım, Fatma Fehmi Hanım, Labaron M. Enurdens Çald, Lamia Refik Hanım, Miss Ravonteri, Hadiye Selim Sırrı Hanım, Madam Valenberg İsveç Sefiri, Hemşire Ferhunde Hanım, Madam Vazel Estez) tedarik edilen ve biçip dikilen sepet-kundak takımının içinde, sepet beşik, şilte, yastık, muşamba, fanila ve örme örtü, patik, anne gömleği, sabun, iplik, pudra, pamuk, 2 yelek, 4 patiska gömlek, 4 fanila, 4 don, 4 pazen bez, 4 göğüslük, 6 bez, 6 Amerikan bez bulunmaktadır.

Anne, dokuz ay süresince ödünç olarak aldığı bu takımı süresi dolunca eksiksiz olarak iade etmek zorundadır. Bu süre içerisinde çocukları evlerinde takip eden ziyaretçi hastabakıcıları bunları işlevine uygun bir şekilde kullanılıp kullanılmadığını kontrol eder. Öyle ki bu uygulamanın asıl amacı annelere maddi yardımdan ziyade çocuk büyütmek konusunda bir nevi sağlık terbiyesi vermektir.



Takımları temiz bir şekilde kullanarak teslim eden annenin çocuğuna bir elbise hediye edilir. Geri alınan sepet, kundak takımı dezenfekte edildikten, bezler tamir ve temizlendikten sonra bir başka fakir anne için hazır hale getirilir. Uygulamadan ilk faydalanan ise Kadırga Hastanesi’nde 4 kilo bir çocuk doğuran fakir bir annedir.        

Can Ana-Can Baba-Can Evlat


THEC’nin İstanbul merkezine bağlı Anneler Birliği’ne göre “Hayır sahibi her Türk bir yetimin fotoğrafını kabul ile “Can Ana”, “Can Baba” olmalıdır.” Müessesenin kimsesiz, şehitzade ve yetimlere sunduğu bu imkân dâhilinde “can ana” yahut “can baba” olmak isteyenlere iki seçenek sunulur: “Can evladı” gibi görecekleri bu çocukları evlerine götürebildikleri gibi THEC’nin İstanbul merkezine bir yıllık bağışta bulunarak bu uygulamaya katılabilirler.

Anneler Birliği’nin Haziran 1926 yılında gerçekleştirdiği Süt Damlası’ndaki davetine katılan hayırsever hanımlar ile Almanya, İsveç, Amerika, Avusturya, Macaristan devletlerin temsilcileri ve yabancı madamlar kimsesiz ve fakir çocuklar için “Can Ana”, “Can Baba” uygulamasını kabul etmişlerdir. İmkânı el veren katılımcılar “Can Ana” yahut “Can Baba” olmayı kabul ederek kendilerine “can evladı”nın fotoğrafının bulunduğu bir kimlik belgesi verilmiştir. Fotoğraflı bu kimlik belgesinde çocuğun isim, aile ve sicil bilgileri yer alır.

“Can analığı” ve “can babalığı” kabul edenler “can kız” veya “can oğul”larının sağlıklarıyla ilgilenmeye, belirli aralıklarla çocuklarını Süt Damlası’nda görmeye ve bayramlarda onları giydirmeye çalışırlar.

Kendilerine “Levha-ı şükran” sunulmasının yanı sıra başta Süt Damlası’nın en şefkatli bir “can babası” olarak lanse edilen dönemin İstanbul Belediye Başkanı olmak üzere “can ana” ve “can baba”lığı kabul edenlerin isimleri teşekkür ve bilhassa okuyucuları bu hususta teşvik etmek amacıyla liste halinde Cemiyetin Annelere ve Çocuklara Salname adlı yayınında zikredilir.

Annelerin birbirleri, babaların ise kimsesiz ve yetim çocuklar arasındaki yardımlaşma ve dayanışmasını kuvvetlendiren bu uygulamadan ilk etapta yirmi bir çocuk faydalanmış olmakla birlikte yayında bu fikrin toplumda kabul görüldüğüne de dikkat çekilir.

Kalender Öksüzler Yurdu


THEC İstanbul merkezinin diğer bir teşkilatı da zamanla cemiyetin Ana Kucağı müessesesine dönüşen Kalender Öksüzler Yurdu’dur. 1 Ekim 1922 tarihinden itibaren idaresi yapılan Kalender Öksüzler Yurdu’nun amacı zayıf, sağlıkları bozuk, kimsesiz ve yetim çocukları sağlıklı ortamlarda barındırmak, geçimlerini sağlamak, ilerleyen yaşlarında bahçıvanlık ve zirai eğitim vererek “toprağa ısındırmak” ve bir meslek sahibi olacak şekilde yetiştirilen bu yetimleri memlekete sağlıklı ve meslekli bir birey olarak kazandırmaktır. Bu bağlamda dönemin küçük yaştaki yetimlerin himayesini üstlenen Kalender Öksüzler Yurdu, sıhhî ihtiyaçlarını karşılaması bakımından hem bir sanatoryum hem de çocuklara verdiği zirai eğitim bakımından meslek mektebi vazifesini görür. 1927 yılı itibarıyla Kalender müessesinde yaşları üç ila dokuz arasında değişen yüz yirmi kız ve erkek çocuk bulunmaktadır.

Bu arada 14 Mayıs 1926 tarihinde Kalender Müesesesi’ndeki yetimler arasındaki ziyafette konuşan İstanbul merkezinin Başkanı Doktor Besim Ömer Paşa, Öksüzler Yurdu’nu memlekette hâlihazırda var olmayan “kır mektebi” formunda bir müesseseye dönüştürme fikrini dile getirerek davette bulunan öğretmenlere bu hususta müjde verir.

Cemiyete Yardım Parası İçin Kır Ziyafeti

Çocuk en iyi kabiliyetleri kardeşlerinin hayrına masruf olmak lazım geleceği hissi ile büyütülmelidir.” Hukuk-i Etfâl Beyannamesi’nin bu beşinci maddesi doğrultusunda Cumhuriyet devri çocuklarında görmek istenilen en önemli vasıflardan biri de karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma bilincine sahip olmalarıdır. 1926 senesine kadar Cemiyet, çeşitli vasıtalarla yardım toplama teşebbüslerinde bulunur. Bunlardan biri de Çocuk Günleri’nde Himâye-i Etfâl Cemiyeti kutu ve sepetini taşıyan çocukların cemiyetin rozetini halkın cömertliğine göre göstereceği parasal yardım amacıyla dağıtımını yapmalarıdır. Lâkin bu rozet dağıtım usulünün yardıma muhtaç çocukları rencide ettiği düşünülür. Bu sebebiyetle mekteplerdeki öğretmen ve öğrencilerin parasal olarak yardımına müracaat edilir.

Çocuklar arasında dayanışma bilincini aşılamak ve yardımlaşma hissini uyandırmak amacıyla 16 Mayıs 1926 tarihinde Kalender müessesinde, yetim ve kimsesiz çocuklar ve Süt Damlası’ndaki küçük çocuklar namına bir kır ziyafeti düzenlenilir. Ziyafette mektepli çocuklar, öğretmenler, okul müdürleri, müfettişler ve cemiyetin İstanbul merkezi azaları bir araya gelir. Cemiyetin mektepli çocuklara ve öğretmenlere farkındalık kazandıran bu teşebbüsü başarılı olur. Zira 29 Ekim 1926 tarihindeki Cumhuriyet Bayramı’nda cemiyete yardım parası toplayan mekteplere teşekkür babında uzun bir listeye Annelere ve Çocuklara Salname’de yer verilir. 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı