• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram

KUŞAKLARI BİRLEŞTİREN DUYGULARIN MİMARLARI

KUŞAKLARI BİRLEŞTİREN DUYGULARIN MİMARLARI

HABERLER | 09 Mart 2016 - 11:02

Maneviyatımız en değerli zenginliğimizdir. Düştüğümüz yerden bizi kaldırır. Dayanmazı dayanılır yapar. Etrafımıza başka bakmamızı, affetmemizi, yardım etmemizi yani hissetmemizi sağlar. Kendimizi başkasının yerine koyarız, insan oluruz, kendimizi de severiz. Maneviyatımız yeniden ayağa kaldırır bizi. Sırtımızı yere getirmez hiç.

Maneviyatımızı hatırlatan insanlarla önemli olan hangi çağda yaşadığımız değil hangi duyguda birleştiğimizdir. Farklı kuşakları da işte bu duygu bütünlüğü bir araya getirir.

Kaç asır geçerse geçsin kuşakları aynı duyguda birleştiren bu mimarlar gönüllerde hiç ölmez.

 

Mevlana (1207-1273)

Bize maneviyatı hatırlatan, ismini andığımızda yüreğimize ışıkları dolan isimlerden Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi asırlar sonra bile insanlarının duygu ve düşünce ikliminde ufuklar açılmasına vesile olan gerçek bir hazine olmuştur.

 

Bize Mevlana’dan kalan sözleri ve felsefesi aradan asırlar geçse de hala derinden düşündürür… En çok da “Gel, gel, ne olursan ol yine gel” demesi… Gündelik hayatta farkına varmadan yapılan hatalarla yaşarken onun sonsuz hoşgörüsü aklına gelen insanı birden utandırabilir bile.

Mimar Sinan (1489-1588)

Mesela zamanına damgasını vuran Mimar Sinan önemli bir mimardır. Mimari bir dehadır. Mimarlık denince akla gelen ilk kişidir. Kendisi sadece teknik bir işin ustası değildir. Aynı zamanda eserlerini ortaya koyarken bir bürokrat olarak da çalışmanın getirdiği sorumlulukları yerine getirmenin formülünü bulmuş, uygulamacı ve yönetici olmanın arasındaki çatışmayı iyi yönetebilmiş bir isimdir. Sinan’ı çağında tanımak değiminde anlatılmak istenen de budur. O zaman kendisini daha gerçek bir platforma oturttuğumuz gibi daha da iyi anlarız.

 

Mimar Sinan ister uygulamacı olsun ister yönetici olsun işini yaparken merkezine önce insanı alır. Onun maneviyata yaptığı hizmeti de bu özelliğinde yatar.

 

Eserlerinde akılcı inşa tekniği ile oran arasındaki ideal uyumu temsil ederken aynı zamanda insanın hayatını kolaylaştıran formüller de arar. En iyi ışık, en iyi ses, en iyi sıcaklık, alanı en doğru kullanım, bir yapı yaparken etrafında doğabilecek ihtiyaçlara da cevap verebilme, çalışabilme alanları oluşturma gayreti, yıpranmalara karşı onarma önerilerini ulaştırma sorumluluğu gibi… Şehir merkezindeki uygulamaları ile taşradaki uygulamalarının farklılık gözlenmesinin temelinde de aynı unsur yani yine insan vardır. Bölgenin gereklerini, ihtiyaçlarını, olanaklarını eserlerine taşır.

 

Sinan’ın eserleri birer estetik harika ve her biri aslında bir kültürel üründür. İçinde bulunmak, görmek insana farklı duygular yükler.

 

Eserleri 84 camii, 53 mescid, 57 medrese, 7 darülkurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 5 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 saray, 8 mahzen, 48 hamam olmak üzere 364 adettir.

 

Mimar Sinan Türbesi

Mimar Sinan türbesini İstanbul Süleymaniye’de ölümünden kısa süre önce kendisi yapmıştır. Türbe Süleymaniye Camii'nin eski ağalar kapısının karşı köşesinde, yol ayrımında bulunur. Üçgen görünümündedir. Ön tarafta som mermerden yapılmış bir sebil şeklindedir. Arkadaki ufak mezarlıkta 6 sütunlu, üstü örtülü ve etrafı açık türbede Mimar Sinan'ın mezarı yer almaktadır. Sandukanın uçları ile üzerindeki burma kavuk da mermerden yapılmıştır.

 

Günümüzde camiyi ziyaret edenler kendilerini etkileyen bu dev eseri meydana getiren mimarı da ziyaret etmeden geçmiyorlar.

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı