• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram

İSTANBUL DESTANI-Bedri Rahmi Eyüboğlu

İstanbul deyince aklıma martı gelir.

Yarısı gümüş, yarısı köpük

Yarısı balık, yarısı kuş.

İstanbul deyince aklıma bir masal gelir,

bir varmış, bir yokmuş.

İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir,

Anadolu`da, toprak damlı bir evde,

Gülcemal üstüne türküler söylenir.

Süt akar cümle musluklarından,

direklerinde güller tomurcuklanır.

Anadolu`da, toprak damlı bir evde çocukluğum,

Gülcemel`le gider İstanbul`a,

Gülcemal`le gelir.

İstanbul deyince aklıma,

bir sepet kınalı yapıncak gelir.

Şehzadebaşı`nda akşam üstü,

sepetin üstünde üç tane mum.

Bir kız yanaşır, insafsızca dişi,

boyuna, posuna kurban olduğum.

Kalın dudaklarında yapıncağın balı,

tepeden tırnağa arzu dolu.

Sam yeli, söğüt dalı, harmandalı,

bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı.

Şehzadebaşı`nda akşam üstü,

yine zevrak-i derunum,

kırılıp kenara düştü.

İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir.

Dokuzuncu senfoniyle kol kola,

Cezayir marşı gelir.

Dört başı mamur bir gelin odası;

haraç mezat satılmakta.

Bir gelinle güvey eksik yatakda.

Köşede sedef kakmalı tombul bit ut,

Tamburi Cemil bey çalıyor eski plakta.

Sonra ellerinde şamdanlar, nargileler,

paslı Acem kılıçları.

Amerikan kovboyları,

eller yukarı...

Ne kadar da beyaz elbiseleri,

Amerikan deniz erleri.

Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi.

Sütden duru, buluttan beyaz.

Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin?

Yakışmaz.

Ama harbederken onlara

Bambaşka elbiseler giydirirler.

Kan rengi, barut rengi, duman rengi.

Kin tutar, kir tutmaz.

İstanbul deyince aklıma

Kocaman bir dalyan gelir.

Kimi paslı bir örümcek ağı gibi

Gerinir Beykoz`da

Kimi Fenerbahçe`de yan gelir.

Dalyanda kırk tane Orkinos

Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir.

Orkinos dediğin balıkların şahı

Orkinoz mavzerle gözünden vurulur.

Denizin içinde ağaçlar devrilir.

Kan çanağına döner Dalyan`ın yüzü

Camgöbeği yeşili bulanır

Bir çırpıda kırk Orkinos.

Reisin sevinten dili dolanır.

Bir martı gelir konar direğe

Atılan Kolyos`u havada yutar.

Bir başkasını beklemez gider.

Balıkcı gülümser tatlı tatlı

Adı Marika dır bu martı`nın der,

Her zaman böyle gelir, böyle gider.

İstanbul deyince aklıma Adalar gelir.

Dünya`nın en kötü Fransızcası orda harcanır.

Çalımından geçilmez altmışlık Madamların

Ağzı dili olsada tenhadaki çamların.

Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların.

İstanbul deyince aklıma kuleler gelir.

Ne zaman birinin resmini yapsam, öteki kıskanır.

Ama şu Kızkulesi`nin aklı olsa

Galata kulesine varır.

Bir sürü çocukları olur.

İstanbul deyince aklıma,

Tophane`de küçücük bir sokak gelir.

Her Allah`ın günü kahvelerine

Anadolu`dan bir sürü fakir fukara gelir.

Kimi dilenecek dilenmesine, utanır,

Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun

Dudaklarında kirli, paslı bir tebessüm,

Çöpcü olmuştur bugüne bugün.

Kiminin sırtında perişan bir küfe,

Kiminin sırtında nakışlı semer.

Şehrin cümbüşüne katılır gider.

Kalın yağlı bir kolona koşulur,

Piyano taşırlar omuz omuza.

Kendinden ağır yükün altında adamlar,

Balmumu gibi erir dururlar.

Sonra kan ter içinde soluk alırlar

Nazik eşya nazik hammallar ister neylersin

Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin?

Nazdan nazik, çiniden bilezik eller.

Derken;

Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses

Evlere şenlik üstat Sinir Zulmettin.

Hacıyağına bulanmış sesiyle esner ;

Gamı şadiyi felek,

böyle gelir böyle gider.

İstanbul deyince aklıma,

Stadyum gelir.

Güne, güneşe karşı yirmibeşbin kişi

Hepsinin dudağında İstiklal marşı.

Bulutlar atılır top top, pare pare

Yirmibeşbin kişilik bir aydınlıkiçinde eririm

Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız,

İstaseler bir gelincik gibi koparır veririm.

İstanbul deyince aklıma

stadyum gelir.

Kanımın karıştığını duyarım, ılık ılık.

memleketimin insanlarına

Daha fazla sokulmak isterim yanlarına.

Ben de bağırırım birlikte

Avazım çıktığı kadar.

Göğsümü gere gere.

Ver Lefter`e yaz deftere

Stadyum gelir.

İstanbul deyince aklıma

Binlerce insanın aynı anda,

Aynı şeyi duymasından doğan sevincin,

Heybetini düşünürüm.

Birbirine eklenir kafamda,

Binler, yüzbinler, milyonlar.

Sonra bir mısra havalanır ürkek,

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar.

İstanbul deyince aklıma,

Yahya Kemal gelirdi bir eyyam.

Şimdi Orhan Veli gelir.

Deminden beri dilimin ucundasın Orhan Veli.

Deminden beri senin tadın senin tuzun.

Senin şiirin senin yüzün.

Yaralı bir güvercin misali

Başımın üstünde dolanır durur.

Gelir sessizce konar, bu şiirin bir yerine

Neresine mi? arayan bulur.

Erbabı bilir.

Deli eder insanı bu şehir deli,

Kadehlerin çınlasın Orhan Veli.

 

 

  

Yukarı