• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Tuğba Görgülü
100 YILLIK SİNEMAMIZIN AZ BİLİNENLERİ
06 Nisan 2016 Çarşamba
Tuğba Görgülü | tubagorgulu1@gmail.com

Türk Sineması’nın 100’üncü yılında sinemanın dününe ışık tutan birbirinden değerli pek çok çalışma gerçekleşti. Diğerlerinden farklı olarak merak içinde, tekrar tekrar okumaktan ve paylaşmaktan zevk alacağımız bir yazı meydana getirmeyi amaçladım.

Türk Sineması’nın başladığı 1914 yılından bugüne kadar üretilmiş filmlerde geçen ve kulağımızda yer ederek hayatımızın içinde kullandığımız klişeler haline gelen, çok tanıdık, bildik repliklere bu yazı dizisinde yer vererek repliklerin hayatınızdaki yerini kalıcı hale getirmek istedim.

Türk Sineması’nın başlangıcında yer alıp, teknik olanaksızlıklar, sosyal şartların eksikliği ve yeni olmanın getirdiği bin bir zorluğu göğüsleyerek sinemayı belirli bir yere taşıyan sanatçıların, okudukça kendilerine tekrar hayran bırakan sinema hakkındaki değerlendirmelerini sizin için derledim.

Çeşitli kaynaklardan ve kendi anlatımlarından yola çıkarak sinema sanatçılarının meslekleri uğruna katlandıkları zorluklarını ve aynı zamanda bu zorluklara, sinema aşkıyla nasıl seve seve katlandıklarını anlatan notlar düştüm.

Sinema yapmak için vazgeçtikleri imkanlardan, daha iyi sinema yapabilmek için kendilerini zorlayarak gelişmelerinden, izleyiciye daha iyisini sunabilmek için girilen o yoğun çabalarından dem vurarak kalplerimize hiç de boşuna girmediklerini kanıtlayan ‘Bunları Biliyor Muydunuz?’ bölümünü hazırladım.

Sinemamızın dününe bakarken geçirilen aşamaların, dönemin imkansızlıkları içinde ne büyük özverilerle gerçekleştiğini görmek, emek veren tüm insanların ve kurumların kalbimizdeki değerinin daha da artmasına neden oldu.

“Bugün bir sinema sanayi var” diyebiliyorsak, önemli festivallerden ödüllerle dönebiliyorsak, birbirinden üstün teknik olanaklarla çalışabiliyorsak, hepsinin Sayın Fuat Uzkınay’dan bugüne birbirinden değerli birçok sinema sanatçısı, üreticisi, emektarı ve sinemaya gönül veren Türk sinema izleyicisinin sevgi, saygı ve üstün çabalarının bir ürünü olduğu unutulmamalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle bu yazı dizisini üretmekten zevk aldığım ve sizin de zevkle bir çırpıda okuyacağınızı dilediğim çalışmamı beğeninize sunuyorum.



 

HAFIZAMIZA KAZINAN REPLİKLER

            Yeşilçam filmlerinde geçen replikleri ilk duyduğumuzda, hangi filmde ve kim tarafından söyleniyor olduğunu hatırlamamızın temelinde o filmin başarısı yatıyor. Bu filmleri hatırlamamızda, filmlerde geçen repliklerin mizahi yönünün ve ifade ettiği anlam derinliğinin katkısını da unutmamak gerek. Gerçek şu ki Yeşilçam’ın unutulmaz replikleri her devirde toplumumuz tarafından çok beğenildi.

             
              Bu bölümde Türk Sineması’nın geçmişten bugüne izleyiciyi en çok güldüren, hüzünlendiren, hafızalara kazınan repliklerinin adeta nesilden nesile aktarılarak dilimize nasıl pelesenk olduğuna tanık olacağız…

   

Bu da mı gol değil be…

Muhallebi çocuğu…

(Ah Müjgan Ah/1970)

(Sezercik Yavrum Benim/1971)

Sadri ALIŞIK

Sezer İNANOĞLU

 

 

Açaydım kollarımı, gitme diyeydim…

Kelaaaj!..

(Babam ve Oğlum/2005)

(Kolsuz Kahramanın Kolu/1973)

Çetin TEKİNDOR

Öztürk SERENGİL

 

 

N’ayır, N’olamaz…

Dünyasız insan, insansız dünya olamaz…

(İki Kızgın Adam/1976)

(Dünyayı Kurtaran Adam/1982)

Abdurrahman PALAY

Cüneyt ARKIN

 

 

Size baba diyebilir miyim?

Yaşadığın kadar yaşayacağım…

(Yumurcağın Tatlı Rüyaları/1971)

(Mahşere Kadar/1971)

İlker İNANOĞLU

Fatma GİRİK

   

Amca baba yarısıdır oğlum…

Sen arkadaşımın aşkısın…

(Ayrılamam/1986)

(Arkadaşımın Aşkısın/1968)

Nuri ALÇO

İzzet GÜNAY

 

 

Bizim hiç bu kadar paramız olmadı ağabey…

O nasıl soru memur bey, biz sevişiyoruz…

(Zavallılar/1987)

(Ah Nerede/1975)

Emrah İPEK

Adile NAŞİT

 

 

Benden size zarar gelmez…

Ben Kadir, deli Kadir ulennnn…

(Çağrı/1977)

(Kan/1977)

Agah HUN

Kadir İNANIR

 

 

Binicem üstüne, vurucam kırbacı!..

Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza.

(Öksüzler/1973)

(Çiçek Abbas/1982)

Sıtkı SEZGİN

İlyas SALMAN

 

 

Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da…

Kara Murat boğazınızda kalsın…

(Hıçkırık/1965)

(Baldız/1975)

Ediz HUN

Mete İNSELEL

 

 

   




 

SİNEMA İÇİN NE DEDİLER

Sanata gönülden bağlı olarak emek veren insanlar için sinema; bir aşk, bir tutkudur. Bu bölümde değerli sanatçılarımızın sinemaya verdikleri değeri ifade eden düşüncelerine yer verdik. Satır aralarında Yeşilçam filmlerinin Türk Sineması’nın üzerindeki katkılarına tanık olacağız.


*En büyük silahtır sinema. Halka dokunmak lazım…

Kadir İNANIR


*Sinema farklı bir şey… Şimdi dijital çekiyorlar o sesini duyamıyorsunuz. Kameranın sesini duyduğumuz anda sanki trans oluyorduk. O ses beni motive ediyordu.

Hakan BALAMİR


*Sinemaya başladığım yıllarda Türk halkında Batı’ya bir özenti başlamıştı. Sarışın kadın ilgi çekiyor, beğeniliyor, masum ve halka yakın bulunuyordu. Yeşilçam bu gerçeği benimle keşfetmiş oldu galiba...

Filiz AKIN


*İyi ki sinemayı seçmişim, iyi ki bu filmleri yapmışım.

Hülya KOÇYİĞİT


*Türk toplumunun sinemada her zaman bir kahramana ihtiyacı vardır.

Cüneyt ARKIN


*Yıllardır gelen bütün teklifleri reddettim. Çünkü, sinema makinesi sesi gelmediği zaman içime sinmiyordu.

Ferdi TAYFUR


*Bugün hala Türk Sineması’nın o filmlerin üzerine inşa ediliyor olması gerçekten çok düşündürücü, çok ciddi bir durum. Akademik olarak incelenmesi gerek.

Ferdi EĞİLMEZ


*Sıradan insanlar o sinemaları dolduruyorsa, orada bir şey yapılıyor demektir.

Ayşen GRUDA


*Kuralların, tabuların olduğu Türk Sineması’nın oyunculuk adına yaptığı devrim, Türk Sineması’na yeni bir anlayış getirir.

Müjde AR


*Estetik çıplaklık Türk Sineması’nda çok az vardır.

Hale SOYGAZİ


*Vahi Öz’ler, Necdet Tosun’lar olmasa Türk Sineması eksik ve yalnız kalırdı. Onlar sinemanın gerçek emekçileriydi.

Sevda FERDAĞ



 

ZORLUKLARA RAĞMEN SİNEMA İÇİN GÜLDÜLER

Yeşilçam'ın önemli yıldızlarının büyük bölümü tırnaklarıyla kazıyarak, çok zor şartlar altında çalışarak, özverileri ile Türk Sineması'nın bugünkü temellerini attılar. Onlar mesleki başarı için hem sinemada hem de özel hayatlarında bütün özlemlerine, yokluklarına ve imkansızlıklarına rağmen gülmeyi ve güldürmeyi seçtiler.
 

            Yazımızın bu üçüncü bölümünde bir zaman tüneline girerek ve anılardan yola çıkarak yıldızlarımızın verdikleri mücadeleyi hissedeceğiz.
 

*Sadece senaryonun dili ona layık olsun diye ‘Zeki Müren Türkçesi’ne 6 ay çalıştım.

Ülkü ERAKALIN


*Bizim meslek çileli bir meslektir. Mutsuzlukları çok daha ağır basar. Küçücük mutluluklarla yetinmesini biliriz. Yani mesleğimiz çok acılıdır, hayallerinizi yakalayamazsınız. Bir mücadele, bir savaştır. Buna rağmen hiç mutsuz olmadım diyebilirim.

Çolpan İLHAN


*Sinema için canımı hiçe saydım, hayatımı tehlikeye attım. Kamera önünde normal insanların yapamayacağı şeyler yaptım. O filmlerden sağ çıktıysam bunun iki nedeni vardır. Birincisi eşime olan aşkım, ikincisi çılgınca spor yapmamdır. Filmlerde resmen hayatımla oynadım. Çok darbe yedim, kaşım gözüm yarıldı, elim kolum kırıldı. Omurgamdan ciddi darbeler aldım, felç olma tehlikesi yaşadım. Hiç yılmadım. Sirklere gittim, dersler aldım.

Cüneyt ARKIN


*Ortaokulda tam bir sinemakolik oldum. Aynı filmi defalarca izler, para bulamadığım zamanlarda yoğurt kaplarını biriktirir, satar; yine de sinemaya giderdim. Daha sonra sinemada kendim oynadım ama yine çok para kazanamadım.

Sevda FERDAĞ

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

            ‘Bunları Biliyor Muydunuz?’ bölümünde Yeşilçam sanatçılarımızın perdeden izleyicinin kalbine giden yolda yürürken yaşadıklarını gözler önüne sereceğiz. Sinemacıların aslında perde arkasında başka neler yapabildiklerini, hangi eğitimlerden geçtiklerini, sinemaya tercih ettikleri ilk mesleklerini ve oyunculuklarını geliştirmek için gösterdikleri özel çabaları göreceğiz. Sanat ve sanatçının çok yönlülüğüne şahit olacağız.


Dublajın Kraliçesi Adalet CİMCOZ, 25 Aralık 1950'de çağdaş sanatın gelişimine katkı sağlayan ‘Maya Sanat Galerisi'ni açtı ve 1955 yılından kapanışına kadar sanat galerisinin yöneticiliğini yaptı. Maya Sanat Galerisi, Türkiye'nin uzun soluklu ve kurucusu kadın olan ilk özel sanat galerisidir.


Taçsız Kral Ayhan IŞIK, 1953 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Resim Yüksek Bölümü’nden mezun oldu. Akademi öğrenimi sırasında bir süre Babıali'de ressam olarak çalıştı.


Ahmet Tarık TEKÇE, yaşamı boyunca 300’ün üzerinde filmde rol aldı. 1950'li yılların sonlarında Türk Sineması’nın en çok gişe yapan oyuncusu olarak görülüyordu. Seyircisine saygısından kendisine gelen film tekliflerinin hepsini kabul eden Tekçe için Yeşilçam'da 'Kitapsız ilim, Ahmet Tarıksız film olmaz' sözü ortaya atılmıştı.

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı