• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Akkoyun Özbay
Kağıthane, Yoğun Göç Alan İlçe…
12 Ekim 2015 Pazartesi
Sema Akkoyun Özbay | semaakkoyunozbay@gmail.com



‘’Bir sefa bahşedelim gel şi Dil-i naşade,

   Gidelim serv-i revanım yürü Sadabad’a.

   İşte üç çifte kayık iskelede amade,

   Gidelim serv-i revanım yürü Sadabad’a.’’

Diyen Şair Nedim, Kağıthane’nin en önemli tanıklarından biri,

Bizans döneminde Deresinin adı Barbisos olan,

İstanbul’un fethi sırasında bir kağıt değirmeni bulunan,

İmalathanesi II.  Bayezid dönemine kadar çalışan,

Evliya Çelebi’nin ‘’Burada harap durumda bir kağıthane olduğundan’’ bahsettiği yer,

Arazi yapısı engebeli olan dere ve vadilerden oluşan,

İstanbul’da Haliç’e dökülen bir dere ve vadisindeki eski kağıt imalathanelerinden adını alan,

Zamanında un değirmeni, baruthane ve ok atışı için talim sahalarının bulunduğu,

1530 Haziran ayında Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları,

Şehzade Mustafa, Şehzade Mehmet ve Şehzade Selim’in Sünnet düğünleri,

Üç hafta devam ettikten sonra Kağıthane sahrasında bir koşu ile son bulan,

Laleleri ile meşhur olan Kağıthane, Evliya Çelebi’ye göre;

‘’Lale zamanı buraya gelenlerin aklı perişan olur, Kağıthane mesiresi Arap, Acem, Hint, Yemen ve Habeş seyyahları arasında emsalsiz mesire yeri’’

Kağıthane Deresi’nin etrafında Padişaha ve Vezirlere kasır ve köşkler yapılan,

Dere kenarları kavak ve çınar ağaçları ile süslenen,

Eğlence merasimi zamanı İlkbahar olan ve toplantı, düğün, resmi ziyaretlerin yapıldığı,

Kağıthane’de  bahçe ve kasırların öyküleri, eğlencelerin dorukta olması,

Hoşnutsuzluklara, eleştirilere neden olduğundan bu yapıtlar,

 Patrona Halil İsyanı’nda yıkılarak düz bir alan haline getirilen,

Böylesine  şaşaalı günler  yaşayan,  bugün hemen hemen hiç bir iz kalmayan,

Güzelliğini  kaybetmeye mahkum edilen, Cumhuriyet devrinde de ilgilenilmeyen yerde,

‘’Daye Hatun Camii ve Sadabad Camii‘’ günümüze kadar gelen eserlerden,

Sanayi kurulumuna uygun yapısı sebebiyle birçok sanayi devinin merkezi olan,

Bu sebepten yoğun göç alan Kağıthane, nüfusun hızlı artışından eğitim de nasibini alan,

Kalabalık ve yoğun sınıflarda, şiddet kokan uç mahallelerde hayatı öğrenen çocuklar,

Balkondan balkona muhabbet eden kadınlar, yazın evlerde yapılan kına geceleri,

Gecekondulardan sitelere geçiş yapan, yaz kış bitmeyen rüzgarı,

Konumu itibariyle depreme dayanıklı olan bölge,

Her mevsim yemyeşil olan Kağıthane yamaçları,

Ailece güzel vakit geçirilen, görkemli ağaçlar ve yeşil çayırların olduğu Hasbahçe Parkı,

En güzel yeri Emniyet evleri olan,

Senelerce her yağmurda taştığı, kötü kokular yaydığı için ıslah edilen Kağıthane Deresi,

Günümüzde fabrika ve kanalizasyon atıklarına ev sahipliği yapan,

Haliç’e akan Kağıthane Deresi’ndeki som mermerden yapılan tarihi köprü,

Zamanında İstanbul’un en güzel ve en tercih edilen mesire yeri,

Sadabad sefasını sürmek için Kaytan bıyıklı ve fesli dalyan gibi delikanlılar,

rengarenk giysiler içindeki hanımefendilerin akın ettiği,

Lale devrini yaşamış ‘’Cennetten bir bahçe’’

Tarihi dokusu, eski eserleri ve yenilenen mesire alanıyla yeniden boy gösteren Kağıthane

Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘’Nedim’e Dair’’ adlı şiirinden Kağıthane,

Mevsimin tam Lale zamanı;

Geçtim bir akşam Sadabat’tan,

Koltuğumda  Nedim Divanı.

Sorma ne kalmış o hayattan?

Ne def-i gam eyleyen şarap,

Ne mest-i naz. Sadabat harap.

Sadabat değil Kağıthane;

Çingenenin fal baktığı yer;

Lale devri efsane.

Koca Nedim?  N’oldu o günler?

Dilde lezzet bunca mısraın

Söylemiyor nerde mezarın…

 

 

 

 

 

 

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı