• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Yunus Yaşar
İstanbul’un Manevi Koruyucusu
07 Nisan 2016 Perşembe
Yunus Yaşar | yunus@bayikram.com

EBA EYYÜB EL-ENSARİ

Fatih gibi bir dehanın yetişmesinde en büyük payı olan Akşemsettin; son derece renkli bir bilgedir. Konstantinopolis’in fethinden sonra Akşemsettin; Haliç’e bakan şehir surlarının dibinde şehit olan Eba Eyyüb El Ensari‘nin kabrini aramaya başlar. Bu Akşemsettin için Konstantinopolis’teki son görevdir. Fetih öncesi öğrencisi Fatih Sultan Mehmet’e Konstantinopolis’in fethi üzerine daha önce yapılan denemeleri anlatmış olan Akşemsettin, bu fetih denemeleri içerisinde 671 yılında aralarında Hz. Muhammed’in (sav) sancaktarı Eba Eyyüb El Ensari’nin şehit olduğu savaşın öneminden çok bahsetmiştir. Eyyüb El Ensari’nin kabrinin mutlaka bulunmasını hem Fatih hem de Akşemsettin çok arzu etmekteydiler. Çünkü Eyyüb El Ensari; Akabe`de ilk Müslüman olan sahabelerden birisidir. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında Hz. Muhammed’in (sav) sancaktarlığını yapmıştır.

                                           

Eba Eyyüb El Ensari’nin mezarının Haliç kıyısı yakınlarında bir yerde bulunduğunu bilen Akşemsettin günlerce kabri arar. Peygamberliğin kırkta birinin rüya olduğunu ve bazı hakikatlerin normal insanlara da rüya yoluyla bildirilebileceğini gayet iyi bilen Akşemsettin; yalnızlığa çekilir ve rüyasında kabrin yeri doğrultusunda yüce Allah’tan bir işaret bekler. Ve bir sabah yanına Doğunun ve Batının en büyük ve genç padişahını alarak Haliç taraflarındaki sur dibinde bir yeri kazdırtır. Toprağın altından üzerinde “Eyyüb Ensari” yazılı bir mezar taşı çıkar. Hz Muhammed’in (sav) sancaktarının bulunan kabrinin yerini düzenlerler ve hemen oraya bir çınar fidanı dikerler. Akabinde de Fatih tarafından kabrin yanına bir cami yapılır. Fatih Sultan Mehmet’in yeni başkentine göç eden Türkmenler manevi değeri üzerine yerleşimlerini Eyyüb El Ensari’nin kabri ve camisinin etrafına yaparlar. Böylece İstanbul’daki ilk Türk yerleşimi burada oluşur ve adı Eyüp semti olarak günümüze kadar gelir.

O İstanbul’da misafir olduğu gibi Hz. Muhammed’de (sav) Medine’ye ilk geldiğinde yedi ay boyunca onun misafiri olmuş Mihmandar-ı Resulullah yani Resulullah’ın ev sahibi unvanını almıştı.

Halk arasında Eyüp Sultan olarak bilinen Eyyüb El Ensari’nin huzurunda artık Osmanlı padişahları kılıçlarını kuşanacaklardır. Fatih Sultan Mehmet’ten sonraki (2. Mustafa hariç) tüm Osmanlı padişahları tahta geçtiklerinde kılıçlarını bu camide kuşanmışlardır. Kabri bugün Müslümanların ziyaretgahı olmuştur. Eyüp Sultan Türbesi`nin girişinde bir hadis-i şerif asılıdır. "Bir gün, Hz. Muhammed, Eba Eyyüb'e (r.a), dönerek "Ya Eba Eyyüb (r.a), Sana cennetin hazinelerinden bir anahtar vereyim mi?" demiş ve ardından da şöyle demişti: "La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim." Hadis-i şerifin anlamı şöyledir: "Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah'ın yardımıyla elde edilir.

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı