• Twitter
  • Facebook
  • Youtube
  • Instagram

Bir taksi şoförünün gözünden insan manzaraları

Bir taksi şoförünün gözünden insan manzaraları

HABERLER | 06 Temmuz 2015 - 09:26



Taksici Şevket'den sıradışı sergi

Taksici Şevket ve “Gecenin Öteki Yüzü”

Taksiden görünen kadrajlar…

Taksici Şevket: Gece gündüze benzemez

Biraz sanat, biraz hayat… Memleketimden insan manzaraları

Gecenin karanlığı, şehrin sokaklarına taşan acıları, yoksulluğu, yalnızlığı örtmeye yetiyor mu? Biz evlerimizde rahat rahat otururken, geç saatlerde sokaklarda evsizlerin nasıl yaşadıklarını görebiliyor muyuz? Taksi şoförü Şevket Şahintaş da iki yıl öncesine kadar bu sorularla hiç yüzleşmemişti. Ta ki geceleri taksi şoförlüğü yapmaya başlayana kadar... Gördüklerinden etkilenince “Onlar için ne yapabilirim” diye düşünüp, daha önce hiç fotoğraf çekmediği halde bir fotoğraf makinesi aldı ve başladı çekmeye. Şevket Şahintaş ile evsizler, çektiği fotoğraflar ve idealleri üzerine konuştuk. 

Öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz? 
Evliyim, iki çocuk babasıyım. Taksiciyim. Özellikle geceleri taksicilik yapıyordum. Sokaktaki insanlarla yüz yüze gelmeye başladığım zaman işte bu zamandı; 2005 kışı... Evsizlerin üşüyerek, titreyerek, inleyerek uyumaya çalıştıklarını görünce, onları gözlemlemeye başladım. Biz onları gündüz görüyoruz. Sanki gündüzde kalıyorlar, sanki onların gecesi yok gibi. Asıl problemleri gece idi. Sonra ‘ne yapılabilir’ derken bir makine alıp çekebilirim dedim. 

İlk çektiğiniz fotoğraflarda duygularınız nasıldı, nasıl tepkiler aldınız? 
Gördüğüm ilk anda karar verdim ve fotoğrafladım. İyi bir fotoğrafın her şeyi anlatması gerektiği, altına fotoğrafçının yorum yazmaması gerektiği söylenir. Benim fotoğraflarımın birçoğunda altına kesinlikle yorum yazılması gerekiyor, çünkü fotoğraflarım her şeyi yansıtmıyor. Çok soğukta fotoğraflar çektim ve bu, fotoğrafa yansımadı. Oradaki insanın üşüdüğünü görüyorsunuz ama benim o hissettiğim soğuk yansıyamazdı. Bir fotoğraf vardı; adam kaldırımda uyuyordu, kendinden geçmişti, kış ayıydı. Üç kare çekebildim, elim dondu; o kadar büyük bir ayazdı. Sonra o fotoğrafa ertesi sabah gelip sıcak evde baktığımda, o soğuk yoktu fotoğrafta. O andaki soğuğu, insanın psikolojisini, karnının aç olup olmadığını, ne kadar sevgisiz olduğunu fotoğrafta göremiyorsunuz, bu yüzden tam anlamıyla yansıttığını söyleyemem. 

Aileniz nasıl karşıladı fotoğraflarınızı, destekledi mi? 
Tabii desteklediler. Onlardan güzel tepkiler aldım. İlk aylar çok zor oldu. Normalde de çok üzüldüğüm bir konu olduğu için bu adamların kışın nasıl yattığı aklıma gelmezdi. Kimsenin de aklına gelmez, çünkü gördükleri yerde kalıyor insanlar. Ben fotoğraf karelerinde o insanları eve götürmeye başladım. Bir de ciddi anlamda psikolojik bir buhrana girdim o insanları gördükçe. Çok ileri derecede olduğunu hissediyordum ama eve yansıtmamaya çalıştım. Sabah gelince fotoğraflara bakıp ağlıyordum. Çok büyük çaresizlik hissediyordum. Bu insanları sadece ben görüyorum diye düşünüyordum. Başka hiç duyarlı insan yok diye düşünüyordum ama bugün itibariyle tabii öyle düşünmüyorum; gerçekten çok duyarlı insanlar var. Daha sonra beni ayakta tutan da bu oldu, yalnız olmadığımı hissettim. Yüreği benimle aynı olan bir sürü insanın olduğunu gördüm. 

Toplumda da bir alışma ve kanıksama var galiba... 
Evet çok kanıksanmış, onu her zaman söylüyorum. Örneğin yolda giderken elektrik direği görüyorsunuz normal, araba görüyorsunuz normal, kapı görüyorsunuz normal, o sırada orada bir adam görüyorsunuz perişan bir halde, o da normal geliyor. Elektrik direği, taş, kaldırım gibi geliyor. O bana çocukluğumdan beri normal gelmiyor, o zamanlar da normal olmadığını biliyordum. 

SON BİR YILDIR HİÇ KİMSEYE NASIL OLDU DA SOKAĞA DÜŞTÜĞÜNÜ SORMUYORUM. ÇÜNKÜ BU YÜKÜ TAŞIYAMIYORUM
İlk zamanlar fotoğrafını çektiğim insanlarla çok konuşuyordum, depresyona girme nedenlerimden biri de o oldu. Onları dinliyordum ve dertlerini alıp geliyordum eve. Normal bir fotoğraf çekmenin etkisiyle o insanların hayatlarını alıp gelmenin etkisi çok farklı. Şu anda sadece müsaade alıyor, çok kısa ve öz konuşuyorum. Hayatları ile ilgili çok fazla şey alınca onu taşıyamayacağımı gördüm. O yüzden son bir yıldır hiç kimseye nasıl oldu da sokağa düştüğünü sormuyorum. 

UYURKEN ÇEKTİKLERİM HARİÇ, HEPSİNDEN İZİN ALDIM
Gazeteci olup olmadığımı, fotoğrafları ne yapacağımı soruyorlar. Ama ikili ilişkilerim çok iyi. Zannediyorum, uyurken çektiklerim hariç hepsinden izin aldım. Mesela yaşlı bir amcaya yaklaşırken -ki zaten hepsine çok sevecen ve güler yüzlü yaklaştım- fotoğraf makinesini göstermiyorum; onun hoşuna gidecek bir şeyler söylüyorum, sigara çok iyi bir köprü olabiliyor. Yani fotoğraf çekmeye gelmiş gibi yaklaşmıyorum, önce biraz konuşuyorum sonra çekiyorum. 

FOTOĞRAFINI ÇEKMEK İSTEYİP DE ÇEKEMEDİĞİM ANLAR DA OLUYOR
Onu çok yaşıyorum. Müşteriler öyle bir şey beklemiyor tabii ama çektikten sonra durumu anlatınca çok takdir ediyorlar. Ama çekmek isteyip de çekemediğim anlar da oluyor. O anki müşterinin acil bir durumu varsa olmuyor tabii. 

BU FOTOĞRAFLARDAN YOLA ÇIKILARAK YAPILABİLECEK ŞEYLER BENİ HEYECANLANDIRIYOR
Benim fotoğraflarımda kurgu yok, öyle fotoğraflar oluyor ki ben “tamam yeter” deyip bırakmış olsaydım, “şu poz çekilmeyecekti ve o poz görülmeyecekti” diye düşünüyorum. Geçen hafta çektiğim iki fotoğraf, bana göre çektiğim fotoğrafların en iyileri arasında. On gün önce fotoğraf çekmeyi bırakmış olsaydım o iki fotoğraf olmayacaktı. Bu fotoğraflarla insanları etkileyeceğim için en iyilerini, en çarpıcılarını üretmeye çalışıyorum. Eğer burada bunu başarabilirsem başka şehirler ve ülkelerde de yapanlar çıkabilir. Bu fotoğraflardan yola çıkılarak yapılabilecek şeyler beni heyecanlandırıyor. 

İLK GÜNLER SADECE ÇARPICI FOTOĞRAF PEŞİNDEYDİM, AMA ŞİMDİ…

Günlük olarak çalışmak zorundayım. İlk günler sadece çarpıcı fotoğraf peşindeydim, şimdi “insanları etkilesin ama sanatsal da olsun” diye uğraşıyorum. Çünkü sanatsal olursa fotoğraf sanatçıları ilgi gösterirler, hiç kimse gündeminde tutmasa onlar mutlaka tutar ve ben yine amacıma ulaşmış olurum. Nasıl bir final istediğim soruyor sürekli olarak. Benim final yapabilmem için, Evsizlerin kışın toplanabilecekleri yerler yapılmalı. Bu konuyu o yüzden canlı tutacağım. İnanıyorum ki yetkililer gereğini yapacaktır. Sokakta yatan evsizlerden biri diyor ki; “Bizi sadece kar yağınca topluyorlar, kar bitince geri bırakıyorlar”. Sadece kar yağınca değil ayazda da kışta da kalabilecekleri yerleri olmalı. Bir adam vardı yine sokakta yaşayan, bir buçuk yıl arayla fotoğraflarını çekmiştim. “Sen niye gitmiyorsun” diye sorduğumda, gazetecilerin geldiğini ve rahatsız olduğunu söyledi. Bunun şova dönüşmesini de ahlaki bulmuyorum. “Bakın ben bunları topladım, gelin çekin” demeyi ahlaki bulmuyorum. Orada bir sürü insan, belki kendi hayatlarının yanlışlarıyla sokağa düşmüş olabilir, ama eşinin dostunun kendisini böyle görmesini istemiyor da olabilir. 

SON OLARAK…

Evet o bir taksi şoförü. Ancak herhangi bir taksi şoförü değil. Biz uyurken çektiği gece fotoğrafları ile üniversite arşivlerine giren, dünya basınını röportaj için Türkiye’ye getiren, yurt dışındaki sergilerde Türkiye’yi temsil eden ve Kültür Bakanlığı ile Avrupa Birliği’nin desteklediği belgeseli çekilen bir taksi şoförü.

 

Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Yukarı