• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram

İstanbul’da zamanımıza köprü hanlar ve çarşılar...

İstanbul’da zamanımıza köprü hanlar ve çarşılar...

HABERLER | 06 Nisan 2016 - 10:35

İstanbul’da 1400 yıllık Ayasofya, 1300 yıllık Arap Cami, 1600 yıllık şehir meydanı Beyazıt, 1700 yaşındaki Dikilitaş ve Çemberlitaş hala ayakta. Orijinal uzunluğu 971 metre olan 1600 yıllık Bozdoğan Valins Su Kemeri bugün 921 metresi ile yerinde. 22 kilometre uzunluğundaki efsanevi şehir suları tarihi kentin çevresini süslüyor. Kapalıçarşı 553 yıllık geçmişine rağmen hala canlılığını koruyor. Dünyanın en geniş ve en eski çarşısı burası. Bu yazıda İstanbul’da içinden tarih geçen mekanları anlatacağız.

Arasta Çarşısı: Sultanahmet’te, Sultanahmet kadar eski fakat yeni tanınan tarihi bir mekandır Arasta Çarşısı. Bu çarşı Sultanahmet kadar eskidir, camiye ek gelir sağlaması için yapılmıştır. Çarşı uzun yıllar kullanılmamış. 80’lerin başında, Kenan Evren’in ziyaretinden sonra çarşı restore edildi. Son birkaç yılda tam şeklini aldı. Buraya daha çok koleksiyoncu turistler geliyor ve burasının muhteşem bir yer olduğunu söylüyorlar.

 

Hasan Paşa Hanı (Süpürgeciler Hanı): Beyazıt-Laleli arasındaki Ordu Caddesi üzerinde olan bu yapı, 1745 yılında Sadrazam Seyyit Hasan Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Mimarı Mustafa Çelebi’dir. Hanın kitabesinin de bulunduğu kuzey kanadı 1958’de Ordu Caddesi açılırken yıktırılmış olduğundan özgün durumunu kaybetmiştir. Bu tarihten sonra süpürge yapan esnaf hanın geriye kalan mekanlarına yerleşmiş olduğundan “Süpürgeciler Hanı” olarak adlandırılmıştır. Günümüzde ise süpürgeciler burayı terk etmiş ve yerine deri malzemeleri satan dükkanlar yerleşmiştir.

 

Hürrem Sultan Hamamı: Mimar Sinan’ın Hürrem Sultan için yaptırdığı büyük çifte hamam. Tarihi yarımadada, Sultanahmet Cami ve Ayasofya Müzesi’nin tam ortasında yer alan Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı, hamam, restoran ve kafe bölümleri ile üç dönümlük alana yayılmaktadır.

 

İstanbul Manifaturacılar Çarşısı (İMÇ): İMÇ, müzik piyasasının merkezi olmakla ünlü. Aynı mekanda hem manifatura esnafı hem de kaset firmaları faaliyet gösteriyor. Bir yandan turistler dolaşıyor koridorlarında diğer yandan kasetlerin yurtdışına gönderildiğini de görmek mümkün burada. İMÇ’nin etrafı eskiden aşık kahveleri ve stüdyolarla çevriliyken bugün sadece enstrüman imalatçıları ve satıcıları kalmış. Doğan Tekeli, Sami Sisa, Metin Hepgüler yapmış bu binalar topluluğunu. Duvarlardaki kabartma resimler ise Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri. İMÇ’de yüzlerce firma faaliyet gösteriyor. Otantik müzik yayını yapan Kalan, Şölen, Mega, Asya ve Folk Center de faaliyetlerini İMÇ’de yürütüyor.

 

Kapalıçarşı: İstanbul’un en eski çarşılarından biri olan Kapalıçarşı, Nuruosmaniye ile Beyazıt Camileri arasındaki geniş alanda kurulmuştur. Çarşının nüvesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından fetihten hemen sonra inşa edilmiş olan, Cevahir ve Sandal bedestenidir. Kapalıçarşı, daha sonra yapılan ilavelerle genişlemiştir. 30 hektardan fazla bir alanı kaplamakta ve 61 sokaktan oluşmaktadır. Yaklaşık 1.500 metrekarelik bir alan kurulu olan iç bedesten ile 1.300 metrekarelik bir yer kaplayan Sandal Bedesteni çarşının yarı müstakil bölümleridir. Sekiz girişi vardır. Binlerce dükkanın bulunduğu Kapalıçarşı içindeki 61 sokak ve caddenin çoğu Fesçiler, Serpuşçular, Tuğcular, Feraceciler, Perdahçılar, Terlikçiler, Kuyumcular, Aynacılar, Kalpakçılar gibi mesleklere göre isimlendirilmiştir. Çarşının çevresi, yine çarşının birer parçasını oluşturan hanlarla çevrilidir. Kapalıçarşı bu gün aynı zamanda bir finans merkezi işlevi de görmektedir. Pazar günü hariç her gün, 07.00-19.00 arasında açıktır.

 

2 bin 500 esnafın iş yaptığı çarşıda 10 bini aşkın kişinin çalışmaktadır.

Kürkçü Han: İstanbul’un en eski hanı Kürkçü Han, fetihten sonra yapılan ilk eserlerdendir. Mahmut Paşa Camii’nin kuzeyinde yer alır. Fatih’in sadrazamı Mahmut Paşa tarafından yaptırdığı camiye gelir olmak üzere yaptırılmıştır. Mimarı Atik Sinan’dır.

 

Marmara Kıraathanesi: Mekan olarak sıradan bir kahvehane olan Marmara Kıraathanesi, öğretim üyesi, siyasetçi ve yazarların toplandığı bir çeşit serbest akademidir. 27 Mayıs 1960’tan sonraki dönemde Sahaflar Şeyhi Muzaffer Ozak’ın dostlarından Sefer Efendi tarafından işletilen Marmara Kıraathanesi’nin ön tarafından oturanlara Marmaratör denir. Tarihçi-ressam Ziya Nur Aksun, Marmaratörlerin en önemli isimlerinden biridir. Ahmet Güner Elgin ve Mehmet Niyazi Özdemir’in Marmaratörleri anlatan kitapları vardır.

 

Sahaflar Çarşısı: 1460 yılında Kapalıçarşı ile beraber kuruldu. Bugünkü görünümünü 1952 yılında aldı. Çarşının Beyazıt Camii tarafındaki kapısından girişte camekanlı bölümlerde eski matbaalardan kalma taşbaskı malzemesi sergilenmektedir. Çarşının ortasında bir de İbrahim Müteferrika büstü bulunmaktadır. Çarşı esnafının kuruduğu bir de Sahaflar Derneği vardır.

 

Sansaryan Han: II. Abdülhamit Han zamanında yapılmıştır. Sirkeci’de Hamidiye Caddesi’ndedir.

 

Sepetçi Han: Kapalıçarşı’da bulunan 28 handan biri olan, 500 metrekare üzerine 3 kat olarak hizmet eden bu tarihi handa 160 kişi çalışıyor. Tarihi bina Osmanlı dönemine ait. 105 sene önce burada ayakkabı kutusu imal ediliyordu. Burada bir dönem ayakkabı imalatı yapanlar bulunuyordu. Sepetçiler hanı sonradan gelen bir isim. Bugün deri eşyaların satıldığı büyük bir avluya açılan iki katlı handa her zaman bir hareketlilik gözlemleniyor.


Şengül Hamamı: Alayköşkü Caddesi üzerinde, Beşirağa Külliyesi’nin yakınındadır. 1962 yılında Köşk Hamamı adını almıştır.

 

Taşhan: Laleli’de Fethi Bey Caddesi’ndedir. Laleli Camii’nin vakfı olarak III. Mustafa tarafından sipahilerin kalması için yaptırılmıştır. Askeri hüviyetli tek handır. Hiç bilmeyenler Taşhan’ı “Binbir Gece” adlı bir dizi ile tanıdı. Taşhan gerçekten de gezilip görülmesi gereken, tarih ile ticaretin iç içe geçtiği, insanın içine serinlik duygusu veren ferah bir mekan. Deri giysilerin satışının yapıldığı iş yeri tabelalarından yazıldığı gibi Tarihi Taşhan Bazaar, insanların sürekli bir yerlere koşuşturduğu, çok fazla işyerini içinde barındıran ve turistlerin rağbet ettiği dinamik bir yapı.

Yapı, Bizans mimarisinin tüm görkemini yansıtırken, diğer yandan, üzerine inşa edilen Osmanlı yapısına parelel olarak otantik motiflerle dekore edilmiş. Osmanlı'nın klasik mimarisiyle inşa edilen Taşhan'ın, uzun koridorunun ardından tonoz ve kemerlerle süslü geniş avlusu, daha restorana ulaşmadan önce birden bire insanı sanki kentten uzaklaştırıyor. Restoran işte tam bu avlunun ortasında tıpkı bir kalenin gizli mahzenine iniyormuşsunuz gibi aşağıya doğru uzanan ince bir merdivenin sonunda başlıyor. İçeri girdiğinizde ise Osmanlı motifleriyle süslü koridorun sonundaki birkaç merdiven, sizi işte o eski sarnıca getiriyor. Hafif fakat renkli aydınlatma, tarihi dokuyu daha bir büyülü bir hale getirmiş. Taşhan, Sultan 3. Mustafa tarafından 1763 yılında Sipahi Han adı ile Laleli'de yaptırıldı. Daha sonra “Katırcılar Han” ve “ Kuruçeşme Han”, Cumhuriyet döneminde de “Taşhan” adı ile anılmaya başlandı. Bir dönem yeniçerilerin askeri kışlası olarak da kullanıldı. Taşhan, 1990'lı yılların başında Taşhan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ocak'ın kişisel çabaları ile aslına uygun olarak restore edildi. Kemal Bey, hanın hisse sahiplerinden Mehmet Karagül ve diğer mal sahipleriyle birlikte 1991’de restorasyona başladı. Son dönemde bakımsızlıktan tam kaybolmaya yüz tutmuşken, hanın Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ocak tarafından büyük bir restorasyona girişilip orijinal yapısına dokunulmadan onarıldı ve korunmaya alındı. Anıtlar Kurulu’nun gözetiminde yapılan restorasyonun birinci aşaması 1993’te, ikinci aşaması ise 2000 yılında tamamlandı. Hanın onarımında İstanbul’un en titiz tarihi eser restoratörleri ve ustaları çalıştı. Hanın çatısı ve kubbeleri kurşunla kaplandı. Ve böylece İstanbul kaybetmekte olduğu bir değerini yeniden kazanmış oldu.

Unkapanı: Kapan, yiyecek ve giyecek şeylerin toptan satıldığı yerler hakkında kullanılan genel bir tabirdir. Balkapanı, yağkapanı gibi. Unkapanı, şehrin buğday ve un ihtiyacını temin eden ambarların, değirmenlerin ve fırınların bulunduğu önemli bir merkezdi. Evliya Çelebi, uncu esnafına ait 400 dükkanın bulunduğunu söyler.

4. Vakıf Han: Hamidiye Külliyesi’nin tam karşısında bulunmaktadır. Milli mimarlık akımı temsilcilerinden Mimar Kemalettin tarafından modern hayata uygun olarak yapılmıştır. 1911’den 1926 yılına kadar yapımı sürmüştür.

 

Vezir Hanı: Çemberlitaş’ta Vezir Hanı Caddesi’ndedir. 1659 tarihli kitabesinde Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa tarafından Köprülü külliyesine dahil edilmek üzere yaptırıldığı yazılıdır. Sokak ve arsa durumuna uymak mecburiyetinden dolayı muntazam bir planı yoktur. Taş ve tuğla karışımı olarak inşa edilmiş olan bu han iki avlulu ve iki katlıdır. Hanın taç kapılı girişi cadde üzerinde olup arazinin meyilli olmasından dolayı bu kısım üç katlıdır.

 

Yağcı Han: Kapalıçarşı’nın güneyinde Kalpakçılar Caddesi ile Nuruosmaniye ve Tavukpazarı Sokak’ları arasındaki adadadır. 18. yüzyıla ait bir binadır. Nuruosmaniye sokağındaki çok değişmiş olan giriş cephesi sivri bir kemer ve onu takip eden bir geçit ile ortadaki iki katlı revaklı avluya bağlanır. Günümüzde ise son derece bozulmuş olan bu örtü sistemi betona dönüştürülmüştür. Odalar da özgün durumunu kaybetmiştir. Kalan izlerden cephenin tuğla hatıllı taştan inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bugün zemin katı dışarıdan bir sıra dükkan çevrelemektedir.

 

Yaldızlı Han: Kapalıçarşı bölgesinde, Tığcılar Sokağı’ndadır. Kitabesi olmadığından yaptıranı ve mimarı bilinmemektedir. İnşa tarihi ve civarındaki hanlarla birlikte 18. yüzyıl olmalıdır. Etrafı tamamen binalarla kaplı olduğundan sadece girişteki cephesi görülmektedir.

 

Yıldız Hanı: Mahmutpaşa yokuşunda, Sultan Odaları ve Yeşildirek Sokak’ları arasındadır. Üzerindeki kitabede sadece inşa yılı olan 1817 yılı yazılıdır. Tek avlulu ve üç katlı bir ticaret hanı olan bu yapı bu bölgede inşa edilmiş son han olmalıdır. Zemin kat depolara diğer iki kat ise kullanım odaları olarak düşünülmüştür. 18. yüzyıl hanlarında gördüğümüz klasik tuğla hatıllı taş cephe burada da devam etmektedir. Dikdörtgen şeklindeki avluya açılan revaklar yuvarlak kemerlidir. Bu kemerleri taşıyan payeler ise taştan olup kare şeklindedir. Zemin kattaki odalar revaklara bir kapı ile üst katlar ise birer pencere ve yuvarlak taş kemerli kapı ile açılır. Cephede günümüze son derece değişerek gelmiş bir sıra dükkan vardır. Cephede taş konsolların taşıdığı çıkmalar ise bütün cephe boyunca katlar arasında yükselerek devam eder ve cephede bir hareketlilik sağlar.

Zincirli Han: Kapalıçarşı’nın kuzeyinde Tığcılar Sokağı’ndadır. İnşaat tekniği ve civarındaki hanlara bakarak 18. yüzyıl sonlarına doğru yapıldığını anlamaktayız. Odalardaki izlerden burada ocaklar olduğu anlaşılmakta ise de bu ocakların hiçbiri günümüze gelmemiştir. Her iki katın da üstü çapraz tonoz ile örtülüdür. Zemin katı çok değişikliğe uğramış ve orijinal yapısını tamamen kaybederek günümüze gelmiştir. 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı