• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram

Anatoli Vassiliev'den Dünya Tiyatro Günü mesajı

Anatoli Vassiliev'den Dünya Tiyatro Günü mesajı

HABERLER | 31 Mart 2016 - 10:14

Tiyatroya ihtiyacımız var mı?

Onun hayal kırıklığına uğrattığı binlerce profesyonel ve bıktırdığı milyonlarca insan
kendilerine bunu sormaktalar.

Niçin ihtiyacımız var tiyatroya?

Bu yıllarda, kent meydanlarında ve devlet arazilerinde sergilenenlere kıyasla salonlarda
sahnelenenler böylesine önemsizken... Gerçek hayatın otantik trajedileri oralarda
oynanırken.

Neyimiz oluyor tiyatro?

Salonların yaldızlı galeri ve balkonları, kadife koltuklar, sahnenin kirli kanatları, iyi
cilalanmış oyuncu sesleri... Ya da tersi: görünüşte farklı bir şey. Çamur ve kana bulanmışkara sandıklar, içlerinde de yığınla çıplak kudurgan gövdeler.

Tiyatro ne söyleyebilir bize?

Her şeyi!

Tanrıların cennette nasıl yaşadıklarını, unutulmuş yer altı mağaralarında mahkûmların nasıl
çürüdüklerini, tutkuların bizi nasıl yüceltebildiğini, aşkın nasıl mahvedebildiğini, bu dünyada
nasıl kimsenin iyi bir insana ihtiyacı olmadığını, aldatmacaların nasıl saltanat sürdüğünü,
mülteci kamplarında çocuklar solarken insanların apartman dairelerinde yaşadıklarını, o
çocukların nasıl çöle dönmek zorunda kaldıklarını, hepimizin her gün sevdiklerimizden
ayrılmaya nasıl zorlandığımızı… Tiyatro her şeyi anlatabilir.

Tiyatro her zaman var oldu ve sonsuza kadar olacak.

Şimdi, elli ya da yetmiş yıldır, özellikle gerekli. Çünkü halka açık sanat dallarına göz
gezdirirseniz yalnız tiyatronun bize neler verebildiğini hemen görürsünüz: ağızdan ağza bir
söz, gözden göze bir bakış, elden ele bir jest, gövdeden gövdeye bir hareket... İnsanlar
arasında işe koyulmak için tiyatronun aracıya ihtiyacı yok. Kendisi ışığın en şeffaf yanını
oluşturur. Ne güneye aittir, ne kuzeye. Ne doğuya, ne batıya. Hayır hayır, kendisi ışığın
özüdür. Dünyanın dört köşesinde parlar. İster hasmı, ister dostu olsun, onu gören her insan
tarafından tanınır hemen.

Hep değişken kalan tiyatro gerek bize. Türlü türlü tiyatro.

Yine de sanırım bütün kolları arasında şimdi en rağbet gören en eski tiyatro türleri olacak.
Ritüel biçimli gösterilerin yapay bir yaklaşımla “uygar” ülkelerdeki temsillerin karşıtı yerine
konulması doğru değildir. Şimdi seküler kültür gitgide güçsüz düşürülmekte. Adına “kültürel
bilgi” denilen şeyler yavaş yavaş en basit varlıkların yerlerini alıp onları devre dışına itiyor.
Günün birinde onlarla buluşma umudumuz da kalmıyor öylece.

Ama bugün gördüğüm net gerçek şu: Tiyatro kapılarını ardına kadar açmakta. Giriş de
herkes  için serbest.

Teknik öteberinin ve bilgisayarların cehenneme kadar yolu var. Onlara boş verip tiyatroya
gidin. Salonda ya da balkonlarda sıraları doldurun. Sözleri dinleyin, canlı görüntülere bakın.

Tiyatrodur karşınızdaki. Sakın ihmal etmeyin; yaşantısına karışma fırsatını kaçırmayın. Boş
ve hızlı geçen hayatımızda bir şeyler paylaşmak için ele geçen belki de en değerli fırsattır bu.

Tiyatronun her çeşidine ihtiyacımız var.

Hiç kimse için gerekli olmayan bir tek türü var onun. Siyasal oyunlardan, politik “fare
kapanlarından” oluşan, siyasetçilerin sahnelediği, hiçbir işe yaramayan politika tiyatrosu.

Kesinlikle ihtiyacımız olmayan bir başka türü de günlük terör tiyatrosu: kişiler ya da örgütler
tarafından sergilenen, başkentlerde ya da taşrada, sokaklar ve meydanlarda sahnelenen
ceset ve kan tiyatrosu. Dinleri ve etnik kökenleri çatıştıran sahte bir tiyatrodur o.

Rusça orijinalinden çeviri: Refik Erduran

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı