• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Burak Yanar
Üstadım!
26 Şubat 2016 Cuma
Burak Yanar | burak-yanar@yandex.com

“Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır”

1933 Diyarbakır Ergani’de doğan süregelen yıllarla beraber kendi kabuğunda mütevazi bir hayat geçirmeye çalışan, kendine has çizgisiyle o kabukta harikalar yaratmış kimilerin Mona Rosa şairi bildiği kimilerin Doğu’nun yedinci oğlu olarak nitelendirdiği o zarif adam Sezai Karakoç. Kendisini her okuyuşumda adeta farklı kara parçalarının havasını teneffüs eder gibi, ruhumda çatırtı bırakan ara sıra karaladığım şiirlerimde adeta onun ayak izlerini görebileceğiniz bir şair. Bamtelinize dokunan, sizleri metafizik gerilime sokabilen, “Bunu hangi ruh haliyle yazmış” dediğiniz şiirleri okurken soru işareti silsilesi bırakır iradelerinizde. Ankara siyasalda okurken Cemal Süreyya ile girdikleri iddiada tabiri caizse Cemal Bey’in Süreyya’sını şeddesiz bırakmış bir “y” feda ettirmişti. Kendisini Fındıkzade’de ki Diriliş Yayınevi’nde ziyaret etmek nasip oldu. “Allah’ım bir şahıs hem bu kadar sade bir o kadar da zarafet içinde olabilir mi” diye düşünürken anlattıkları şeylerin her gün sadece bu dört duvarın şahit olmasını içten içe kıskandım. Kafamda kendisine dair birçok soru vardı. Fakat zaman münasebetiyle sadece bir tanesini sorabildim:

“Üstadım!

Ey sevgili, en sevgili nidalarıyla kulaklarımızda yankı bulan sürgün ülkeden başkentler başkenti diye nitelendirdiğiniz imgelerle şaheserler yarattığınız bu şiiri kimin için yazdınız?” Soru uzun olduğu kadar zor da değildi ve verilen cevap ise en az şiir kadar manidardı.

“-Ben bunu Ankara’da memurken tutuklanma çıkması sebebiyle İstanbul’a gelemeyişimin hasretiyle yazdım. İstanbul hasretinden geriye kalan bir şiir” demişti; hiç ummadığım bir cevap. Meğerse söz konusu İstanbul olunca kelimeler raks etmeyi bizden öğrenecek değil.

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı