• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Çağrı Beşli
Kişisel Gelişim Kişisel Gerilim
02 Kasım 2015 Pazartesi
Çağrı Beşli | cagrıbesli@gmail.com

 “Yüksek Gerilim Hattı”

Evet, mutsuzuz, üzgünüz, ağlıyoruz, canımız yanıyor, sebeplerini araştırmak için çaba sarf ediyoruz. Aitlik hissini doyasıya yaşamayı arzuluyoruz ama nedense bir türlü olmuyor. Sonucunda hepimiz üzgün bireyler olarak toplumun içinde varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz. “Kişisel Gelişim” kavramının tamamıyla yanlış anlaşılması sonucu toplumlar birer bomba gibi patlıyor ve tamir edilmeyecek büyüklükte hasarlar meydana geliyor.

Zekâ; dünya üzerinde varlığını sürdüren, nefes almaya devam eden her canlının biraz da olsa sahip olduğu birşeydir. Bunun azlığı veya çokluğunun etkileri de aynı derecede insanları zorlamaktadır. Dahi ile deli arasındaki ilişki gibi, aradaki incecik bir çizgi gibi…

Kişisel Gelişim kavramını dört başlıkta incelemeye alalım;
-Kişisel gelişimin en temel noktası, kişinin kendini tanımasıdır.
-Kişisel gelişim; hedeflerimize ulaşmada bizi motive eden birçok teknik ve strateji içeren süreçtir.
-Kişisel gelişim; başkalarıyla iyi ilişkiler kurmada adımlar atmaktır.
-Kişisel gelişim; içimizdeki olumsuz düşünce, yargı ve inanç kalıplarını değiştirerek olumlu olan yeni düşünce, yargı ve inanç kalıplarını benimsemektir.


"Kişisel gelişimin en temel noktası bireyin kendisi tanımasıdır” diyor bu madde bireyin kendisi tanıması ve kim olduğunu bilmesi yönünden oldukça önemlidir. Ancak bizim toplumumuzda bireylerin kendilerini tanımaları nasıl bir sürecin sonunda gerçekleşiyor? Genelde ilkokul çağında kendi düşüncelerimiz yerine ailemizin veya büyüklerimizin düşlerinin peşinden gidiyoruz. Bu süreç orta eğitim ve lisede ise bambaşka bir boyuta geçiyor ve o ilgi alaka yerini bir anda yalnızlığa bırakıyor. Ailelerimiz bizleri yetiştirme noktasında en büyük hatayı tam olarak da bu dönemde yapıyorlar. Ardından kazanılması sadece test çözme yeteneğine bağlı olan bir sınava kalıyor. Kazanabilen üniversite kapılarında kazanamayan iş hayatına atılıp kendini tanıma fırsatını yakalıyor. Şimdi bu süreci göz önünde aldığımızda bireyin kendini tanıma süreci epeyce uzun bir süre ardından gerçekleşiyor.

Bu kadar geç kalmanın üzerine hayatın içinde yaşadığımız başarısızlıklar bizleri gerilim hattının içine atıyor ve mücadeleye bir sıfır geride devam ediyoruz.

İkinci madde “hedeflerimize ulaşmada bizi motive eden birçok teknik ve strateji içeren süreçtir” diyor, peki bu sürece hazır mıyız? Tam manasıyla kafası karışık bir halde başladığımız hayatta kendimizi tanıma sürecini oldukça geç yaşamış bireyler olarak nasıl bir strateji belirleyebiliriz? Bunu kaçımız başarabiliriz? Kişisel gelişim uzmanlarının anlattıklarını kaçımız doğru anlayabiliriz? Ayrıca kişisel gelişim mantığı bizlerin geçmişine ve yaşam tarzına ne kadar uygun??? Sizleri bu soruları cevaplamaya bırakırken bir diğer maddeyi incelemek istiyorum.

Kişisel gelişim; başkalarıyla iyi ilişkiler kurmada adımlar atmaktır. Belki de bizlerin en başarılı olduğu maddelerden biri. Evet, toplum olarak ilişkilerimizi her zaman sıcak ve mutlu olma üzerine kurarız. Asıl amacımız hayatımızda olan insanlarla iyi ilişkiler üzerinden dostluklar kurmaktır. Çok kısa bir sürede hiç tanımadığımız insanlar ile sanki uzun yıllardır birlikteymişiz gibi bir hava oluşturabilir ve bunu iş dünyasında okul hayatında en iyi şekilde yaparız. Peki iyi ilişki kurmak yeterli mi? Kurduğumuz iyi ilişkiler bizleri nasıl başarıya taşıyabilir, bu güç var mıdır? Bu soruları düşünmeye devam edelim ve son maddenin neler söylediğine bakalım.

Kişisel gelişim; içimizdeki olumsuz düşünce, yargı ve inanç kalıplarını değiştirerek olumlu olan yeni düşünce, yargı ve inanç kalıplarını benimsemektir. Son madde gerçekten tam bir fiyasko bizler için. Yenilikçi düşünce tarzını benimsemek bizlerin belki de en zorlandığı kısımlardan biri. Şöyle ele alalım; kaçımız inançlarımızdan kolayca vazgeçebiliyoruz? Kaçımız kolayca yaşadığı semti bir anda bırakıp, yeni bir hayata geçiş yapabiliyor? Hangimiz bağlı olduğu maddeleri, insanları, bakkalı, manavı, çalıştığı şirketi bir anda bırakıp yeni bir dünyaya geçiş yapabilir? İşte hayata bu kadar derin bağlarla bağlı olan toplumumuz kişisel gelişimcileri anlamakta zorlanıyor ve onların yaklaşımları da toplumumuz için pek de uygun değil.

Gerginliklerin yaşanmadığı, sanatın ve güzelliklerinin toplumun her kesiminde doyasıya yaşanacağı günler dileğiyle…


 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı