• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Özbay Akkoyun
SÜMBÜL EFENDİ
23 Mart 2017 Perşembe
Sema Özbay Akkoyun | sema@34sanathaber.com

"Aşk ile iki cihanda şah olan gelsin beri,

  Rah-ı Hak’ta bende-i dergah olan gelsin beri.

  Devlet-i dünya ile mağrur olanlar gelmesin,

  Aşk-ı fani, fena fillah olan gelsin beri,

  Sümbüli, ince durur kıldan sırat-ı müstakim

  Destgiri daima Allah olan gelsin beri.’’

 (Sümbül Efendi)

 

Sümbül Efendi

Ülfetli, cana yakın

Merzifon’da yaşamış

Bir Allah dostu

Ülfetli, irfan sahibi

Lale değil Sümbül ismini alan

 

En büyük Veli’lerden

Fatih’te türbesi olan

En büyük Alim’lerden

Nazik, sakin

Devrin en büyük

İlim peşinde koşanlarından…

 

Amasya Merzifon’un Borlu Kasabası’nda 15. Yüzyılda yaşamış olan Allah Dostu,

Küçük yaşlarında ilim peşinde koştuğundan 14 yaşında İstanbul’a gelen,

Devrin büyük alimlerinden Eftalzade Hamimüddin Efendi’den ders alıp

Kendini yetiştiren asıl adı Yusuf Sinan olan, İstanbul’un en büyük velilerinden,

Nazik, sakin, İlim ve irfan sahibi olduğu için Dinin süsü anlamına gelen ‘’Zeynüddin’’ lakabını alan,

Sünbüliyye Sufi tarikatının kurucusu Sünbül Sinan,

Sümbül ismini almasının hikayesi ise, Hocası Mehmet Cemalettin Efendi,

Öğrencilerinden çiçek getirmelerini isteyince diğer öğrenciler

Birbirinden güzel çiçeklerle hocalarının huzuruna çıkarlar,

Yusuf Sinan ise hocasına solmuş bir sümbülle çıkar,

Hocası bunun hikmetini sorduğunda, ‘’Hangi çiçeğe el attıysam

Hepsi Allah’ı zikir ve tespihle meşguldu, onları dalından koparmaya,

Allah’a ülfetlerini kesmeye gönlüm el vermedi,

Bu zavallı sümbül dalından kopmuş, ben de bu çiçeği size getirdim’’ der.

Bu olaydan sonra Hocası ona ‘’Sümbül’’ Lakabını takar.

Elinde, sarığında ve dergahında sümbüllerle haşır neşir olduğundan,

Halk arasında da ismi nam salan Sümbül Efendi,

Nefsini terbiye etmek için dört yıl Halvet hücresine girerek çilesini dolduran,

Çileden sonra Halifelik verilerek bildiklerini pekiştirmek için Mısır’a gönderilen,

Mısır halkına Ehl-i Sünnet itikatını bildiren, Allah’ü Teala’nın emir ve yasaklarını öğreten,

47 yaşında şeyhlik makamına çıkan, Fatih ve Ayasofya Camilerinde halkı aydınlatan,

33 yıl Sümbül Efendi Camii ve dergahında hizmet veren Allah Aşığı’nın,

Türbesi dışındaki kabirlerde gömülü olan üç kadının hikayesi ise çok farklı,

Rivayete göre, Çok dindar bir Hıristiyan olan Konstantin’in kızı Katerina,

Sümbül Efendi Camii’nin yer aldığı Doğu Roma İmparatorluğu’ndan kalma

Andreas Manastırı’na rahibe adayı olarak katılır.

Bizans’ın eline esir olarak düşen Çifte Sultanlar Hz. Peygamber’in torunu,

Hz. Hüseyin’in kızları Hz. Fatıma ve Hz. Sakine bu manastırda Hıristiyan olmaları için zorlanır,

Ama kız kardeşlerden etkilenen Prenses Katerina, Müslüman olmaya karar verir.

Sarı Sıdıka adını alan Katerina’nın Müslüman olmasına büyük tepki gösteren Konstantin,

İki kız kardeşi mahzene kapatır. Bir gece mahzenden yayılan nurlu ışıkla ,

Görülür ki Çifte Sultanlar son nefeslerini vermişler.

Bir süre sonra Prenses Katerina’da ölür. Üçü de manastır’ın bahçesine gömülür.

Aradan yüzyıllar geçer…

İstanbul’un fethinden sonra 529 yılının ardından Cami’ye çevrilen bu yer,

Aynı zamanda Sümbül Efendi dergahı’nın bulunduğu yer.

Gönülleri fetheden Sümbül Efendi, keşif yoluyla kabirleri bulur.

Rüyasında gördüğü gibi Hz. Muhammed torunları Hz. Fatıma ve Hz. Sakine

Kardeşlerin Sümbül Efendi Camii’nin avlusunda bulunan mezarları kabir olarak hazırlanır.

İstanbul Fatih Kocamustafa Paşa Mahallesi’nde bulunan Sümbül Efendi Türbesi,

Küçük ve çok şirin bir cami avlusunun bağrında bulunan,

Korunmaya alınmış anıt bir selvi ağacı, kuşlar için bir su çeşmesi,

Selvi ağacının dikili olduğu bir kabir,  yan yana yatan iki kız kardeşin kabri,

Sümbül Efendi’nin türbe girişinde Serasker Rıza Paşa’nın türbesi, Safiye Sultan,

Şeyh Rıza Efendi, Şeyh Nurettin Efendi, Zincirli Selvi ve Daye Hatun’u kucaklayan.

Derin hikayelerin gizli olduğu İstanbul’un tarihi mekanlarında

Yüzyıllardır her daim hürmet edilen bu zatların türbelerini ziyaret etme geleneğine göre

Sümbül Efendi’yi ziyaret ettikten sonra Merkez Efendi türbesini ziyaret etmek usuldendir.

 

 

 

 

 

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı