• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Mehmet Fatih Fidanboy
Atina
18 Şubat 2016 Perşembe
Mehmet Fatih Fidanboy | fatihfidanboy@outlook.com

Sabah karanlığında Atina’ya varıyoruz. Otobüsümüz çok eski olduğundan her yerimiz tutulmuş bir vaziyette küçük bir otobüs terminalinde otobüsümüzden iniyoruz. Taksi ile Omonoia merkezde bulunan otelimize gidiyoruz. Burası merkezi bir yer, metro istasyonu hemen otelimizin önünde nerdeyse ama biraz Atina’nın arka mahallelerinden biri gibi geliyor bize. Çok erken otele geldiğimizden bizi odalarımıza alacaklarından şüpheliyiz ama bir şansımızı deneyip danışmadaki adama odalarımıza yerleşmemiz mümkün mü diye soruyoruz. Adam, gülerek; bütün odalar boş zaten istediğiniz gibi yerleşebilirsiniz diyor. Seviniyoruz, biraz dinlenme imkanımız olacak...



Ortalık aydınlanmaya başladığında, yanımızdaki binada çalışan insanlar görüyorum penceren, devlet dairesi gibi bir yere benzetiyorum. Saat sabahın 7’si olmasına karşın mesai başlamış burada. Biz de biraz uyuyup, 10 gibi kalkıp şehri keşfetmeye karar veriyoruz.

Otelin bulunduğu semt tahmin ettiğim gibi biraz varoş bir yer. Dışarda çoğunlukla Afrikalı göçmenler var, bana pek güvenli bir yer gibi gelmiyor başta ama zaman ilerledikçe bir problem olmayacağını anlıyorum. Metro istasyonu hemen otelimizin karşısında, bu bizim için büyük kolaylık ama metroya girdiğimizde Acropolis’e nasıl gideceğimizi kestiremiyoruz. Yaşlı bir adama Acropolis’e nasıl gideceğimizi soruyoruz. Adam hiç İngilizce bilmiyor ama Acropolis kelimesini anladığından bize yolu tarif etmeye çalışıyor. O sırada bir kaç kişi daha durup bize yolu tarif etmeye çalışıyor ama her biri başka yönleri gösteriyor bize. Sonunda ilk sorduğumuz kişi sinirlenip, bizi kolumuzdan tuttuğu gibi doğru vagona götürüp bırakıyor. Bir kaç dakika sonra, Acropolis durağında iniyoruz. İlk işimiz meşhur Acropolis müzesini gezmek oluyor, gerçekten muhteşem. Bütün Yunan tarihi gözlerimizin önünde. Uzunca bir süre bu müzeyi dolaşıyoruz, antik kalıntılar, heykeller gerçekten de görülmesi gereken değerler.

Müzeden sonra, Acropolis’e gidiyoruz, zaten müzenin hemen yanında. Acropolis, Atina’nın en yüksek tepesinin üzerine kurulmuş, birçok antik yapı kalıntılarını içeren büyük ve önemli bir mimari yapı. Aslında, bizim Efes harabelerinin pek eline su dökemez ama yine de görülmesi gereken çok önemli bir tarihi eser.

Öğle yemeği zamanı geliyor, kaç günden beri hep Yunan yemekleri yediğimizden biraz değişiklik olsun diye fast-food’la öğünü geçiştirmeye karar veriyoruz. Syntagma meydanı yolu üzerinde karnımızı doyurduktan sonra meydana ulaşıyoruz. Burası Yunanistan için çok önemli bir yer, Parlamento binası var bu meydanda. Hükümet aleyhine gösteriler, grevler hep bu meydanda yapılıyor.



Parlamento binası önündeki meçhul asker anıtında askerlerin belirli saatlerde yürüyüşleri oluyor ve bunun dışında askerler 24 saat kıpırdamadan duruyorlarmış. Biz de saatlerini öğrenip, meydandaki parkta biraz zaman geçiriyoruz. Askerlerin üzerinde geleneksel kıyafetleri var, etek ve ponponlu ayakkabılar. Saatleri geldiğinde, özel yürüyüşlerle yer değiştiriyorlar. Bu, bizim gibi birçok turistin ilgisini çekiyor ve dakikalarca seyrediyoruz.

Artık akşam olmak üzere... Bir taverna bulmak ümidiyle Plaka’ya gidiyoruz. Plaka, Atina’nın turistik yeme-içme mekanı. Fiyatlar biraz yüksek olsa da ortamın güzelliğinden turistlerin tercih ettiği yerlerden biri. Çanakkale göçmeni bir Rum, bizi tavernasına davet ediyor.

Taverna Yunanistan’da restoran demek; müzikli bir yer anlamına gelmiyor. Çanakkaleli göçmen taverna sahibiyle biraz sohbet ediyoruz, Türkiye’den özlemle bahsediyor bize. Güzel bir ortam, güzel mezeler ama biraz yüksek bir hesap ödeyip oradan ayrılıyoruz. Artık metroyu çözdüğümüzden kolaylıkla otelimizi buluyoruz. Otelimizin yanındaki büfeye bir şeyler almak için uğruyoruz ama burada da Türklerle karşılaşıyoruz. Bir kaç yıl önce Yunanistan’a yerleşen bir aile işletiyor büfeyi.

Sabah erkenden kalkmamız gerekiyor çünkü Atina’dan ayrılıp Pire’ye geçeceğiz. Akşam saatlerinde de Santorini’ye Pire’den feribotumuz kalkacak. Bu yüzden günü fazla uzatmadan, vakitlice yataklarımıza geçip güzelce uyuyoruz. Ertesi gün çok uzun olacak...

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı