• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Akkoyun Özbay
Ataşehir, Yavru Şehir…
28 Eylül 2015 Pazartesi
Sema Akkoyun Özbay | semaakkoyunozbay@gmail.com



İlk yerleşimin 14. Yüzyılda Orhan Gazi zamanında olduğu,

1912 yılında 6 bin 500 dönümlük alan olan Karaman Çiftliği,

Cumhuriyet’in ilanından sonra Maliye Hazinesine devredilen,

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün açılmasıyla

 Anadolu yakasının tercih edilen konut ve iş merkezi haline gelen,

İlk önce ismi ‘’Anatepe Uydu Kenti’’olan,

1999 Marmara depreminden sonra Bağdat Caddesi,

Ve çevresindekilerin en çok tercih ettiği Ataşehir.

Bülent Ecevit Parkı, Nazım Hikmet Parkı, Deniz Gezmiş Parkı,

Profesör Doktor Necmettin Erbakan Parkı gibi yeşil alanları olan,

Nüfusunun büyük bölümünü eğitim düzeyi yüksek beyaz yakalıların oluşturduğu,

Düzen seven, güven duymak isteyen Ankaralıların da tercihi,

İstanbul’un bağrındaki Ankara…

Doğayla iç içe olan, sakin kafayla güler yüzlü insanları görebileceğiniz,

Hem şehrin merkezi gibi düşünülen her şey elinizin altında olan

Hem de başka bir şehirdeymiş gibi yeşilliklerin arasında,

Hem her yere yakın hem de uzak…

Doğu Ataşehir ve Batı Ataşehir olarak halk arasında ikiye ayrılan ilçe,

Doğu Ataşehir, evleri giderek eskiyen, yolları kötü, trafiği sürekli keşmekeş olan,

Batı Ataşehir ise daha geniş, ferah ama orada da iyi bir çarşı havası oluşmayan,

Yüzlerce yan yana dizilmiş, mahalle kültürünü yok eden kibrit kutusu evler,

Beton yığını görünümlü banliyö ilçesi tam bir beton ormanı.

İstanbul’un en yüksek gökdelenlerin dikildiği en yüksek semtlerinden biri,

Çimenlerde köpeğinizle koşturup, hayvan sever insanların arasında olacağınız,

Kocaman binaların arasında boğulmadan tüm bunları yapacağınız yer.

Minibüs ve otobüslerin aşırı yolcu alımından sağa sola doğru eğilerek ilerlediği,

Kalabalığı giderek artan, sabahları ve akşamları girişe yakın yolları tıkanan,

Dev beton yığınlarının içinde nefes almaya çalışan,

Mahalle ruhundan yoksun toplu taşımadan nasibini almayan,

Otomobilsiz yaşamanın çok zor olduğu uydu kentte

Otomobilli yaşamanın da çok kolay olmadığı, otopark sorunu had safhaya ulaşan,

Pek çok mahallenin birbirinden kopuk, dünyayla ilişkisi en aza inmiş şekilde yaşadığı,

Denizin mavisinden ve kokusundan uzak mahalleleri olan yavru şehir,

Ana caddesinde tek tük araç görünen, kavşaklarda trafik ışığı olmayan,

Terk edilmişliği ve havasıyla sakin, huzurlu bir semt iken,

Şimdilerde inanılmaz trafiği, kalabalığı ve gürültüsüyle İstanbul’a yakışır yer olmayı başaran,

Gökyüzünün görülmediği, insana cam fanusta yaşıyormuş hissi veren,

Kafes gökdelenlerle donatılan yerleşim yeri,

Kimilerine göre’’ Ataşehir, hapishanenin karanlık bir hücresi’’ olarak tanımlanan,

Kimilerine göre ise ‘’Ataşehir’in yolları düzgün, burada oturmayanlar çok üzgün,’’

Hayatı kolaylaştıran olanaklara sahip İstanbul’un içindeki yeni küçük İstanbul,

 Bir zamanlar sıfır yerleşimin olduğu, köpek sürülerinin gezdiği,

Güzel ve lezzetli böğürtlenlerin yetiştiği,

Bostanlıkken insanların bağları olan evlerinin bahçelerinden üzüm yetiştirip yedikleri yer.

Şimdi ise İstanbul’un ruhuna aykırı olan Gökdelenlerin yükseldiği uydu kent,

2009 yılında evden uçan Kadıköy’ün en gözde çocuğunda,

Arsalar, çimentoya, çimentolar, betona, betonlar ise hızla binaya dönüşüyor.

Ama yine her şeye rağmen Anadolu yakasının güzel, nezih, yaşam dolu ilçesi

Ataşehir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı