• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Aysun Paşahan
Yıl: 1927; Yer: İstanbul; “Anneler Ve Çocuklar” Birinci Vazifeniz…
18 Eylül 2015 Cuma
Aysun Paşahan | aysun@34sanathaber.com



Cumhuriyet Dönemi öncesi yaşanan ağır savaşlar sonucunda çok sayıda yetim ve sağlıksız çocuğun varlığı,  merkezî yönetim ve kamuoyunda “çocuk himayesi” kavramını gündeme getirmiştir. Mevcut idari yapı yerine kurulan her yeni rejim, varlığını koruyabilmek adına kendine bağlı bir zihniyetle yetiştirilecek yeni bir nesle ihtiyaç duyar.  Çeşitli ülkelerde olduğu gibi bizde de Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte yeni nesle duyulan zarurî ihtiyaç bağlamında yeni insan tipinin taşıması gereken nitelikler gündeme getirilir. Bu sebepledir ki Türkiye Cumhuriyeti de gelecekteki varlığının korumak ve her alanda kalkınmak için  “fikren, ilmen, fennen, bedenen, kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.”

1920’li yıllarındaki “Himâye-i Etfâl”e Genel Bir Bakış
Cumhuriyetin ilk yıllarında “himâye-i etfâl” kavramı, harp enkazındaki çocukların sokaklardan kurtarıp sağlıklarını koruyup güçlendirmenin ötesinde ülkedeki tüm çocukları da kapsayarak yeni rejimin istikbalini sağlayacak fizikî ve ruhî yönden güçlü,  ahlâklı, çalışmayı seven, meslek sahibi gürbüz Türk çocuklarını yetiştirme mefkûresini barındırır. Bu bağlamda yetim, kimsesiz, fakir, korunmaya ve bakıma muhtaç çocukların himayesi; Türk çocuğunu gürbüz yetiştirme ve memleketteki tüm çocuklardan kuvvetli, sağlam bir millet vücuda getirme sorumluluğu büyük ölçüde Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti’ne verilir. Devletin “sağlam ve gürbüz nesil, Türkiye’nin mayasıdır” prensibine hizmet eden Cemiyet, maddi manevi yaşam savaşı veren çocukların bakım ve korunmasını sağlamakla birlikte memleketteki tüm çocuklardan ülkeye faydalı bir millî bir nesil yetiştirme ilkesiyle ebeveynlere ve çocuklara yönelik eğitici yayın faaliyetlerine ağırlık verir.

Himayeye Muhtaç Çocuktan Millî Bir Nesil Yaratılışın Öyküsü
Türkiye Cumhuriyeti’ne miras kalan bu çocukların himayesiyle birlikte ülkedeki tüm çocuklardan yeni bir nesil yaratma politikası,  Cumhuriyet’in ilk yıllarında dönemin gazetelerinden ziyade ilk Himaye-i Etfal Cemiyeti adıyla İstanbul’da akabinde ise yeni rejimin direktifleriyle Ankara’da kurulan Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti’nin süreli yayın ve kitap olarak çıkarttığı kurumsal yayın faaliyetleriyle yürütülmüştür. Bu hedefin gerçekleşmesinde öncü bir kurum olan THEC, yeni neslin inşasında birinci sorumluluk sahibi olarak gördüğü anneler başta olmak üzere ebeveyn ve çocuklarda bu millî bilincin vuku bulması için eğitim ve yayın faaliyetlerine ağırlık verir. Bunlardan bir de 1927 senesinde THEC’nin İstanbul şubesi tarafından çıkarılan “Annelere ve Çocuklara Salname” adlı yayındır. Binaenaleyh bu yayında yer alan ekseriyetle her bilgi, erken Cumhuriyet Dönemi’ndeki anne ve çocukların yaşam ilkelerini belirlemiştir.

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Çocuğun Yaşam İlkeleri
Atatürk’ü kendisine önder seçen ve onun kurduğu cumhuriyeti koruyup askeri, idari, iktisadi, kültürel alanda yükseltmekle görevli olan “ideal çocuk tipi”; aile ve milletin bekası için kendi sağlığını hastalıklara karşı koruması ve güçlendirmesini bilen; anne babasını seven ve hürmet gösteren; dinine bağlı olmanın yanı sıra Cumhuriyeti getiren millî zaferleri hiçbir vakit unutmayan;  kimsesiz, yetim arkadaşlarına ve çevresindeki fakirlere yardım etme konusunda duyarlı; vatanı kalkındırmak için azim ve cesaret sahibi, tasarruflu davranan ve çalışmayı seven;  her gün faydalı bir iş yapmayı kendine amaç edinmiş dürüst, namuslu, adaletli ve vatanperver bir bireydir.

Annelere ve Çocuklara Salname’nin muhtevası kapsamında “Milletin geleceğisin! Sağlığını koru, güçlü ve kuvvetli ol” sloganıyla çocuğa aşılanan sıhhî ilkeler şu şekildedir:

- Kendisini ve çevresini daima temiz tutmalı.

- Yerlere tükürmemeli.

- Vücuduna dikkat edip ona özen göstermeli.

- Tütün içmemeli.

- Her gün açık havada spor yapmalı.

- Mikroplarla kirlenen ellerini daima temizlemeli.

- Açık havada oyun oynamalı.

- Hasta olmamak için odasındaki pencere gece gündüz açık olmalı.

- Yemekten önce eller daima yıkanmalı.

- Çok değil, hazmedebilen yemekler yemeli.

- Daima yavaş ve iyi çiğneyerek yemeli.

- Yemek aralarında saf su içmeli.

- Her gün taze sebze, taze yahut kuru meyve yemeli.

- Her gün en az iki bardak süt içmeli.

- Her gün abdesthaneye gitmeli.

- Hiç olmazsa günde bir defa özellikle yatarken mutlaka dişler fırçalanmalı.

- Haftada bir gün banyo yapmalı.

- Tırnaklar kesilmeli.

- Olabildiği kadar açık pencereli yerde saatlerce uyumalı.

- Ağız kapalı tutularak burundan nefes almaya çalışılmalı.

- Göz sağlığı için pis el ve parmaklarla gözlerini ovuşturmamalı; kitap okurken göze yakın tutmamalı; küçük puntolu kitaplar okunmamalı.

- Başkasına zarar verecek tehlikeli oyunlar oynamamalı.

- Fazla ve sıkı elbise giymemeli.

Almanakta, gerek millî ve dinî değerlerine sahip çıkmasıyla gerekse aktif çalışma hayatıyla vatanına faydalı bir birey olması için dönemin çocuklarına bir nevi hayat rehberi olarak empoze edilen ahlâki ilkeler ise şöyledir:

-              Türk çocukları Cumhuriyet’in kurucusunun, toplumun liderinin Mustafa Kemal Atatürk olduğunu bilmeli.

- Dinî ve millî bayramları hiçbir vakit unutmamalı.

- Anne ve babasını daima sevip hürmet göstermeli.

- Yetim ve kimsesiz arkadaşlarına ve düşkünlere yardım etmeli.

- Her zaman iyilik düşünmeli; fenalık yapmamalı.

- Adaletli, iyi, dürüst olmalı.

- Yalan söylememeli.

- Her gün hayırlı, faydalı bir iş yapmalı.

- Kendine her konuda sahip olması gerektiğini bilmeli.

- İsraf etmemeli; tasarruflu davranmalı.

- Tembel olmamalı.

- Çalışmayı sevmeli.

- Azimli ve cesaretli olmalı.

- İlerlemek için daima çalışmalı.

Çocuklara bilhassa sıhhî kuralların sunulduğu ve aile-insan sevgisini aşılayan Batı’dan örnek alınan yaşam ilkelerine de almanakta yer verilir. İngiltere’de her sınıfın duvarında asılı olduğu belirtilen “İngiliz Mektep Çocuğunun Taahhüdü” başlıklı on maddelik yaşam ilkeleri, Türk çocuklarına benimsetilmeye çalışılır:

 

1. Asla nezleye tutulmamak için odamda pencerenin gece ve gündüz açık olmasını isterim.

2. Yüzümü, ellerimi tırnaklarımı olabildiği kadar temiz tutmak için elimden geleni yapacağım.

3. Yemekten evvel daima ellerimi yıkayacağım.

4. Sabah kalktığımda, akşam yatarken ağzımı yıkayacağım, dişlerimi temizleyeceğim.

5. Hiç olmazsa haftada bir kez yıkanacağım.

6. Ağzımı kapalı tutarak burnumdan nefes almaya çalışacağım.

7. Arkaya dönmeden yahut ağzımın önüne mendil tutmadan ne öksüreceğim ve ne de aksıracağım.

8. Yere, döşeme üzerine, merdivene, yaya kaldırımlara tükürmeyeceğim.

9. Daima yavaş ve iyi çiğneyerek yiyeceğim.

10. Anamı, babamı daima sevecek ve onlara hürmet edeceğim ve her gün hayırlı bir iş göreceğim.

Gürbüz Türk Çocuğu Yetiştirecek İdeal Kadın Tipi

Annelere ve Çocuklara Salname’de, sadece kendi çocuğunun değil milletin anası olduğu bilinciyle sağlıklı ve çalışkan bir Cumhuriyet neslin inşasında öncü sorumlu tutulan dönemin “ideal kadın tipi” ise aile sağlığını koruyup güçlendirme adına evlenmeden önce çocuğunun babası olacak kişinin sağlıklı olup olmadığını araştıran,  gebelik öncesi ve sonrasında kendi vücut sağlığına dikkat ve özen gösteren, alkol kullanmayan,  çocuk gelişimi ve bakımı konusunda hurafelerden kendini arındırarak  ilmin ışığında hareket eden, daima doktora danışan, öldürücü hastalıklara karşı tedbirlerini alan, çocuğuna temiz olmayı, sağlığını korumasını alfabeden önce öğreten bir annedir.

Her konuda eşinden daha bilgili ve aydın olmaya mecbur olan kadınlar, çocuk eğitimi ve terbiyesinde ise eşiyle birlikte hareket ederek çocukta başta “adalet, iyilik, çalışmayı sevmek ve kendine sahip olmak” huyları olmak üzere ulvi vasıf ve kabiliyetleri kazandırmakla mükelleftir. Bununla birlikte ailenin dolayısıyla milletin sefalete düşmemesi için iktisatlı bir ev hanımı; fiziki ve ruh güzelliğini muhafaza eden bir kadın; THEC’ye bağış yapmanın yanı sıra çevresindeki komşu, kimsesiz çocuk ve düşkünlere yardım eden hayırsever bir vatandaş, medeni kültür seviyesini yüksek tutmak için her daim okuyan ve modern zamana uyan bir bireydir.

Sonuç olarak devletin yeni tip insan politikasını benimseyen bir anlayışla faaliyetlerini yürüten cemiyetin bir propaganda aracı olarak kullandığı Annelere ve Çocuklara Salname adlı almanakta, halka dayatılan “çocuk himayesi” ve “millî bir nesil yaratma” bilincini kazandırma süreci, bireylerin evliliğe karar verme aşamasıyla başlamış, çocuğun cenin halinden çalışabilen yetişkin bir birey olana dek devam etmiştir.

Kaynak: Aysun Paşahan, “Annelere ve Çocuklara Salname Işığında Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Çocuk Himayesi ve Çocuğun Yaşam İlkeleri” (Basılma aşamasında Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Genel Gazetecilik Anabilim Dalı, 2014)

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı