• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Aysun Paşahan
Fî tarihinde yazılan “salnameler” hakkında ne biliyoruz?
26 Nisan 2016 Salı
Aysun Paşahan | aysun@34sanathaber.com

Fî tarihinde yazılan “salnameler” hakkında ne biliyoruz?
Salname, almanak, yıllık, nevsal, takvim… Hepsi aynı yayın türü kategorisinde değerlendirilebilir mi? Aralarındaki benzerlikler, farklılıklar ve türleri nelerdir? Dünyada ve Türkiye’de ne zaman, nerede, kim tarafından ilk örnekleri yayınlandı?

 

“Sâlnâme” sözcüğü etimolojik olarak iki Farsça kelimenin birleşmesinden oluşur. “Sâl” kelimesinin Türkçe karşılığı “yıl, sene” iken “nâme” ise “mektup, yazı, kitap, ameller defteri, gazete” manasına gelir. İsimlerin sonuna eklenen “nâme” kullanıldığı kelimeyle birlikte çeşitli anlamlara gelir ki “sâlnâme” de genel olarak yıllık, çeşitli konulara dair bir senelik olay ve bilgilerin yer aldığı eser anlamını taşır.

İlk olarak Tazminat Dönemi’yle birlikte dilimize giren salnamenin Batı dillerindeki karşılığı, İngilizce’de “year-book”, Fransızca’da “annuaire“ ve “almanach” şeklindedir. 19. yüzyılın sonlarına doğru yine Farsça bir kelime olan ve “yeni yıl, yılbaşı” manasındaki “nevsâl” kelimesiyle birlikte kullanılan salname, günümüz Türkçesinde ise “yıllık” olarak ifade edilmektedir. Diğer taraftan Fransızca kökenli “almanach” kelimesi dilimizde yıllık anlamını taşıyan “almanak” sözcüğüyle yer alırken, “salname” kelimesi Farsça lügatte “takvim” anlamına gelmektedir. Bu tanımlamalar ışığında “salname”, “takvim” ve “almanak” sözcükleri birbirine girift halindeymiş gibi gözükür. Hatta Tevfik Ebüzziya tarafından 1879 yılında yayımlanan Sâlnâme-i Ebüzziya adlı eserinde salname ve almanağın birbirlerine konu bakımından yakın olduğu, farkın isimlerinden ibaret olduğu ve her ikisinde de eserin başında bir takvimin bulunduğu belirtilmiştir. Lâkin salnameye daha yakın bir tür sayılan almanak, mizahın yanı sıra halka hitap etme zorunluğu ile ev idaresi, sağlık öğütleri, fıkralar, karikatürler gibi birçok şeyin yer aldığı yıllıklar olmakla birlikte herhangi bir şeyin doğru yerini gösterme manasını taşıyan takvim ise günlerin, ayların, mevsim ile yılların ve bayramların bir cetveli olarak tanımlandırılır. Muhtevası açısından genellikle ciddi konuları ele alan salnameler “ekseriya bir fenne, bir maksada tahsis olunur”ken, her şeyden bahsedilen almanaklarda ise “latifeye ve mizaha” da yer verilir.

 

Dünyada ve Türkiye’de ilk örnekleri nerede, ne zaman yayınlanmış?
Fransa’da ilk “annuaire” (yıllık) 1793 yılında L’annuaire de la Republigaine adıyla Miller tarafından Paris’te çıkartıldığı belirtilse de farklı bir kaynak bu türün almanak adıyla 1448 yılında Almanya’da yayımlandığını söyleyerek Batı dünyasındaki tarihçesini 15. yüzyıla dayandırır. Bizde ilk salname, devlet salnamesi olarak Sâlnâme-i Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye adıyla 1847’de “Ahmed Vefik Efendi tarafından Hayrullah ve Ahmed Cevdet Efendilerin yardımları ve Sadrazam Büyük Reşid Paşa'nın emri ile yayımlanmıştır.” Diğer yayın türlerinde olduğu gibi salnamelerin de ilk olarak “resmî” mahiyette neşredilmesi tesadüfi değildir. Ülkedeki gelişme ve değişmelerin kaynağı genellikle “bürokrasi” yani devlet olması bağlamında salname neşri de bu genel kaideye uygunbir şekilde gerçekleştiğine dikkat çekilir. Devlet yıllıkları hazırlanmaya devam edilirken bir müddet sonra ayrıntılı ve faydalı bilgileri içeren bazı vilayet ve nezaretlerin yıllıkları çıkarılmaya başlanılmıştır. İlk özel salnamemiz, Ali Suâvi tarafından 1871 yılında Paris’te neşredilen Türkiye fi sene 12 iken ülkemizde yayımlanan ilk özel salname ise Sâlnâme-i Hadîka adıyla 1873'te Ebuzziya Tevfik Bey tarafından çıkarılmıştır.

 

1847 yılında neşredilen ilk salnameyle birlikte 1928 Harf İnkılabı’na kadar Arap harfleriyle yazılan yüzlerce salname, gerek devlet ve devlete bağlı resmî kuruluşlar gerekse özel kişi veya kuruluşlar tarafından yayına hazırlanmıştır. Zamanla içerik açısından büyük bir gelişim gösteren bu yıllıklar, yayımlandığı dönemin tarihine ait muhtelif ve zengin bilgileri bünyesinde barındırması bakımından araştırmacılar için önemli bir ilk başvuru kaynağıdır. Ekseriyetle Osmanlı Dönemi’nde hazırlanılan ve genel anlamda “yıllıklar” diye ifade edebileceğimiz Osmanlı Türkçesiyle neşredilen “salname, almanak, nevsal ve takvim” türündeki bu faydalı yayınları, içerdikleri konu ve eser isimleri bakımından altı ana gruba ayırabiliriz.
 

Devlet salnameleri
Devlet salnameleri, belirli bir yıl veya dönemde devletin düzenlerini, görev paylaşımlarını, isimleriyle birlikte çalışanlarının derecelerini, sınıflarını, rütbelerini, nişanlarını, madalyalarını içererek kamuoyuna sunulan periyodik yayınlardır. İlk Osmanlı devlet salnamesinin hazırlanmasında, Sadrazam Reşid Paşa’nin direktifleri etkili olmuştur. 1763 senesinden itibaren Almanya’nın Gotha kentinde Almanca, daha sonra Fransızca olarak jeneolojik tablolar ve diplomatik şahıs adları yıllığı şeklinde yayımlanmakta olan Almanach de Gotha’yı gören Sadrazam Reşid Paşa’nın, bu örnek eser dâhilinde Türkçe bir yayın yapma arzusu 1263 H. (1847) yılında gerçekleşmiştir. Öyle ki bu istek doğrultusunda, Sâlnâme-i Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye adıyla Hekimbaşı Abdülhak Efendi’nin tarihçi oğlu Hayrullah Efendi ile dönemin fikir ve ilim adamlarından olan Ahmed Cevdet Paşa’nın yardımlarıyla Ahmed Vefik Paşa tarafından ilk devlet salnamesi yayımlanmıştır.

 

Devlet salnamelerin yayımlama işi, birkaç yıl sonra Meclis-i Maarif Başkâtibi Behçet Efendi ile Meclis azasından Rüştü Bey tarafından yürütülürken daha sonra bu görev padişah emriyle maarif Nezareti Mektubî Kalemi Heyeti’ne verilmiştir. 1888 yılından saltanatın sonuna değin ise yıllık çıkarma işiyle Memurin-i Mülkiyye (Mülkiye Memurları) Komisyonu’na bağlı Sicill-i Ahvâl Memurin İdaresi ilgilenmiştir.

 

1847 ila 1912 yılları arasında düzenli bir şekilde çıkan 67 adet devlet salnamesi mevcuttur. Savaşlar sonucu memlekette ölüm kalım meselesinin vuku bulması ve büyük toprak kayıplarının yaşanması sebebiyle 1913-1916 yılları arasında yıllık hazırlama işi sekteye uğramıştır. 1917-1918 yıllarını kapsayan Osmanlı Devleti’nin 68. son salnamesi ise 1918 yılında yayımlanmıştır. Bu zamana kadar Sâlnâme-i Devlet-i Aliyye Osmaniyye adı altında yayımlanan devlet salnameleri, Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1925-1926, 1926-1927, 1927-1928 dönemine ait olarak Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnamesi adıyla neşredilmiştir. Toplamda 71 adedi bulan Osmanlı Türkçesiyle hazırlanan bu salnamelere ek olarak Latin harflerinin kabulünden sonra da birkaç kez devlet yıllığı yayımlanmıştır.


 

Vilayet salnameleri
Devlet salnamelerinin yararlı bulunması sonucuyla vilayet ve nezaret salnameleri çıkarılmaya başlanılır. Bilhassa “Vilayet Nizâmnâmesi”nin 1284 H. (1867) yılında yayımlanmasından sonra vilayet salnamelerinin sayısında büyük bir artış görülür. Şemseddin Sâmî’nin Kamûsü’l–A’lâm adlı eserinde Halep Vilayeti Mektupçusu İbrahim Halet Bey tarafından hazırlanan Fihrist-i Vilayet-i Haleb’in, içindeki istatistiki ve iktisadi bilgilerden dolayı Babıali’nin dikkatini çekmesi üzerine bütün vilayetlere birer nüshası gönderilerek aynı tarzda salnameler tertip edilmesi emredildiği belirtilmiş ise de vilayet salnamelerinin ilki hakkındaki genel kanı 1283 H. (1866) yılında yayımlanan Bosna Vilayeti Salnamesi iken sonuncusu 1922’de yayımlanan Bolu Livâsı Salnamesi’dir. Bu tarihler aralığında çıkan vilayet salnamelerinin tamamı ise 527 adettir.

 

Muhtevası bakımından vilayet salnameleri, günümüzde değerli birer kaynak olarak dikkati çekmektedir. Zira bir yıl süresince vilayette meydana gelen gelişme ve değişikliklerden bahsedildiği vilayet yıllıklarında ayrıca vilayetin idarî bölünüşü, hizmet birimlerinin durumu, memurların listesi, coğrafi konumu, ziraat, hayvancılık, üretim, nüfus, siyasi olaylar, okullar, hastaneler, camiler, tekkeler, hamamlar, yollar ve ormanları gibi istatistiksel bilgileri yer alır.
 

Resmî kurum ve kuruluşlara ait salnameler
Bazı nezaret ve herhangi bir bakanlıkla ilişkileri sınırlı ama devletten ayrı bir bütçeye sahip olan resmî kurumlar tarafından çıkarılan salnameler, bu üçüncü grubu oluşturmaktadır. Bu bölümdeki salnamelere, bazı bakanların kendilerine bağlı resmî kurumlarının kanuni statülerini belirtmek, dairelerini idare eden görevlilerin adlarını tespit etmek maksadıyla hazırladıkları yıllıklar öncülük etmiştir. Her ne kadar devlet ve bazı vilayet salnameleri kadar düzenli ve devamlılığı olmasa da bir nezaretin çalışmalarını ve kurumunu tanıtmak amacıyla çıkarılan bu yayınlar, devlet salnamelerindeki nezarete ayrılan bölümden daha ayrıntılı bilgiler içerdiğinden -özellikle Harbiye Nezareti’nin yayımladığı on dört salname- siyasî tarih ve kültür tarihi açısından kıymetli temel kaynaklardır.

 

Nezaretlerce çıkarılan ilk resmî salname, 1282 H. (1865 M.) yılında Keçecizâde Fuat Paşa’nın seraskerliğinde çıkarılmaya başlanılan Sâlnâme-i Askerî iken sonuncusu Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 1929 yılında yayımlanan Türkiye Sâlnâmesi’dir. Bu tarihler arasında bu gruba ait toplamda 77 adet salname yayımlanmıştır.

 

Askeri Salnameler, Bahriye Salnameleri, Hariciye Salnameleri, İlmiye Salnamesi, Maarif Salnameleri, Rüsûmât Salnamesi, Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Sâlnamesi, Boğaziçi Şirket-i Hayriye: Tarihçe, Salname ve Rasathane-i Âmire Salnamesi bu grupta bahsedilebilecek önemli salnamelerden bazılarıdır.
 

Özel konulu veya kişi ve kuruluşlara ait salnameler
Bu gruba giren salnameler, genellikle bol resimli ve içeriğindeki konuların çok çeşitli olması bakımından daha çok almanak özelliğini taşımaktadır. Bu grupta edebiyat, tarih, coğrafya konuları ve biyografilerin yer aldığı özel kişilerin çıkardıkları yıllıklarla birlikte sadece belli bir konu veya meslek alanını konu alan yıllıklardan da söz etmek mümkündür.

 

Özel salnamelerin ilki Ali Suvâi’nin Paris’te peş peşe çıkardığı üç yıllıktan birincisinin 1871 yılında yayımladığı Türkiye fi sene 1288 adlı eser olmasına karşın yazının başında da belirttiğimiz üzere içeriğindeki memlekete ve Osmanlı Devletine dair bilgiler ve istatistiklerin bulunması sebebiyle “Resmî Kurum ve Kuruluşlara Ait Salnameler” grubuna dâhil edilmiştir. Yurt içinde yayımlanan ilk özel salname ise Avrupa’yı örnek alan ve orada olduğu gibi gazete ve dergilerde çıkan yazılardan seçerek almanak türüne yakın salnameler hazırlayarak bizdeki özel salnamelerin mükemmelleşmesine katkı sağlayan Ebüzziyâ Tevfik Bey’in 1873 yılında yayımladığı Sâlnâme-i Hadîka adlı eserdir. Aynı tarihte Hadîka adlı dergiyi de çıkarmakta olan Ebüzziya Tevfik Bey’in almanağa yakın bu salnamede, edebiyat, tarih, coğrafya ve özellikle matbaacılık ve basın tarihle ilgili konu ve kanunlardan bahseden yazıları yayımlamış olması dönemin olaylarını, ilgi odaklarını ve ülkenin kültür seviyesini belirtmesi açısından önemlidir.

 

1928 yılında çıkarılan Mu’allim Almanağı en son yayımlanan özel salname iken 1873-1928 yılları arasında yayımlanan özel salnamelerin sayısı yirmi altıdır. Belli başlı zikredilen özel salnameler şunlardır: Ebüzziyâ Tevfik Bey’in neşrettiği Sâlnâme-i Ebüzziyâ (1877) ve Sâlnâme-i Kamerî; İsmail Gaspıralı’nın Bahçesaray’da yayımladığı Sâlnâme-i Türkî (1882); Ahmed İhsan (Tokgöz) tarafından yıllarca hazırlanan Sâlnâme-i Servet-i Fünûn; İsmail Subhi- Mehmed Fuad tarafından çıkarılan Musavver Sâlnâme-i Servet-i Fünûn (1910); Sedat Simavi’nin çıkardığı Diken ve İnci Sâlnâmesi (1920); Mehmet Zekeriya Sertel’in düzenlediği Resimli Yıl (1925); Hasan Hulki Bey’in hazırlayıp İstanbul’da yayımladığı Türkiye Sâlnâmesi (1927); Türk Ocakları Merkez Heyeti adına Yusuf Akçura’nın hazırladığı Türk Yılı (1928).

 

Resmî veya özel kurum ve kuruluşlara ait nevsaller
Salname gibi nevsal de Farsça kökenli bir kelime olup dilimizdeki karşılığı yıllıktır. Osmanlı Devri ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yayımlanan yıllıklardan bir kısmı nevsal adıyla neşredilmiştir. Salnamelerin içinde önemli ve büyük bir yer tutan ve çok çeşitli konularda hazırlanılan nevsallerin ilki Rebî’-i Ma’rifet (1880), sonuncusu Millî Nevsâl (1925)’dir. 1880-1925 yılları arasında ise topla 55 adet nevsâl yayımlanmıştır. Ebüzziya Tevfik Bey tarafından sekiz sene art arda çıkardığı Rebî’-i Ma’rifet, 1889 yılından sonra Nevsâl-i Ma’rifet adı ile yayımlanmıştır. İlki 1922 yılında Kanaat Kütüphanesi tarafından hazırlanılan Millî Nevsâl ise peş peşe 4 kez çıkarılmıştır. İçeriğinde yer alan siyasi olaylar, İstanbul hakkındaki bilgileri ve dönemin milletvekillerinin resimlerini bulundurması bakımından muhtevası zengindir. Bu özelliğinden dolayı ilgi görmüş ve hacmi bir sonraki yıla göre daha da genişletilmiştir.

 

Yıllıklar içinde ayrı bir yere sahip olan önemli nevsaller arasında Doktor Besim Ömer Paşa (Akalın)’ın 1899-1906 yılları arasında 4 adet çıkardığı, ağırlıklı olarak sağlık konularının işlendiği ve dönemin tıp adamlarının biyografi ve resimlerinin yer aldığı Nevsâl-i Âfiyet; 1914 yılında T.Z.’nın hazırladığı, Asâr-ı Müfide Kütüphanesi tarafından yayımlanan ve devrin bütün yazarlarının el yazılarını ve resimlerinin yer aldığı Nevsâl-i Millî; Hüseyin Vassaf Bey’in meydana getirdiği, Asır gazetesi sahibi K. Faik Bey tarafından İstanbul’da neşredilen ve içerisinde Osman Ferid (Sağlam)’ın oluşturduğu o zamana kadar çıkarılmış ve çıkarılmakta olan gazetelerin bir listesinin bulunduğu Nevsâl-ı Asır; Baba Tahir lakaplı II. Abdülhamid devri gazetecilerinden Mehmed Tahir’in çıkardığı Nevsâl-i Malûmat; idari ve siyasi konularda zengin içeriğe sahip, bol resimli olan ve Ekrem Reşad ve Osman Ferid (Sağlam) Beyler tarafından ilkinin 1909 yılında hazırlandığı Musavver Nevsâl-i Osmani; Hanımlara Mahsus Gazete’nin yayınlarından olan, takvimli, resimli Nevsâl-i Nisvân ve Ahmed İhsan Tokgöz’ün Sâlnâme-i Servet-i Fünûn’dan önce 1893 yılında çıkarmaya başladığı, takvim bilgileri, fenni bilgiler ve yurtiçi haberlerin bulunduğu Nevsâl-i Servet-i Fünûn’dan bahsedilebilir. Ayrıca içeriğinden dolayı almanak özelliğini taşıyan, kadınlar için özel olarak Ebüzziyâ Tevfik tarafından 1899 yılında hazırlanılan Takvîmü’n-Nisâ adlı eser de bu grup içinde gösterilir.
 

Takvimler
Takvimlerin salnamelerden farkı, bir yılın aylarını, günlerini, sayılarını gösteren cetvel ve defter özelliğinde yayınlar oluşudur. İlki 1431 yılında Fransa’da yayımlanan bu

takvim türüne sene içerisindeki önemli olayların ve faydalı bilgilerin eklenmesi daha sonra vuku bulmuştur.

Önemli takvimler arasında bahsedilen Takvîm-i Nücûmî, 1306 (1889) yılında Ahmed Şâkir Paşa tarafından İstanbul Matbaa-i Ebüzziyâ’da yayımlanmıştır. Eserin içeriğinde Avrupa takvimleriyle memleketteki takvimlerin karşılaştırılması, Osmanlı’daki takvimler ve çeşitli takvimlerin özellikleri, Kamerî takvimin Şemsî takvime çevrilmesi, mevsimler, saat farkları, dinî ve önemli günlerin belirlenmesi gibi konular yer almaktadır. Hediye-i Sâl (Takvîm-i Nevîn)’de Ay ve Güneş tutulması tarihleri, özel günler, mevsimler, hasat mevsiminin özellikleri, teşrifât günleri, hükümdarların doğum ve tahta çıkış tarihleri, Almanya, Çin Japonya ve Kırım gibi çeşitli ülkelerinin hükümdarlarının resimleri, göç, ticaret, ithalat-ihracat istatistikleri, askerî, malî, ticarî konularının bulunması bakımından 1312 (1894) yılında neşredilen bu yayın, bir takvimden çok salname özelliği taşımaktadır. Peygamber’in doğumundan önce dünyadaki önemli olayların kronolojik bir şekilde yer verildiği, son yayımlanan posta, telefon, telgraf tarifeleri, Kamerî ayların Milâdî karşılığı, Bulgaristan’daki sancak merkezlerinin ve burada yayımlanan gazete ve sahiplerinin isimleri, İslâm rüşdiyeleri gibi bilgilerin bulunduğu Takvîm ve Hayriye Sâlnâmesi ise Râşid Bey tarafından 1339 (1921) yılında yayımlanmıştır.

 

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı