• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Aslı Didari
İstanbul’un felaketleri
03 Kasım 2015 Salı
Aslı Didari | aslididari@gmail.com

Geçmişten günümüze nice yangınlar, sel felaketleri, depremler yaşayıp da yaralarını tekrar tekrar saran bir kent üzerinde yaşamak.



İstanbul’u doğal güzellikleri ve tarihi gibi ayrıcalıklı yönlerini ön plana çıkartarak hep olumlu yönleri ile anıyoruz.

Hatıralarımızın içinde sıklıkla tekrarlamasak da aslında bu şehir üzerinde ne şiddetli depremler, yeryüzü şeklini zorlayan ne su baskınları, ahşap sanatının en nadide eserlerini yok eden ne yangınlar geldi ve geçti…

İstanbul’da tarih boyunca gerçekleşen büyük yangın, deprem, don, sel gibi afetler veya salgın hastalık ve Boğaz’da yaşanan kazalar gibi felaketlerde yaşanan kayıplar ve şehir yerleşiminde gerçekleştirdiği köklü değişiklikler saymakla bitmez.

Yaşanan afetlerden sonra bir daha yaşandığında daha az etkilenmek için şehirde alınan mimari tedbirlerin, karar niteliğindeki önlemlerin, kurtarma birimlerinin oluşturulmasının hikayesi de merak edilmeyecek gibi değil.

Bu felaketler karşısında halkın birbiri ile olan dayanışması ve yardım seferberliklerini afetlerle savaşan kurumların tarihçelerinde bulabiliyoruz.

İkinci derece deprem bölgesinde bulunan İstanbul, tarih boyunca birçok deprem geçirmiştir. İstanbul tektonik kırık (fay) üzerinde bulunmamasına rağmen, İzmit Körfezi’nden Marmara Denizi’ne bağlanan Kuzey Anadolu fay hattının çok yakınında olması nedeniyle meydana gelen depremlerden etkilenmiştir.

Bu tektonik hareketler sonucu kentin zemininde çok sayıda küçük kırık oluşmuştur. Bizans Dönemi’nde İstanbul’da meydana gelen depremlerin büyük bir kısmı tarihçilerce kaydedilmiş olmakla beraber, bunların şiddet dereceleri ve verdikleri hasara ilişkin ayrıntılar çoğu kez kısıtlıdır.

İstanbul’un afetlere direnen, yaralarını saran ve yeniden doğan öyküsü şehrin yaşanmışlıkları ve yorgunluklarına rağmen ayakta kalma savaşını gözler önüne serdiğimizde karşılaştıklarımızdan bazılarını kronolojik olarak aktaralım:



402/DEPREM İstanbul’da meydana gelen şiddetli depremde kentin pek çok bölümü hasar gördü.

450/DEPREM İstanbul’da meydana gelen şiddetli depremde kentin pek çok bölümü hasar gördü.

1489/DEPREM İstanbul’un Osmanlılar zamanında uğradığı felaketlerin en eskisi olduğu söylenir. Kaynaklar bu olayla ilgili “Nice minareler ve binalar yıkılıp harap oldu” demekle yetinmiş, bunun dışında herhangi bir ayrıntı vermemiştir.

1509/DEPREM İstanbul’da yaşanan sarsıntıların en şiddetlisi belki de en korkuncu 10-14 Eylül tarihleri arasında bir gün olduğu ileri sürülen 1509 tarihli depremdir. Tarihçiler bu felaketi “Kıyamet-i Sugra” (küçük kıyamet) olarak nitelendirmişlerdir. 1509 yılında meydana gelen bu büyük depremin artçıları tam 45 gün sürmüş, İstanbul adeta bir beşik gibi günlerce sallanmıştır. Şehirde büyük çapta bir can ve mal kaybı olmuş, Eğrikapı’dan Yedikule’ye kadar uzanan surlar, Topkapı Sarayı’nın denize bakan duvarları ve kısmen Galata surları yıkılmıştır.

20 Eylül 1563/SEL İstanbul’da büyük sel felâketi yaşandı. Sel, yeni yapılan Mağlova Kemeri ile Kurt Kemeri’ni tamamen, Uzun Kemer’in 16 gözünü yıktı ve Kovuk Kemer ile Güzelcekemer’in ayaklarını ise temeline kadar oydu.

Bu felaketi, tarihi bir kaynaktan aynen aktaralım:



“Bir gün bir gece misli görülmemiş şiddette mütemadi bir yağmur yağmış ve 74 binaya yıldırım inmiştir. İşte bundan dolayı Halkalı Deresi kabarıp taşmış, ortalığı müdhiş bir sel kaplamış, insan, hayvan, ağaç gibi önüne gelen şeyleri denize atan bu korkunç sel, Edirne Kapısu ile Topkapu arasındaki surların üstünden aşığ Yenibahçe’den Langa Bostanı’na kadar yayılarak bütün binaları yıkmış ve pek çok nüfus zayiatına sebep olmuştur. Bu sırada Ayastefanos/Yeşilköy taraflarında ava çıkmış olan Kanuni Sultan Süleyman, İskender Çelebi Sarayı’nın en üst kattaki odasına sığınarak canını kurtarabilmiştir. Suların şehre hücumu sonucu Kağıthane Deresi de taşmış ve bu yüzden Eyüp tarafları sular altında kalmıştır. Hatta türbenin içinde suyun bir arşın kadar yükseldiği rivayet edilir. Bu müthiş selden biriken sular bir hafta sonra çekilmeye başlamıştır. Bu felaket üzerine İstanbul etrafındaki köprülerle kemerlerin tamiriyle eskisinden daha sağlam yapılmasına yarım milyon altın tahsis eden Kanuni Sultan Süleyman, bu işlere Koca-Sinan’ı memur etmiş ve inşaat derhal başlamıştır.”

2 Eylül 1633/YANGIN Bilinen ilk büyük Cibali yangını 2 Eylül 1633'te bir kalafatçının dikkatsizliği yüzünden çıkmıştır.

30 Temmuz 1752/DEPREM 30 Temmuz 1752 gecesi meydana gelen depremde ise Fatih ve Bayezıd camilerinin kubbeleri çatlamıştır. Birçok bina yıkılmıştır. Halk korkudan günlerce evlerine girememiştir.

28 Eylül 1755/YANGIN Hocapaşa semtinde çıkan ve yaklaşık otuz altı saat süren yangın sonunda Paşakapısı da yandığından, Sadaret Dairesi bir müddet Kadırga Limanı’ndaki Esma Sultan Sarayı’na nakledilmiştir.

10 Temmuz 1894/DEPREM 1894 depremi, İstanbul’da 1087 ev, 299 dükkâna hasar vermiştir. En çok zarar gören ilçeler 329 evle Fatih, 282 evle Eminönü ve 290 evle Bakırköy’dür. 1894 depremi şehri çadır kente dönüştürmüştür. Depremin merkezi Marmara Denizi’dir. Depremin şiddetinin 7 olduğu söylenmektedir.



3 Aralık 1933/YANGIN Sultanahmet’teki Adliye Sarayı tamamen yanmıştır. Ayasofya ile Sultanahmet Camisi arasındaki boşluktaki İtalyan mimar Gaspare T. Fossati tarafından 19’uncu yüzyılın ortalarında Darülfünun binası olarak yapılan, bir süre Meclis-i Mebusan olarak kullanılan ancak daha sonra Adliye Nezareti’ne verilen görkemli Adliye Sarayı gece çıkan bir yangınla tamamen kül olmuştur. Böylece İstanbul önemli bir adliye binasından mahrum kalırken, mahkemeler geçici olarak Büyük Postane binasına taşınmıştır. Yangında çok sayıda kıymetli evrak ve belge de yok olmuştur.

11 Şubat 1936/KAR FIRTINASI İstanbul’daki şiddetli kar fırtınasında binalar yıkıldı, tekneler battı ve Haliç’teki Unkapanı Köprüsü parçalandı.

26 Kasım 1954/YANGIN Kapalıçarşı’da çıkan yangında 1.394 dükkan tahrip oldu.

15 Kasım 1979/BOĞAZ KAZASI İstanbul Boğazı büyük bir tehlike atlattı. Haydarpaşa mendireği açıklarında boru yüklü Yunan gemisi Evrenia ile çarpışan petrol yüklü Rumen tankeri İndependenta şiddetli patlamalarla alev alarak yandı. Çarpışma sırasında çıkan ses ve ışık nedeni ile tüm şehre korku dolu anlar yaşatan kazada 51 Romen denizci öldü. Patlamanın etkisiyle Kadıköy ve Haydarpaşa’da yüzlerce bina hasar gördü.

18 Ağustos 1982/YANGIN İstanbul Beyazıt’taki Büyük Çarşılı Han’daki yangında 229 işyeri tümüyle yandı.

14 Kasım 1991/BOĞAZ KAZASI İstanbul Boğazı’nda koyun yüklü Lübnan bandıralı bir gemi ile Filipin bandralı gemi çarpıştı. Kazada Lübnan gemisi battı 22 bin koyun Boğaz sularına gömüldü.

28 Nisan 1993/METAN GAZI PATLAMASI Ümraniye’deki Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazı patladı. İstanbul’un Ümraniye Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazı patlayınca havaya uçan çöpler bir mahallenin üzerine çöktü. Çöp yığınları altında kalan 13 evde, çoğu kadın ve çocuk toplamda 39 kişi öldü.

                                     

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı