• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sema Akkoyun Özbay
Küçükçekmece, Denizin ve Gölün Birleştiği Nadir Yer…
27 Temmuz 2015 Pazartesi
Sema Akkoyun Özbay | semaakkoyunozbay@gmail.com



Osmanlı dönemine kadar adı ‘’Rhagion’’  Osmanlı İmparatorluğu’na geçmesiyle ‘’Çekme-i Sagır’’olan,

Daha sonra da ‘’Çekme-i Küçük’’ olarak değişen ’’Çekmece’’ göllerinin boyutları adları ile uygunluk göstermeyen

Gölün denizle bağlantısını sağlayan geçit üzerindeki köprünün küçüklüğüne göre adlandırılan

Osmanlı döneminde ‘’Küçük Köprü’’ anlamında ‘’Ponte Piccolo’’adıyla anılan

Osmanlıların köprüler, köşkler, kervansaraylar, cami ve medreseler yaptırdıkları yer,

Karabatak, balıkçıl, ve yaban ördekleri başta olmak üzere çeşitli kuş türlerinin barındığı koruluk alanları

Göçler sırasında yabancı kuş türlerinin de geldiği gözlemlenen,

Avcılar ve Küçükçekmece ilçelerini birbirinden ayıran Küçükçekmece Gölü,  

Tarih öncesi insanların yaşadıkları ortaya çıkarılan,

İlçe sınırları içinde olan ve en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yarımburgaz Mağaraları.

Küçükçekmece yöresinde İstanbul’a egemen olan bir İmparatorluk,

Roma İmparatorluğu’nu Bizans’a bağlayan en önemli yollarından Viaegnetia,

Küçükçekmece’nin yüksek kesimlerinde olan Region adlı bir bölge,

17. Yüzyıl Mimar Sinan Köprüsü ve 18. Yüzyıl Küçükçekmece Meydanı Çeşmesi,

Kanuni Sultan Süleyman zamanında çok gelişen Küçükçekmece,

Baş defterdar Abdüsselam Bey tarafından yaptırılan göle bakan yamaçta cami, medrese ve imaret,  

Osmanlı döneminde padişahlar Küçükçekmece yakınlarına

Yaptırılan Küçük kasır ve köşklerin yanı sıra yöreden av yeri olarak yararlanmışlar.

Evliya Çelebi Küçükçekmece’yi anlatırken

‘’Kalesinin çok harap olduğunu, kasabanın altı yüz evli, bağlarının ve bahçelerinin bulunduğunu,

Tuna’dan gelen Mersin ve Morino balıklarından’’ söz etmiş.

Çekme adı bölgedeki çöküntülere bağlanmaktaysa da göle giren balıkları tutmak için

Kanala konmuş olan ve yukarı çekilerek açılan kafesli setlerden dolayı verilmiş

Osmanlı Vakıf defterlerinde de bölge ‘’Çekmek-i Küçük’’ olarak anılmakta,

Son jeolojik dönemdeki buzullaşmanın erimesiyle denizlerin seviyelerinin yükselmeleri

Sonucu Çanakkale Boğazı’nın yarılarak Marmara Çukuru’nun dolması, bu deniz istilasıyla

Eski vadi ağızlarının boğularak ‘’ria’’ların ortaya çıkması sonucu önce koy,

Zamanla da kıyı kordonuyla kaplanarak lagün haline gelmesiyle oluşan

Küçükçekmece Gölü’nün deniz ile ilişkisi 1.5 metre derinliği olan bir geçitle sağlandığından suyu yarı tuzlu,

Doğa harikası olan Nakkaş Deresi, Sazlı Dere ve Eşkinoz Deresi’nden beslenen,

Eskiden bol miktarda balık bulunan, evsel ve sanayi atıklarının gölü kirletmesi sonucu

Balıkların yaşamını olumsuz  yönde  etkileyen ve su kalitesi kötüleşen Küçükçekmece Gölü.

Bir zamanlar tertemiz olan Gölün kıyısında oturup su yılanı, zargana avlanır,

Masmavi olan suyunda yüzüp yemyeşil çayırlarında piknik yaparken kelebeklerin peşinden koşulurmuş.

Göl, bazen durgun çarşaf gibi, bazen de dalgalanıp coşar,

Kışın buz gibi bir gecede bile o göl manzarasının karşına oturmak çok keyif verir.

Etrafını elma ağaçlarının süslediği köprünün üzerinden ise araçlar geçermiş.

Komşularına kitaplar armağan eden Rıfat Ilgaz ‘’Küçükçekmece Okyanusu’’ adını  verdiği  Hikayesi’nde,

Küçükçekmece Gölü’nün çocukların düşleriyle nasıl kocaman bir okyanusa döndüğünü kaleme almış.

1950’lerden sonra yoğun nüfus akımı başlayan

Adı küçük kendisi büyük ilçe Küçük İstanbul,

Denizin ve gölün birleştiği nadir yerlerden

Bakırköy’den mitoz bölünme geçirip ayrılan Küçükçekmece.

Köprüden geçtiğiniz andan itibaren kendinizi artık İstanbul’dan çok uzakta

Küçük bir sahil kasabasında gibi hissettiğiniz huzurlu yer.

Kendisini Allah’a adayan ve bu sevgi ile kendisinden geçen Dervişin Garip Dede Türbesi,

Toplumdışı sayılan insanlarla kendisini özdeş hale getiren bir Eren sembolü.

Yeni sahil düzenlenmesiyle yepyeni bir çehreye kavuşan

Küçükçekmece’den Kanarya’ya kadar uzanan sahil,

Çıkmaz sokakları, bisikletli, patenli ve saklambaç oynayan çocukları,

Sirkeciden trenle gidilen, mis gibi havası, sağlıklı kalmak için spor yapanları, sabahları sahilde koşanları,

Rumeli, Balkan göçmenlerinin ağırlıkta olduğu, Hürriyet Caddesi, Cennet Mahallesi,  Kanarya’sı,

Bazen durgun çarşaf gibi, bazen de dalgalanıp coşan Gölü,

Dünyada pek ender oluşan lagün göllerden olan bir doğa harikası,

Hem derin, hem de yüzölçümü olarak daha büyük olmasına rağmen

Küçük olarak adlandırılıp çok büyük haksızlığa uğramasının yanı sıra

Küçükçekmece, göl ve denizin bir kanalla birleştiği,  bu kanal üzerinde

Mimar Sinan’ın bir köprüsünün yer aldığı çok özel bir coğrafi konumda olmanın da gururunu yaşıyor…

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı