• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Özbay Akkoyun
Şeyh Galip Dede
23 Nisan 2017 Pazar
Sema Özbay Akkoyun | sema@34sanathaber.com



Galib Mehmed Esad Dede ya da kısa adıyla Şeyh Galib olarak tanınan

1757 yılında İstanbul’da doğan Türk Divan Edebiyatı şairi, mutasavvıf,

Sembolizm benzeri bir tarzın Türk Edebiyatında öncüsü olan,

İç içe mecazlarla ve bir şey söyler görünürken başka bir şeyi kasteden,

Divan şiirinin geleneklerinden kopmadan Divan Edebiyatının gelişmesinde büyük rol oynayan,

Bugün şiirleri gösterdiği betimlemelerle özellikle batıda beğeni toplayan,

Eserleri tasavvufi temellere en fazla sahip olan,

Kelime hazinesi çok zengin, üslubu renk anlatan kelimelerle dolu olan,

Sembolik şiirleri mecazlar, kapalı karanlık hayallerle örülen,

Tasavvufun tek varlık inancını, ilahi aşk, insan yüceliği, hoşgörülük ilkesini benimseyen,

İlk şiirinde Esad mahlasını kullanan daha sonra da Galib mahlasını alan,

‘’Hüsnü Aşk’’ Türk Edebiyatı’nda mesnevi türünün en başarılı eşsiz eserini,

Yetmiş yaşlarındaki bir ustaya Nefi’ye nispetle altı ayda yazan,

Hüsn-ü Aşk, Hüsn (Güzellik) isminde bir kız ile Aşk isminde bir erkeğin aşkını anlatmakla,

Birlikte Hüsn Allah’ı, Aşk Allah sevgisine ulaşmak isteyen dervişi, Mekteb-i edep dergahı,

Molla’yı Cünun dervişi, Gayret çabayı, İsmet dürüstlüğü, Kalp Kalesi gönlü temsil eden,

Aşk yani mürit, bütün engelleri aşarak Hüsn’e yani Allah sevgisine ulaşan,

 Allah’ın tahtı olan gönlü ve oraya yapılan seferin, çile dolu sevgi mücadelesinin simgeleri,

Olduğundan Tasavvuf Edebiyatı açısından önemli eser,

Şiirleri dilden dile dolaşan, saraydan mahalle kahvesine kadar her yerde okunan,

Galata Mevlevihanesi sonra da Konya’da Mevlana dergahında çileye giren,

Fakat Babası Reşid Efendi’nin isteği üzerine çileyi tamamlamadan İstanbul’a dönen,

Sütlüce’deki evinde Şeyhlik yaptığı sırada Sultan III.Selim, Valide Sultan,

Padişahın kız kardeşi Beyhan Sultan’ın takdirlerini kazanan,

Kendisine ve sanatına tam güveni olduğu gibi kuvvetli bir şahsiyeti olan,

Yirmi beş yaşında bütün şiirlerini bir divanda toplayarak

Genç yaşta Divan sahibi olmanın mutluluğunu yaşayan,
Günümüzde müze olarak faaliyet gösteren Galata Mevlevihanesi avlusunun

Sol tarafında yer alan Şeyh Galip Türbesi, dikdörtgen planlı kesme küfeki taşından,

Üzeri tonoz örtülü olup, üst kısmına Mevlevi sikkesinden bir alem yerleştirilen,

Girişin üzerinde 1812 tarihli celi-sülüs yazılı bir kitabesi bulunan;

‘’Ruh-u Mevlana da ey Galib budur Şeyh’üş-şeyh,

   Hazret-i sarih Rusuhi kıdve-i ahl-i Rusuh’’

Beyoğlu Tünel Meydanı Galip Dede Caddesi Kulekapısı Mevlevihanesi’nde bulunan,

Şeyh Galip, Şeyh İsa Efendi, Şeyh Selim Efendi ve Şeyh Mehmet Ruhi Dede’nin

Mezarları üzerine yapılan, Türbenin altında St. Theodore Manastırı’ndan kalma sarnıç bulunan.

Divan Edebiyatının son büyük üstadı, duygu, düşünce ve heyecanlarını ustalıkla dile getiren lirik şair, Şeyh Galip’ten özlü sözler;

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen  (Kendine iyi bak çünkü alemin özüsün sen)

Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen. (Varlıkların gözbebeği olan insanoğlusun sen.)

Vakt-ı şadi de gelir mevsim-i mihnet de geçer. (Dert mevsimi geçer, neşe vakti de gelir.)

Galata Mevlevihanesi’ne başladığı tarihten itibaren ‘’Galip Dede’’ diye anılan,

Şöhretinin zirvesine ulaştığı 3 Ocak 1799 yılında 42 yaşında genç yaşta hayata gözlerini yuman

Şeyh Galip’in babası musallada son kez yüzüne bakar,

‘’ Bu siyah sakal bu tahtaya yakışmamış! diyerek ağlar, ak sakalına dökülen birkaç damla yaşla ve boğazına düğümlenen son kelamıyla, ‘’Geçti Galip Dede candan ya Hu’’ der.

Türk Divan Edebiyatının en parlak yıldızının düştüğü gün…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı