• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Hüseyin Demir
On Dakika Ara… Ve Sinema...
11 Ocak 2016 Pazartesi
Hüseyin Demir | huseyindemir.44@hotmail.com

İlçemize sinema gelmişti… Sinemaya ne güzel filmler de gelirdi ve biz ne güzel gidemezdik. Film arasında dışarıya çıkanların arasında karışıp korsan giriş ihtimalinin fazlaca olduğu yıllardı.

Aynı yıllara denk gelmişti. O, şehirden ben köyden. Buluşmuştuk şehrin en işlek caddesinde.

Ama o biraz erken, ben zamanlıydım.

O, önde caddeye komşu, ben hayli arka sokakların birinde…

O, her akşam cıvıl cıvıl ben “on dakika” ara anonsunu bekleyen, kapıda film başlarken geri girenlerin arasına karışıp içeri sızabilme hesaplarını yapan orta okul öğrencisi.

***

İlçemize sinema gelmişti…

Gelmişti gelmesine de “sinemaya ne güzel filmler gelir ve biz ne güzel gidemezdik

***

Siyah-beyazdı önceleri, sevdikçe biz “renkliye” döndü. Hatta “iki film birden”e...

***

En çok Türk yapımı filimler gelirdi. Yerli malı yurdun malıydı o zamanlar.

Dünyanın yakışıklılarını toplasan bizim bir Yılmaz Güney, Tarık Akan etmezdi. Kadınlar için zaten kıyaslama ihanetti, dünya bir yana Türkan Şoray, Fatma Girik bir yanaydı.

Aile filmleri gelirdi ara sıra, ama ilçede ailelerin “erkekleri” giderdi sadece. Genelde bol ekşınlı, vurdulu-kırdılı filimler iş yapardı. Aralarda dışarı çıkan kalabalığından anlardık bunu.

Devrim zamanıydı, sokaklar devrim için çınlarken, sevdiğinin elinden tutup sinemaya getirebilen bir devrimciye rastlanmamıştı henüz...

Sevginin gizli, sevgilinin yasaklı olduğu yıllardı.

***

Sonraki uzak yıllarda, kadınlardan da “yoğun talep” olduğunu söyleseler de ben şahit olmamıştım hiç.

***

Kopyaları sinema sinema dolaşırken aslı hep bizde kalırdı. “İlk bölümünü” seyredemesek de “sonunu” seyredip, baş kısmını hayal edip filmi tamamlıyorduk. En kolayı “aşk” filmleriydi. Sonu kesin bizim istediğimiz gibi mutlu bitiyordu.

***

Yazlık sinema ve rakip sinema açmaya kimse cesaret edemedi. İlçede “erkek hakimiyeti” devam ediyordu.

Ailenin erkekleri “devamlı aktif” olduğu için kadınlara sıra gelmiyordu. Mevcut güç yarı kapasite çalıştı her daim. Anca mevcut sinemaya yetti.

***

Yılda birkaç kez, liseli solcu gençlerin siyasi piyeslerine de ev sahipliği yaptı yine de.

Her güzel şey gibi kısa sürdü hikayesi, ama direndi.

Renkli filmle, “iki film birden”le…

Erotik Türk filmleri, seks furyası filmleriyle…

Seksen darbesi ülkeyi kavururken bile dimdik ayakta durmaya çalışıyordu.

Ta ki…

***

Evet ta ki... çatılarda anten sayısı artmaya başlayınca kadar...

Televizyonun ihanetine, gençlerin vefasızlığına denk gelmişti

İlçeyi terk etti… Küstü!

Bir daha kimse cesaret edemedi onu geri getirmeye…

***

Ne ülkede, ne de beyaz perde de devrim yapabildik. Postallar ülkeyi, çatılarda antenler sinemayı bitirdi.

***

60 ihtilalinde geldi, 80 ihtilaline gitti. Ömrü iki ihtilal arasıydı

***

Mutlaka karşılaştık hayatın peşinden koşarken, caddede, sokakta veya herhangi bir yol ayrımında.

Hepimiz figürandık seyrettiğimiz her filimde.

Rolümüz kısaydı belki ama biz hayatla harmanlayıp çoğalttık kendi rollerimizi.

Kötülerin sonunda mutlaka kayıp ettiğini öğrendik. Birlikte olmanın gücünü, doğru olmanın mükafatını, dost, arkadaş, aile olmanın kudretini öğrendik..

Biz her daim, mutlu kalalım diye, sonu hep mutlu bitti.

İlk sinema gösterimi Yıldız Sarayı’nda yapıldı. (1896), sonuncu da sinemanın kapandığında bizim ilçede gösterildi.

Sene 1980.

Bundan sonrası sinema için düşe kalka bir yolculuktu ama bizim kuşak için hala koskocaman bir arayıştı kayıp olan; O tadı, o heyecanı, o coşkuyu… 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı