• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram

Ufuk Boy’un Seyir Defteri’nden…

Ufuk Boy’un Seyir Defteri’nden…

HABERLER | 21 Temmuz 2015 - 11:27

Doğanın sunduğu malzemeler ilham verdi...
Ufuk Boy’un çocukken babasının atölyesinde tanıştığı metal materyaller önce meraka, yaşamın kendisine getirdiği tesadüfler ve doğanın sunduğu malzemelerden ürettiği sanat eserleri şimdi de yaşam biçimine dönüşmüş durumda. Ufuk Boy şu anda çalışmalarının hayat bulduğu Bodrum merkezindeki Gerence Sokak’ta yer alan Atölye Artelle’de çalışmalarını sürdürüyor. Kendi oluşturduğu tarzında hep daha iyisini arayarak geçirdiği keyifli bir süreç yaşayan sanatçının kendi deyişi ile Seyir Defteri’ne yazacaklarını biz de merakla takip edeceğiz. Bodrum için kolay erişilebilir bir yerde bulunan ve dolayısıyla her gün farklı ziyaretçilerin uğrak noktası olan bu atölyenin kapılarını sizin için araladık:

Sayın Ufuk Boy bize kendinizi tanıtır mısınız?
1966 Yılında İzmir’de doğdum. Çocukluğumun bir kısmı da Lüleburgaz’da geçti. 1989 Yılında Bodrum’a geldim. Fotoğraf çekmek, bisiklete binmek, kitap okumak ve doğada uzun yürüyüşler yapmaktan hoşlanırım. Bu yürüyüşlerde topladığım malzemeler ve bakış açısı bugün işime yön veriyor. Nisan 2015’de Ara Güler’in iki fotoğrafını yorumladığım “iki fotoğraf iki yorum” adlı işlerim karma sergide yer aldı. 13 Yaşında bir kızım var.

Sanat ile ilgilenmeye başlama öykünüzü de merak ediyoruz.
Doğa’da ilgimi çeken malzemeleri toplayarak primitif hayvan figürleri oluşturmaya başladım. Rüzgar ve deniz kumsala savurduğu doğal malzemeleri adeta bir küratör gibi önünüze seriyor. Kumsalı gezerken hepsinin farklı bir hikayesi olduğu canlanmaya başladı. Önce bu hikayeleri dinledim. Ardından kendi kurduğum hikayelerin yeni aktörleri oldular. Atık malzeme sadece kumsal ile sınırlı değil, hurda malzemeler arasında gezerken de aynı şeyleri hissediyorum. Bir malzeme sizi uzun süre çalıştıktan sonra diğer bir tür ile tanıştırıyor, ahşap ile kullandığım bir tel sonraki çalışmaların ana materyali oluveriyor.

Malzeme ile belirli bir süre çalışmadan onu tanıyamıyorsunuz. Üretilen ortaya çıktığı zaman özeleştiri başlıyor. Bir süre sonra hangi malzeme ile ne yapılır kavrayarak, malzemenin sınırlarını görmüş oluyorsun. Doğal ahşap ile yapılan işler sıcak silikon ve çivi ile sabitleniyor, gönderdiğiniz kişi elinden düşürdüğü anda ürünün bozulma riski yüksek. Bahsettiğim nedenlerden ötürü daha kalıcı işler yapılacak malzemeleri tercih ediyorum, kırılgan olmayan uzun ömürlü olanları...



Yaptığınız sanat türünden söz eder misiniz?

Yaptığım işler sanat eseri mi değil mi buna sanat eleştirmenleri ve izleyiciler değerlendiriyor. Yaptığım işlerde estetik, anlatım ve özgün biçim oluşturma arasında bir denge yakalamaya çaba gösteriyorum.

Çalıştığınız materyallere ve çalışma şekline nasıl karar verdiniz?
Metal türevleri ve tel deyince çocukluğuma gidiyorum; 13-14 yaşlarında yaz tatilinde Babamın kaporta atölyesinde çıraklık ile başladım. Metal, hurda, tel, gibi malzemeleri kaynak ile birleştirerek bisiklet modifiye ederdim. Bu malzemeler ile ilk kez o zaman tanıştım, bu bilgiler bugün yaptığım işlerin temelini oluşturuyor. Kullandığım malzemenin dönüşüm öyküsünden bahsetmiştim, kullanılan malzeme zamanla doğal olarak değişebilir. Tasarlanan objenin kullanılacağı alan malzeme seçiminde sizi yönlendiriyor.

Kendinizi ifade eden ve mutlu olduğunuz bir çalışma ortamında olmak sizi kişisel olarak nasıl besliyor?
Tasarım ve üretimi her geçen gün daha çok benimsiyor ve seviyorum. Her materyal ile çalışırken onun yapısı, sertliği, keskinliği, ağırlığı, kokusu ve izi gibi ona has olan özelliklerini tanıyorum. Öğrendikçe gelişiyor genişliyor evren. Öğrenmek kavramı benim için yeni perspektifler bulmayı / arayışı simgeliyor. Bu da üretme ve ifade etme kurgusunu değiştiriyor, yeniliyor. Yaptığım işler bu yolculuğun farklı durakları gibi düşünülebilir. Bugüne dair söylediklerim, uğradığım, geçtiğim şehirlerden getirdiklerim. Asıl olan “yön ve yolculuk”... Yarın; önceden bilinemez zamanda yaşayan gidilmemiş bir sürü şehir anlamına geliyor. Seyir defteri her gün biraz daha büyüyor yazdıklarım kadar yazmadıklarım ile. Yazılanlar yüzeye çıkanlar, yazılmayanların görüntü ve dile getirilmesi kolay olmuyor. Birtakım simgeler ile anlatımı deniyorum.

Kendi alanınızda daha neler yapmak istiyorsunuz. Bir hedefiniz var mı?
Tasarımda özgün bir çizgi yakalamak birinci hedefim. Tasarım etki ve tepki sonucu oluşuyor. Yaşamdan etkilendiğiniz oranda tepki veriyorsunuz. Bu iki kavram dengeli olduğu takdirde iyi işler çıkarabiliyorum. Sadece tepki tarafına kaydığımda kendimi tekrarlamaya başlıyorum. Dolayısıyla çalışmak kadar yaşamak da önemli.

Atölyemde yeni bir sergi serisine başlıyoruz. Pop-up olarak tasarladığımız bu sergiler iki gün ile sınırlı olacak. İlk sergi 24 Temmuz’da yapılacak. Bettina Franckenberg, Doğu Çankaya ve benim katıldığım karma bir sergi olacak. Bu sergiye Bettina kumaş ve kağıt, Doğu resim ve heykel, ben de tasarladığım metal objeler ile katılıyorum.

2016 Bahar aylarında ilk kişisel sergime hazırlanıyorum.

 

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı