• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram

Kapalıçarşı’nın Çevresindeki Hanlar Yüzlerce Esnafın Ekmek Kapısı

Kapalıçarşı’nın Çevresindeki Hanlar Yüzlerce Esnafın Ekmek Kapısı

HABERLER | 07 Ekim 2015 - 09:53

Kapalıçarşı’nın içindeki ve çevresindeki tarihi hanlar, hem nitelikli hem de hikayeleriyle önemini koruyor.



Kapalıçarşı’nın dört bir yanını çevreleyen tarihi hanlar, bugün büyüklü küçüklü birçok esnafın ve ticarethanenin adeta kalbi niteliğinde. Sekiz girişi olan Kapalıçarşı’nın etrafını saran bu hanlar, kuyumcudan halıcıya, yorgancıdan havlucuya, avizeciden iplikçi ve gümüş atölyesine kadar birçok esnaf için ekmek kapısı oluşturuyor.

Bugün Kapalıçarşı’da toplam 23 han bulunuyor. Çarşının içindeki cadde ve sokakların bazıları Fesçiler, Serpuşlar, Terlikçiler, Kuyumcular, Aynacılar ve Kalpakçılar gibi mesleklerle isimlendiriliyor.

Kapalıçarşı içinde bulunan Mercan Ali Paşa ve Cebeci Han’da halı yıkama ve tamir işleri yapılıyor. Safran Han yorgan, Mercan Çukur Han’da örgü atölyeleri var. Deniz tutkunlarının, denizcilikle ilgili malzemeleri bulabileceği adres ise Cebeci Han… Cevahir ve Sandal Bedesteni, şamdandan saate, gümüş yemek takımlarından işlemeli bardaklara kadar birçok değerli eski eşya satan antikacılarla dolu. Mücevher yapımı ise Zincirli Han’da gerçekleştiriliyor. Çarşı içinde öne çıkan diğer hanlar ise şöyle:

Çuhacı Hanı: Kapalıçarşı Varakçı Sokak çıkışında yer alan ve tarihi çok eskilere dayanan Çuhacı Han’da genellikle altın imalatçıları bulunuyor. Damat İbrahim Paşa’nın yaptırdığı handa yaklaşık 350 tane kuyumcu dükkanı var. Geçmiş zamana ait anekdotlar bugün hala devam eden geleneklerin nasıl oluştuğunu gözler önüne seriyor: “Yıllar önce en iyi kuyumcu atölyelerinin bulunduğu Çuhacı Han’da kuyumcular, işlerinin bitimince evlerine giderken ellerini kollarını hanın ortasındaki bir çeşmede yıkarlarmış. Günün birinde çeşmeye altın parçası kaçmış. Çuhacı Han seferber olmuş, altını çıkarmak için çeşmeyi kırmışlar. Altını çıkarmışlar ama bir de ne görsünler yıllar yılı kuyumcuların ellerine yapışan altın tozları çeşmenin borularına birikmiş. O gün borulardan kilolarca altın çıkarmışlar. İşte o gün bu gündür hiçbir kuyumcu elini alelade bir çeşmede yıkamamış. Atölyedeki bir leğende sodalı bir suda yıkar olmuş, leğenin altında altın tozları birikir yılsonunda belki 200-300 gram altın çıkartılır diye.” Bugün hala geçerliliğini koruyan bir sınama tekniği ise şöyle: “Dükkana bir çırak alındığında önce sınanır. Hırsızın arzsın yeri yoktur atölyelerde. İlk iş olarak tartının tozunu almasını isteyen usta, tartının altına önceden birkaç gram has altın bırakır ve dışarı çıkar, çırak eğer tozu alırken altını cebine atar hiçbir şey yokmuş gibi davranırsa hemen işten çıkartılır. Yok eğer saklar da ustası dönünce ustasına verirse güvenilir olduğu anlaşılır. İşine devam eder, o da günün birinde usta olursa çıraklarını aynı sınavdan geçirir.”

Büyük Yeni Han: Çakmakçılar Yokuşu’nda bulunan Büyük Yeni Han’da tülbent, basma gibi tekstil ürünleri satılıyor. En çok gümüşçü ve havlucular iş yapıyor. 18. Yüzyılda 3. Mustafa tarafından yaptırılan han, bugün az sayıda iş yeri ve dükkana ev sahipliği yapıyor. Handa yer alan dükkanlar ağırlıklı olarak gümüşçü, havlucu ve eşarpçılardan oluşuyor.

Sümbüllü Han: İçinde tarihi bir çeşmenin de yer aldığı Sümbüllü Han’da konfeksiyoncular yer alıyor. Sümbüllü Han’ın bugün birçok bölümü günümüze kadar ulaşamamış ve yıkılmış durumda.

Büyük Valide Han: Çakmakçılar Yokuşu’nda bulunan han, tekstil sektörüne ev sahipliği yapıyor.

Zincirli Han: Yaklaşık 50 dükkanın yer aldığı Zincirli Han’da bugün, büyüklü küçüklü birçok kuyumcu, halıcı ve avizeci müşteri bekliyor.

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı