• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Safiye Demir
Ben Belfast’im / I’m Belfast
15 Mayıs 2016 Pazar
Safiye Demir | sfy.dmr@gmail.com>

“Sana son bir hikaye anlatmamı ister misin?” diye sorduğunda, Mark ile birlikte tüm izleyenler de heyecanla evet diyor, bunu sinema salonunun müthiş sessizliğinden tahmin edebiliyorsunuz. Son bir hikaye…

Belfast..Kuzey İrlanda’nın başkenti ve en büyük şehri.. İrlanda’da bir gezi yapılacaksa eğer, plan dahiline alınmayan, her daim Dublin’in gölgesinde kalmış, gizemli ve fark edilmeyen şehir...

Peabody ödüllü (elektronik medyanın en eski ödüllerinden biridir) 15 saatlik “Sinemanın Hikayesi” belgeseli ve senaryosunu yazıp, oynadığı ve aynı zamanda yönettiği diğer belgesel “Şu Aşk Denen Film Nedir?”in Belfast’li yönetmeni Marc Cousins, bu kez anlatmayı değil de, sabırlı ve meraklı dinleyici rolüyle kendisine eşlik eden yüzlerce izleyici ile birlikte Belfast’i dinlemeyi tercih ediyor.

Tur rehberinizin ilginç bir kadın olduğunu düşünün. İlginç bir şehirde yaşayan ilginç bir kadın.. Sizi alıp Belfast’in en bilinmeyen noktalarına götürüyor ve tarihe ışık tutuyor. Bu bilinmeyen yerler, kültür açısından mutlaka görülmesi gereken yerler değil, bir turist olarak asla girmeyeceğiniz yerler. Yolculuk ve rehberlik boyunca kendisinin Belfast olduğunu iddia ediyor. Kimi zaman sarı bir duvarın önünde durup, gözlerini kapatıp sadece şehri dinliyor. Kimi zaman ise İrlanda’nın kendi kendisiyle olan kavgasına değiniyor. Titanik gemisinin Belfast’taki yapım aşamasından, batışının Belfast’lileri hayal kırıklığına uğratması fakat üzerinden yüzyıl geçmesine rağmen Belfast’lilerin neredeyse övüneceği tek şeyin Titanik’i yapmış olmalarını anlatıyor hevesle ve o muntazam ürpertici ses tonuyla… Belfast duvarlarını süsleyen Titanik resimleri gösterilirken belgeselde, biz de bu garip rehberin derinleşen hikayesi ile kayboluyoruz Belfast tarihinde.

Şehre dair bir anda her şeyi hatırlamaya başlayan ve yolculuk boyunca gizem perdesini aralamadan “Ben Belfast’im, hatta ondan da yaşlıyım” diyen garip rehberimiz, turun sonunda Cousins’e son bir hikaye anlatıyor. “Sana son bir hikaye anlatmamı ister misin?” diye sorduğunda, Mark ile birlikte tüm izleyenler de heyecanla evet diyor, bunu sinema salonunun müthiş sessizliğinden tahmin edebiliyorsunuz. Son bir hikaye…

Gizemli Belfast turunun sonu…

Türkiye’de asla ama asla karşılaşamayacağınız bir durum. Yüzleri gülümseten ve “eğer Belfast buysa oraya gitmeye hazırım” dedirten türden. Yağmurlu bir günde (ki İrlanda’dan bahsediyoruz) durakta alışveriş poşetleriyle bekleyen Belfast sakini bir kadın… Otobüs geliyor ve bindikten biraz sonra, durakta poşetlerini unuttuğunu hatırlayıp şoföre durmasını söylüyor. Ve Belfast’lı şoför, otobüsün içine dönüp, yolculuk yapan 4-5 kişiye şu soruyu soruyor:

“Bu yaşlı bayan durakta alışveriş poşetlerini unuttuğunu söylüyor, geri dönmemiz de bir sakınca var mı?” Türkiye’de olsa eminim “İşe geç kalıyoruz!”, ”’Unutmasaymış!” sesleri yankılanırdı değil mi? Belfast’te ise hayır... Dönüyorlar ve kadın mutlu bir şekilde poşetlerine kavuşup, yolculuğuna devam ediyor…

Belgeselin sonunda anlatıcı kadın olan rehberimiz, Belfast’teki bir cenaze töreninde çıkıyor karşımıza... Ama o da ne? Cenazeyi uğurlayanların ellerinde “Şükür Allah’ım iyi ki öldü!” yazıyor. Anlıyoruz ki sonra, Belfast, son yobazının ölüşünü kutluyor. Ve derinden gizemli bir ses yankılanıyor salonda: “Ben bu ölen son yobazım!”

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı