• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Çağrı Beşli
Ölmek Var Dönmek Yok!
07 Aralık 2015 Pazartesi
Çağrı Beşli | cagrıbesli@gmail.com

Yaşamın temel ögelerinden biri olarak doğum anındaki ilk çığlığımız ölümün ne olduğunu anlatır gibi… Ölüm için birçok insan farklı anlatım yapılmıştır. Ama toplum içindeki bireylerin ölümü nasıl algıladığı ve hangi durumlar için bunu göze alabileceği durumu her zaman için tartışılmıştır… Değerli 34sanathaber takipçileri bugün sizlerle “göç” konusu üzerinden insanların ölümü bile göze alarak, hayata tutunma çabalarından bahsetmeye çalışacağım. Umarım sizlerinde keyif alacağı anları paylaşabilirim…


Göç etmek, başka bir diyara gitmek… Neden göç eder insan? Doğduğu toprakları neden terk eder? Toprak mı onu istemez yoksa yanlış topraklarda doğduğu için gitmek ister? Tam bir muamma… Hayat dediğimiz de tam olarak böyle bir şey değil mi?


Nihai düşünceler sonrasında göç için hazırlıklar başlar ve yola çıkılır. Her şeyden habersiz… Ne kadar hazırım diye sormadan çıkılır, korkularla yola çıkılır bir de geri dönmemek adına kapılar çarpılmıştır, sessizce kapatılmıştır… Yanında bir valiz, kolunda bir kadın, onun başında bir eşarp, gazete kâğıtlarına sarılmış birkaç lavaş, bir de peynir vardır keselerin içinde… Bunların hepsinin ötesinde umut vardır düşlerinde…


Kimi otobüs koltuklarında kimi tren kompartımanlarında kimi de kayıkçıkların teknelerinde dalar düşlerine… Hayaller vardır hepsinin içinde; kadının, adamın içinde. Belki de bir çocuk vardır kucaklarında… Çocuk habersizce umut dağıtır… Sonuçta geri dönmek adına hiçbir umut kalmamıştır. Yola çıktıkları yer içinde öyledir artık orası sadece yıllar sonra belki gezmek için gidecekleri belki de hiç görmek istemeyecekleri bir yerdir onlar için…


Sonunda yeni yerlerine varırlar… Önce soğuk “Merhaba” der… Sonra sıcak, sonra dert, keder, özlem merhaba der… Bir de aynalar merhaba der göç eden gözlere… Aynaların selamını aldıktan sonra işte gerçek mücadele başlar. O zamana kadar kimse aynaya bakmamıştır… Gerçeği gösteren aynalardır bunu anlamamıştır, yolcular. Durup düşünenler bir adım önde aynaya bakıp mücadeleye devam edenler ise kaybedenler kulübünün en büyük üyeleri olarak var olmaya çalışırlar… Düşlerin içinde düşünmeden mücadele etmek, boş yere güç harcamak dışında başka bir işe yaramamıştır. Asıl nedenin ne olduğunu unutup sarhoş olanlar ise… onlar için durum epeyce vahim… Vahim diyorum çünkü adlarını ne tarih ne de kitaplar biliyordur onların. Onlar, öylece nefes alıp verirler…


Göçmek, yer değiştirmek, bağları koparmak ne için gerekli bunu düşünüp, hayatımızı ona göre inşa etmek oldukça önemli. Bu şekilde yapılan planların birçoğunun bizlere olumlu geri dönüşler yaptığını bilmeliyiz. Sonuç olarak hayata dair doğadan alabildiğimiz bir nefes bile çok olmadan bizden çıkıyor. Bu bilinçle sevdiklerimizi kırmadan üzmeden en önemlisi de ne olduğumuzu görerek aynalara bakarak yaşamalıyız… Bunu başarabilirsek işte o zaman göç etmek, gitmiş olmak hiçbir zaman bizler için sorun olmayacaktır.

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı