• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Özbay Akkoyun
İstanbul Türbeleri
08 Mart 2016 Salı
Sema Özbay Akkoyun | sema@34sanathaber.com

Türbe, toprak, topraklı yer, üstüne toprak saçmak manasına gelen Arapça kelime,

Ayrıca ziyaret edilen büyük zatların, evliya, şehit ve sultanların mezarları,

Türk-İslam mimarisinde çok yaygın olan yapı tarzı,

İslamiyette ilk yapılan türbe, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in Hücre-i Mutahherası,

Türbe ziyareti, çok Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed’e göre,

İbret almak, ölüyü görerek hayatın fani olduğunu düşünmek,

‘’Kabrimi ziyaret eden, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur’’ diyen

Peygamberimiz kabir ziyaretinin önemini göstermektedir.

Kuranın en temel ilkesi ise Allah’la kul arasına hiçbir şey giremez,

Kul ne dilerse Allah’tan dilemelidir…

Hemen her semtinde her mahallesinde mutlaka bir türbe ve kabir bulunan

Yurt genelinde ve dünyada en fazla türbesi olan İstanbul’un

Türbe ve ziyaret edilmesi gereken mekanı 480 civarında olan,

Türbelerde yatan şahsiyetlerin tarihi kimliğinin olması,

Eserin mimari ve sanatsal değerinin bulunması,

Osmanlı Padişahlarının 29’unun mezarlarının İstanbul’da bulunduğu,

En eski türbenin Fatih Sultan Mehmet’e ait olduğu,

En yenisi ise Sultan Mehmed Reşad türbesi olan,

Padişah Annesi, Hanımları, Sultan ve Şehzadelere,

 Paşa ve Ağalara, evliya ve din büyüklerine ait olan türbeler,

Yoğun ilgi gören Mimar Sinan, Kanuni, Hürrem Sultan,

I.Ahmed, Ebul Vefa Hazretleri, Karaca Ahmed,

Eyüp Sultan, Aziz Mahmud Hüdai ve Yahya Efendi Türbeleri…

Dini büyüklerin türbelerini ziyaret eden yerli ve yabancı ziyaretçiler,

Kutsal sayılan zamanlarda ve yerlerde edilen duaların kabul göreceğine inananlar,

Huşu ile dua edilen Kandil, Ramazan, Bayram, Cuma gün ve gecelerinde,

İnsanların umut içerisinde ziyaret ettikleri türbeler,

Oralarda dua edilip, Allah dostunun yanında Yüce Allah’tan

Sağlık, sıhhat, afiyet isteyenler, adaklar adayıp dilek tutanlar,

Eskiden çok fazla önem taşıyan türbeler,

Hala insanların umut içinde ziyaret ettikleri mekanlar,

İstanbul’a verilen en güzel hediye,

Dileklerin gerçekleşeceğine inanarak ziyaret edilen

Huzuruna doyulmayan, Kandillerde kapanmayan, duaları n huşu ile edildiği,

Güzel İstanbul’u kutsamış Evliyalar ve Türbeler …

Denizcilere göre, İstanbul Boğazı’nın dört manevi bekçisi,

Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdai, Beykoz’da Yuşa,

 Sarıyer’de Telli Baba, Beşiktaş’ta Yahya Efendi,

Karadeniz’e çıkan ve dönen Gemiciler bu dört Allah dostuna

Selam vermeden Boğaz’ı geçmezlermiş.

Dünya nimetlerinin güzelliğini eşsiz manzaraya bakarak

Dünyanın faniliğini ise mezarlar arasında dolaşarak anlıyor insan…

ŞEYH YAHYA EFENDİ (1495-1570)TÜRBESİ



Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi Şeyh Yahya Efendi,

Trabzon doğumlu, İstanbul’un büyük evliyalarından,

16. yüzyılın Alim ve mutasavvıflarından olan huzurun efendisi,

Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın danıştığı Veli,

Dini, tasavvufi bilgisi, tıp ve geometri gibi ilimlere sahip olan Yahya Efendi,

1526 senesinde Canbaziye Medresesi’nde Müderris olduğundan

Tasavvufi olarak söylediği şiirlerinde ‘’Müderris’’mahlasını kullanan,

Babaları gibi ilim ve irfan sahibi iki oğlu olan Yahya Efendi,

Beşiktaş’ta türbe ve mezarlığın bulunduğu yere

Ev, mescid, medrese, hamam ve çeşme yaptırır,

 Denizcilerin sefere gidip döndüklerinde mutlaka ziyaret ettikleri türbesi,

Süsleme bakımından zengin ve sandukaların etrafı sedef kakmalı şebekeler olan,

 Ahşap çatı altında gizlenen türbeyi basık bağdadi kubbe ile örtülen,

Kapı ve pencereleri dönemin klasik şekline uygun iki katlı olan,

Türbe içinde on bir sanduka bulunan, ahşap bölümler ile çepeçevre sarılan,

Kanuni Süleyman’ın kızı ve Yahya Efendi’nin manevi kızı ‘’Tasasız’’ Raziye Sultan,

II. Abdülhamit’in kızı Hatice Sultan ve oğlu Bedrettin Efendi,

Yahya Efendi’nin oğulları İbrahim ve Ali Efendiler, Annesi Afife Hatun, Eşi Şerife Hatun,

Derviş Ali Efendi, Şeyh Hasan Efendi, Şeyh Mehmet Nuri Şemseddin Efendi’ler,

Türbe dışındaki kabirlerde ise torunları ve türbenin türbedarı,

Etrafındaki mezarlıkta saray ve hanedan mensupları,

Birçok tarikat ehli, devrin önde gelenlerinin bulunduğu Türbe,

Yahya Efendi’nin vefatından sonra kendisine büyük sevgi saygısı olan

II. Selim tarafından, Mimar Sinan’a inşa ettirilen yere,

Daha sonra cami, selamlık, harem ve Güzelce Ali Paşa Türbesi eklenir.

 İstanbul’un ilk yüksek öğretim kurumu olan Sahn-ı Seman’da müderrislik yapan,

Yahya Efendi, Kanuni’nin oğlu Şehzade Mustafa’yı boğdurması,

Mustafa’nın annesi Mahidevran Sultan’ı saraydan uzaklaştırması üzerine

 Padişah’a hareketin yanlış olduğunu bildiren mektubu yazınca

Medresedeki görevinden azledilip emekli edilir.

Beşiktaş’ta satın aldığı yere ev ve mescit yaptırır.

Medrese, hamam, çeşme ile külliye meydana gelir ve vakıf kurulur.

Rivayete göre, Yahya Efendi, Hızır Aleyhisselam ile sık sık bir araya gelen iki dost,

Bu dostlar sohbetinin arasına ısrarla katılmak isteyen Kanuni Sultan Süleyman,

Bir gün Yahya Efendi ile Boğaza açılıp tekne ile gezintiye çıkar.

Tekneye Salı Pazarı’ndan bir genç biner ve Yahya Efendi ile sohbete başlar,

Elini suya sokan dalgaları okşayan Sultan Süleyman yüzüğünü denize düşürür.

Sandaldakilere belli etmez ama çok üzülür,

Sandaldaki genç Kuruçeşme iskelesine yaklaşırken elini suya daldırır

Ve yüzüğü Sultan’ın avucuna bırakıp kaybolur.

Islak yüzüğüne bakan Kanuni Sultan Süleyman’a Yahya Efendi der ki;

Yanımızda olan genç Hızır Aleyhisselam’ın ta kendisiydi!

Ömrünün sonuna kadar ibadetle vakit geçiren Yahya Efendi,

75 yaşında dergahında ebedi aleme göç etmiş huzurun efendisi…
 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı