• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Burak Yanar
ÖZE DÖNÜŞ
08 Mart 2016 Salı
Burak Yanar | burak-yanar@yandex.com

İnsan, yaratılışı, varoluşu itibariyle birçok fonksiyona sahip bir varlıktır. Bu var olma sürecini lineer bir zeminde konumlandırmaya çalışırsak karşımıza çıkacak sorular. “Ne için varız?” ve “Sadece kendimiz için mi var olduk?” sorunlarıdır. Ben ikinci soruyu tercih edip cevaplandırmaya çalışacağım.

Bana göre bir insan sadece kendisi için yaşıyorsa onun varlığı yerküre üzerinde varla yok arasındadır. Yanı varlığını tam olarak gerçekleştirmiş değildir. Başkaları için yaşamak onların yaşamlarına bir ruh katmak belki de en az varoluş gayemiz kadar bir sürdürülebilirlik bir önem arz etmektedir. Fakat biz kurulu dünya düzeninin hiç bir evresinde yaşadığımız bu yüzyıl kadar bu konunun trajik kısmına şahit olmadık. Toplumsal ilişkilerin seyrinde gözle görülür bir duraksama bir kopuş bir yalnızlaşma hakim oldu. Bunu çok uzağa gitmeden artık çekirdek ailelerin dahi sofralarında hisseder olduk. Şahsi bir tekelleşme ve onunla süregelen bireysel menfaatlerin insanı değerlerin önüne geçmesi ve her konuda artık bireyin kolektif bir bilincin dışında kendine bir pay çıkarmaya başlaması ilişkilerin ne denli zor bir duruma geldiği görülür. Peki, insanların bu yıkıntıların altında moloz gibi kalması mı yoksa dönen çarka bir dur deyip öze dönüş kavramının her birinin yüreğinde vuku bulması mı bizi bu durumdan kurtaracak? Ne olacak sistemin getirdiği tüketim kültürüyle beraber gün geçirip her gün aktif durumdan pasif bir duruma geçip sistem argumanlarına sıkı sıkı sarılacak mıyız? En kötüsü de sistem bizi duyarsızlaştırıp sadece kendimiz için yasayıp sadece kendimizi düşünecek bir duyarsızlar silsilesi çıkarttığında işte belki de o zaman gerçekten geç olacaktır. Bize artık farklı bir nitelik getirmeleri gerekecek çünkü insanlıktan çok uzakta olacağımız kesin.

GETTO
Perçinlenmiş, kalemlerle vakit
Bir katil, betonla sarmaşık arasında
Belki hayal edilmeyen kalıplar ötesi
Ve kaybolmuş yılların çağıltısı
Eski bir ahde vefa göstermenin
Renksiz ve ihtimal dahilinde
Bir o kadar renkli ve mutlak
Yelkovanın saatlere başkaldırısı
Bir sütun kavramak kadar
Şu gelen şubatın soğukluğu
Size neler hatırlatır?
Hangi? Yılların bakırdan kapısı
O özgür dimanıza kulp olmuş
Tiksindirici, ses çıkartabilecek kadar
Katı bir muşambanın içinde
Günü geçmiş şeylerin yaşını tutmak
Modern bir plaza eşiğinde
İç çatışmaların buhran gerçeğini
Saf ve zarif katmanların
Arnavut kaldırımların da şahit görmek
Ayak tabanlarında isyan sezilir
Olabilmesi muhtemel şeylerin
Uzuvlarda hazmedilmeyen baskısı
Karlı bir bahar kadar paradoksal
İnce sızıntıların paralelinde…

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı