• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram
Sami Bayram Dörtbudak
Kültür Sanat Festivali
11 Ocak 2016 Pazartesi
Sami Bayram Dörtbudak | sami@34sanathaber.com

İstanbul’da çeşitli festivaller yapılıyor. Ancak şehrin kendi adına özgü ve tümünü kapsayan bir etkinlik düzenlenerek İstanbul’un kültür ve sanatla dünyaya kapılarını açması hepimizin beklentisi.

Festival kelimesi Latince ‘festa’ kelimesinden gelir. Kelime ilk kez 1200'lü yılların başında kullanıma girmiş ve dilimize yerleşmiştir. Festival, genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin imgesi haline gelmiş etkinlikler bütünü anlamında kullanılır.  Kültür kelimesi ise bir toplumun üyesi olarak insanın öğrenerek kazandığı bilgi, inanç, gelenek, sanat, hukuk, ahlak, diğer yetenek ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütün olarak tanımlanır. Kültürün öte yandan millet olarak ürettiğimiz ve hayat tarzımızı belirleyen değerler bütünü; kimliğimizi belirleyen değerler olarak kabul edilmesi mümkündür.

Festivallerin büyük çoğunluğunun çıkış noktası eski gelenekler, efsaneler ve dini inanışlardır. Sanatsal ve eğlencelik olanlar da bunları takip eder. Dünyada düzenlenen festivaller o kadar çoktur ki hepsini görmek isteyen birisi, ömrünün yarısını bu işe adamalıdır. Sadece Hindistan’da yılın neredeyse her gününe bir festival düşmektedir.

İstanbul’da bugüne kadar birbirinden farklı konularda geniş halk kitleleri ile buluşan ve uluslararası alanlarda kendinden söz ettiren pek çok festival gerçekleştirildi. Ancak şehrin bütününü kapsayan, konu çeşitliliği açısından zengin, içinde Türk kültür ve sanatını yansıtıp, yaşatmayı hedefleyen ve şehrin ev sahibi konumu ile gerçekleşecek ‘İstanbul Kültür Sanat Festivali’ hiç yapılmadı.

İstanbul, bu festivalin sergi ve gösterilere ayrılacak geniş alanları bulunması, bu alanlara gelmeyi kolaylaştıracak ulaşım olanaklarının olması, etkinlikleri duyurmakta kullanılacak güçlü açık hava reklam alanlarının varlığı açısından olanakları geniş bir belediyeye sahip. İnanıyorum ki bu fark etkinliğin diğerlerinden farklı ve etkili olmasını sağlayacaktır.

Festivalin simgeleri de hazır: Lale, Galata Kulesi, Kız Kulesi ve Boğaz Köprüsü gibi İstanbul ile bütünleşen simgeler festivalin de simgeleri olabilir; tanıtım, etkinlik ve promosyonlarda bu simgeler kullanılabilir.

Ulusal kültürümüzü her zaman yaşatmamız gerektiğinden hareketle ve kültürün evrensel olduğu gerçeğini de ana fikir alarak uluslararası katkılarla bir etkinlikler bütünü tasarlanabilir.

Festivalin içinde konser, sergi, sempozyum, gösteri türleri gerçekleştirilirken aynı zamanda organizasyon ve turizm alanlarında da ciddi bir faaliyet yürütülebilir.

Kültür-sanat alanındaki çalışmaları zenginleştirmek ve geleceğin kültür politikalarının gelişim sürecine katkıda bulunmak amacıyla atölye çalışmaları, konferanslar, sempozyumlar düzenlenebilir. Ve bu etkinliklere eşlik eden yayınlar hazırlanabilir.

İstanbul Kültür ve Sanat Festivali’nin ruhuna uygun, şehre ivme katacak kategorilerde yarışmalar düzenlenerek, yarışmaların sonucunda festivalin simgesi bir ödül takdim edilebilir.

İstanbul kültür sanat festivali etkinlikleri yazılı ve görsel medyada önemli bir yer tutacaktır. Bunun yanı sıra etkinliklere katılan yabancı konuklar, İstanbul deneyimlerini takipçileri ile sosyal medya ve internet üzerinden de paylaşılabilir. Yıl boyunca ulusal ölçekte yazılı ve görsel basında çıkacak tüm haberlerin reklam eşdeğerinin önemli bir orana erişeceği öngörülmektedir.

İstanbul Festivali, uzaklık gözetmeden iki yakada oturanları, bütün gelir grupları ve eğitim seviyelerindeki İstanbulluyu kucaklayacak, katılımcılara kaliteli zaman geçirtecek ve arkasında Türk kültürü ve sanatına dair unutulmaz izler bırakacaktır.

Bu festival İstanbul’da yapılmakla birlikte ülke ölçeğinde kültür politikalarının oluşumunda etkin rol oynayabilir. Türkiye'nin kültürel zenginliğini dünyaya tanıtırken, İstanbul'u da uluslararası kültür-sanat platformunun önemli merkezlerinden biri haline getirebilir.

Festival her yıl aynı tarihte gerçekleştirilerek geleneksel hale getirilmelidir. İstanbul’un 2010 yılında yaşadığı dünya kültür ve sanat başkentliğini devam ettirmek sizce de kulağa hoş gelmiyor mu?

Kültürel çeşitlilik, bireyler ve toplumlar için zengin ve değerli bir kaynaktır. Kültürel çeşitliliğin korunması, desteklenmesi ve yaşatılması, bugünün ve geleceğin kuşaklarının yararı açısından sürdürülebilir kalkınmanın temel bir gerekliliğidir. Festivalin sürdürülebilir olması da bu nedenle önemlidir.

Bu tür etkinliklerin İstanbul’un marka değerine, Türkiye’nin tanıtımına, turizme, nitelikli işgücü istihdamına, kentin yaşam kalitesinin yükseltilmesine yönelik katkısı, doğrudan ekonomik katkıdan çok daha fazladır.

Ancak kültür ve sanatın, eğitsel, toplumları bütünleştiren, kentlerin marka değerini artıran, yaratıcılığı ve tasarımı besleyen etkilerinin yanı sıra kent ve ülke ekonomisine sağladığı katkılar da vardır. Etkinliklere katılan izleyiciler ve yabancı konukların bilet dışı harcamaları, genel ekonomide yaratılan çarpan etkisi ile birlikte, ekonomiye katkı sağlamaktadır. Öte yandan kültürel yatırımların doğrudan etkisi, yarattıkları istihdam ve gelir ile ölçülür.

Kültürel yatırımlar dolaylı olarak birçok sektör ile etkileşim içindedir. Kültür ekonomisi önemli bir turizm aracı haline gelerek turizm, eğlence, otelcilik ve gastronomi gibi sektörlere doğrudan; imalat, kamu, inşaat gibi diğer sektör kollarına da dolaylı olarak etki etmektedir. Kültür ekonomisi yaratıcı endüstriler ile beraber düşünüldüğünde, diğer ihracat kalemlerini ilgilendiren sektörler de (tekstil, elektronik eşya, hediyelik eşya) hesaba katılmalıdır.

İşte size dile getirirken bile insanı heyecanlandıran, her ayrıntısında bin fayda gizli bir etkinliğin seyri… İstanbul’a yakışacak bu etkinliğin en kısa zamanda gerçekleşmesi dileği ile…

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı